Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Türkiye Kazalarda sadece sürücümü hatalı olur

Kazalarda sadece sürücümü hatalı olur

Giriş Tarihi: 9 Şubat 2011 Çarşamba 10:42
Kazalarda sadece sürücümü hatalı olur

Trafik kazalarında fatura sürücüye kesiliyor. Araçlar ve yollar kusursuz kabul ediliyor. Otomotiv sektörü Sanayi Bakanlığı'nca denetleniyor ama ne kamuda ne dernekte bağımsız birim yok. İş firmanın insafına kalıyor.

Hakan GÖKSEL'in haberi

Türkiye'de lokomotif sektörlerden biri otomotiv! Hem sanayisi hem de yan sanayisi ile sektörler arasında Türkiye'nin gözbebeği oldu!

Ekonomi yönetimince kriz dönemlerinde en büyük desteği alan sektörlerden biriydi. İhracat ve ithalatıyla rekorlar kırdı. Hatta bugün Türkiye’de her 5 kişiye 1 otomobil düşüyor.

Türkiye için çok önemli olan sektörde, otomotiv şirketlerinin kendi bünyeleri dışında ne devlet kanadında ne de derneklerde özel otomotiv birimi yer almıyor. 

Türkiye’nin gurur kaynağı sektörde markaların tamamı yabancı ve Türkiye’nin kendine ait markası yok. Türkiye bugünlerde yerli otomobili nasıl üreteceğinin hesaplarını yapıyor. Türkiye’nin bu sektördeki en büyük eksiği ‘bağımsız otomotiv uzmanları’nın olmaması…

Kazalarda tutanakları trafik polisi ya da sigorta şirketleri tutuyor. Araç ya da karayolunda hiçbir hata aranmıyor. Kazalarda aracı inceleyecek bağımsız uzmanlar yok.

Tüm dünyada markalar bu uzmanları bünyesinde bulunduruyor fakat ABD gibi ülkelerde kazalarda bağımsız denetim yapan uzmanlar kazaları incelerken Türkiye’de bu iş markaların insafına bırakılıyor.
Yaklaşık 5 bin parçadan oluşan otomobillerin imalatında; parçaların ömürleri, sağlamlıkları, uygunlukları kusursuz kabul ediliyor. Sorunlu olanları ise firmalar ‘sessiz sedasız kendi içinde’ hallediyor.

TRAFİK KAZALARI

Türkiye’deki trafik kazalarının nedenleri farklı olmasına rağmen fatura her zaman sürücülere kesiliyor. Kaza sonrası raporlar trafik görevlileri tarafından tutuluyor. 8 puanlık suçun 8’i de kullanıcı hatasına yükleniyor.

Karayollarının ve de araçların yüzde 100 kusursuz kabul edildiği Türkiye’de, kazalarda yolun ya da aracın suçlu olduğunu ortaya koyabilmek için uzun soluklu mücadele azmi, zaman ve para gerekiyor. Haklı çıkmak ise deyim yerindeyse binde bir gerçekleşebilecek bir ihtimal…

TEK SUÇLUSU NEDEN SÜRÜCÜ?

Bazı trafik kazaları oluş biçimleri ile dikkat çekiyor. Türkiye’de ilginç kazalardan biri hemzemin geçit kazaları! Araç sürücülerinin beyanlarında, ‘aracın motorunun durduğu’ gibi iddialar gazete ve televizyon demeçlerinden ileriye geçemiyor ve mahkemeye intikal etmedikçe tutanaklara bile girmiyor.

Bu konuda ‘manyetik alan’ ile ilgili bilimsel çalışmalar ortaya konulmasına rağmen dikkate bile alınmıyor.

Kazalardaki fren mesafeleri ya sürücü intikal zamanına ya da aracın bakımının yapılmamasına bağlanarak fatura yine sürücülere kesiliyor.

