Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel KESK sözcüsü Şengül; 3 Çocuk kadını köleleştirir

KESK sözcüsü Şengül; 3 Çocuk kadını köleleştirir

KESK Şanlıurfa Şube Kadın Platformu Dönem Sözcüsü Özlem Ulutaş Şengül “Kadına şiddet” nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

Giriş Tarihi: 25 Kasım 2011 Cuma 10:46
KESK sözcüsü Şengül; 3 Çocuk kadını köleleştirir
Kadınlara yönelik şiddettin tarihçesine değinen Şengül; “Mirabel kardeşlerin Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo, diktatörlüğü tarafından tecavüz edilerek katledişlerinin üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti Yine de yeryüzünün her yerinde kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Bugün tüm dünyada kadınların yarısından fazlası şiddete maruz kalırken Türkiye’de her gün 5 kadın öldürülüyor.  Fiziksel şiddetin yanı sıra cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet de kadınlar için ev iş yeri sokak hiçbir mekân ayırt etmeksizin hayatı çekilmez hale getirmeye devam ediyor” dedi.

 

“AKP HÜKÜMETİ SAMİMİYETTEN UZAK!”

Kadınların çalışmayla daha özgür olacağını, evinde oturan kadının bağımlı olacağını ve AK Partinin bunu öğütlediğini vurgulayan sözcü Şengül, sözlerini şöyle sürdürdü;      “AKP hükümeti bir yandan yasal düzenlemelerle kadının adını bakanlıktan çıkararak kadının adına bile tahammül edemediğini gösterirken diğer yandan kadına yönelik şiddetle ilgili yasal düzenlemeleri gündemde tutuyor. Bununla beraber N.Ç davasında olduğu gibi yargı kararları kadının aleyhine işlemeye devam ediyor. Kanunlar kadınları korumaya yetmiyor!

Kadınlara” üç çocuk” doğurmayı öğütleyerek “kadının yeri evidir” gibi  söylemlerle kadının kendi bedeni ve yaşam biçimiyle ilgili kadın iradesini hiçe sayan yaklaşımlar AKP hükümetinin samimiyetten  ne kadar uzak olduğunu gösteriyor” dedi.,

 

“ÇATIŞMA VE SAVAŞ KADINLAR İÇİN DAHA ŞİDDET ANLAMINA GELİYOR!”

 Özlem Ulutaş Şengül sözlerini şöyle devam ettirdi; “ Biz kadınlar,   şiddetin en uç noktası olarak savaşın kadınlar için tecavüz, göç, evlat acısı ve daha pek çok acının kaynağı  anlamına geldiğini gayet iyi biliyoruz Ne yazık ki bugün bir iktidar aracı olarak şiddet başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların “çözümünde” temel bir yöntem olarak uygulanıyor. Bu durum kadına yönelik şiddeti de besliyor, “meşrulaştırıyor” Çatışmalı ortam kadınların kategorize edilmesine olanak sağlarken; kadın profilleri çizilerek; kadınlar bir taraftan karşı karşıya getirilmek: bir taraftan da hedef haline getirilimsek isteniyor.

 

“VAN DEPREMİ EN ÇOK KADINLARI VURDU!”

Yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği Van depreminde kadınlar daha yaralarını sarmadan dondurucu soğuğa yoksulluğu, açlığa ve sefalete karşı çocuklarını ve ailelerini hayatta tutmak için durmaksızın çalışıyorlar. Yemek yapma, temiz su bulma, çamaşır yıkama; hasta, yaşlı ve çocuk bakımı gibi işlerin tamamı kadınların sırtında. Doğal afet ekonomik şiddetle birlikte kadınlar için dayanılmaz bir hayatı beraberinde getirmiş durumda. Devletin bir an evvel Van’da kalıcı çözümler üretmesi gerekiyor.Aksi taktirde Van’da kadın ve çocuk ölümleri depremden sonra Van’ı tekrar vurabilir.

 

EKONOMİK ŞİDDET

Kadın istihdamının son 20 yılda % 10 daraldığı, her üç kadından birinin işsiz olduğu ülkemizde kadınlar herhangi bir sosyal ve ekonomik güvenceleri yoksun. Şiddete maruz kalan kadınlar böylesi bir güvenceleri olmadığı için yaşadıkları şiddet karşısında susmaya mecbur kalıyorlar. Hasta,yaşlı ve çocuk bakımı,yemek temizlik ..vb ev içi emek ise görünmezliğini sürdürüyor.Bu işler toplumsal cinsiyetçi iş bölümüne göre kadınların doğal görevleri olarak görülüyor.

        Öte yandan istihdam içinde yer alan kadınların önemli bir bölümü düşük ücretli işlerde, iş güvencesinden yoksun olarak çalışıyor. Esnek ve kuralsız, çalışma biçimleri hızla yaygınlaşırken kadınlar bir taraftan ev içinde diğer taraftan iş yerinde süren ikili vardiya altında sürekli eziliyor. Bugün kamusal alanda uygulanmak istenen neo-liberal politikalarla kamusal hizmetler paralı hale getirilmeye çalışılıyor. Bu durumun kadınların eğitim, sağlık gibi temel haklardan yoksun kalmasını da beraberinde getireceği gayet açık.

 

 İŞ YERİNDE CİNSEL TACİZ

 Eğitim ve bilim emekçilerinin yarısını kadınlar oluşturuyor. Eğitim emekçisi kadınlar iş yerinde en fazla mobing, cinsel taciz gibi sorunlar yaşıyor. Biz eğitim emekçisi kadınlar olarak;  Avrupa Komisyonu’nun “İşyerinde Kadın ve Erkeklerin Onurunun Korunması Hakkında 27.11.1991 tarihli Tavsiye Kararı”nda: ‘İşyerinde cinsel nitelikli istenmeyen davranışın üstün veya astın yapmış olması, cinsel tacizin varlığı bakımından bir farklılık yaratmaz’ denilerek cinsel tacizin önlenmesi ve mağdurun korunmasında izlenmesi gereken ilke ve yöntemlerle, cinsel tacizin fiziksel veya sözlü ya da sözsüz şekilde gerçekleşebileceğine de dikkat çeken tavsiye kararına uyulmasını istiyoruz.

 

Bizler KESK’Lİ kadınlar olarak, kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesi için cezaevinde tutuklu bulanan KESK’Lİ kadınlarla dayanışma amacıyla kart gönderdik kadınlarla ortak mücadele etmeye; kadrolu ve güvenceli çalışma için örgütlenmeye kararlıyız.

Kadına yönelik her türlü ayrımcılığa ve şiddete son ! Yaşasın kadın mücadelesi!

 www.balikligol.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Şanlıurfa Siverek'te kuduz alarmı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com