Park halindeki otomobilin birden frenlerinin boşalması ve kazalara neden olması ya yüke ya bakımlarının yapılmamasına bağlanıyor. Dolaylı olarak fatura yine kullanıcıya çıkıyor. 

Yolcu ya da yük taşıyan en basit araçtan en lüks araca kadar istibdat haddine dair en ufak bir uyarı lambasının bulunması diğer dikkat çeken eksiklerden… 

Airbag sistemi güvenliği ya da seyir esnasında yanan araçlar ve otobüsler için bile firmalar neredeyse suçlanmıyor… Otoyolda seyir esnasında hiçbir neden yokken aracın takla atması gibi olayların tek sorumlusu olarak sürücüler gösteriliyor. Bu tür kazalarda araçlar incelenmiyor.

Hararet gibi araç için hayati önem taşıyan uyarı lambalarının yanmak dışında, sesli ikaz ya da yanıp sönen gibi erken tedbir almaya yönelik bir sistem bile yıllardır yapılmış değil…

Sürücülerin tartışmasız yüzde 100 suçlu kabul edildiği Türkiye’de yollar ve araçlar sıfır kusurlu olarak kabul ediliyor.

GERİ ÇAĞIRMALAR

ABD , Japonya, İsveç  gibi gelişmiş ülkelerde son dönemde dünya devi markaların geri çağırmaları gerçekleşti. General Motors’tan Toyota’ya, Honda’dan, Ford’a, Chrysler’den Suzuki’ye, Volvo’dan Nissan’a birçok dünya devi marka birbiri ardına bazı modellerini geri çağırdı.

Araçların tamamında imalat sorunundan kaynaklanan ve hayati önem taşıyan sorunlar vardı. Araçlar tüm dünyaya duyurularak geri çağrıldı ama Türkiye'de benzer uygulamalar gizli gizli yapılıyor ve firmaların inisiyatifinde...

 
BAKANLIK SORUMLU AMA ÖZEL BİR BİRİM YOK

Sanayi Bakanlığı yetkililerden görüşlerine başvurduğumuz, Sanayi Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Coşkun Kokul, şu anda geri çağırma konusunda sorumluluğun Sanayi Bakanlığı’na ait olduğunu ifade etti.

Otomobil markalarının kendi içerisinde de denetimler olduğunu ifade eden Kokul; bu konuda çalışmalarını çeşitlendirdiklerini söyledi.

Kokul, mevzuata göre sorumlunun Sanayi Bakanlığı’nda olduğunu ama otomotivde geri çağırmalarla ilgili ayrı bir birimin bulunmadığı bilgisini verdi.

Diğer sektörlerde geri çağırmalar ve toplatmalar olmasına rağmen otomotivde bakanlıkça gerçekleştirilen geri çağırma olmadığını ve Türkiye’de kontrolün imalat süreci öncesinde yapıldığını anlattı.

 Kokul, araçların TİP onaylarının alınması ve mevzuatta öngörülen güvenlik testlerine tabi tutulduğunu belirtti.

Konuyla ilgili Yönetmeliklerin de bulunduğunu belirten Kokul büyük çoğunluğun Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomi Komisyonu yönetmelikleri olduğunu ve bunlara uygunluk arandığını ekledi.

GERİ ÇAĞIRMALAR FİRMALARIN İNSAFINA KALIYOR

Otomotiv Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ercan Tezer, otomotiv sektöründe servise gelen araçların verilerinin kontrolünün yapıldığını ve servise gelen araçların arızalarının sistematik olarak raporlandığını ve bu raporların şirketlerdeki otoriteler tarafından izlendiğini belirtiyor.

Tezer “Bazı ürünlerde sistematik hatalar görülürse, burada imalat hatasına rastlanır ve geri çağırmanın temelinde bu vardır. Durup dururken araç çağrılmaz bunlar müşteri şikâyetleri oldukça dikkate alınır. Ya da firma kendi içinde yapacağı denetimlerde yakalar… Bunlar toplanır belirli bir sınırı aştığı zaman geri çağrılır” dedi.

YASAL SINIR YOK MARKA BELİRLİYOR

Söz konusu imalat hataları ile ilgili araç sayısı sınırının yasal olup olmadığını sorduğumuz Tezer, yasal herhangi bir sınır olmadığını bu sınırın markalarca belirlendiğini söyledi.

Kritik sınırın firmaların inisiyatifinde olduğunu anlatan Tezer “Kritik sınıra markalar karar veriyor. Tabi hiçbir firma kendi imajını kirletmek istemez. Şirketlerde kritik değerler vardır şirketten şirkete değişir.
O sınır aşıldığı zaman o ürünün o modeli ile ilgili incelemeler yapılır. Belirli motor ve şasi numarasına göre araçlar problem için telefon ya da mektupla çağırılır. Program ayarlaması ya da parça değişimi yapılır” dedi.

Rekabet ortamında bu tür söylentilerin çok hızlı yayılacağını söyleyen Tezer şirketlerin bunu göz ardı etmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Türkiye’de mevzuata girmeyen arızalar geri çağırmalarda dikkate alınmayabiliyor.

Sanayi Bakanlığı’nda olmadığı gibi dernekte de otomotiv için ayrı bir geri çağırma birimin olmadığını teyit eden Tezer “bu doğrudan doğruya şirketlerin ürünlerinin geleceği ile ilgilidir.

Bir müşteri memnun olursa diğerini getirir memnun olmazsa onlarcasını götürür. Arızayı saklamak üreticiyi kurtarmaz. Bunu mevzuat çerçevesinde geri çağırarak gerekeni yapar.  ” dedi.

DÜNYADA AÇIK AÇIK TÜRKİYE'DE GİZLİ

Dünyada olduğunu gibi Türkiye’de de birçok geri çağırma olduğu bilgisini veren Tezer bunların komuoyuna açıklanmadığı müşterilere çeşitli yollardan ulaşıldığı anlattı. 

Geri çağırmaların tüm dünyada duyurulurken neden Türkiye’de hiçbir geri çağırmanın olmadığını sorduğumuz Tezer, Türkiye’ye hiçbir farklı muamele yapılmayacağını, aynı modelin farklı ülkelerde farklı özellikler gösterebileceğini ve arızaların da ülkelere göre değişebileceğini söyledi.

Toptan bir geri çağırmanın mümkün olmadığını ve sorun varsa o seride üretilen belli bir araca ilişkin ve parçanın kullandığı araca ilişkin değişiklik görülebileceğini vurguladı.

Tezer’in verdiğini bilgiye göre Araç üretimlerinde parçaların farklı şirketlerden alınabileceğini niteliğine göre, model değişikliğine göre hesaplamalar yapılır ve gerçek arızayı taşıyan araçlar geri çağrılıyor.

RESMİ BİRİME İHTİYAÇ YOK

Tezer, araçlarla ilgili denetim yapacak resmi bir birime ihtiyaç olmadığını, marka kendi kendini denetleyemezse bunun bağımsız kuruluşlarca hiç yapılamayacağını iddia ediyor.

Türkiye’de üretilen ile ithal edilen araçlar arasında fark olmadığını ifade eden Tezer, aynı standartlarda üretim yapıldığını ifade ediyor.

 Türkiye’nin ürettiği birçok ürünü ihraç ettiğini ifade eden Tezer, Türkiye’de ikinci sınıf araç üretiminin söz konusu olmadığının altını çizdi.

Bir otomobilin ortalama 5 bin parçadan oluştuğunu ve bunların muhtelif kaynaklardan geldiğini söyleyen Tezer, meselenin arızanın tespiti değil bütün sorunlu araçlarda arızanın giderilmesi ile ilgili faaliyetin önemli olduğunu söyledi.

Hukuki düzenlemeleri de sorduğumuz Tezer, Tüketici Kanunu’nda geri çağırma ile ilgili maddelerin olduğunu söyledi.

hakan.goksel@haber7.com

Haber7

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com