Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel İstanbul’da Kürt, Diyarbakır’da Türk olmak!

İstanbul’da Kürt, Diyarbakır’da Türk olmak!

Tüm olan biteni yok saymak; otuz yıl, hatta Şeyh Sait’ten başlamak üzere yüz yıla yayılabilecek bir tarihi unutarak, “her şeyleri var daha ne istiyorlar?” sorusu sormak bana anlamsız gelmeye başladı…

Giriş Tarihi: 22 Haziran 2012 Cuma 09:37
İstanbul’da Kürt, Diyarbakır’da Türk olmak!
Rotahaber den Siyah TÜRK yazdı, İşte o yazı:

Bugün biraz ezber bozucu bir beyin fırtınası yapmak istiyorum…



Şehit haberlerinin geldiği, terörün yeniden yaz mesaisini başladığı bu sıcak günlerde bazen tersten düşünebilmek, empati yapabilmek çok önem kazanıyor…



Şahinlerin gür seslerini yükselttiği, şiddeti şiddetle beslemekten kendileri beslenenlerin pervasızlaştıkları günlerdeyiz…



Gelin o zaman başlıktaki vurguyu detaylandıralım…



İstanbul’da Kürt olmak…



İş sahibi olmak demektir…



Özgürce yaşamak demektir…



Kazanıyorsa en lüks yerde yaşamak ve en lüks arabalara binmek demektir…



Herkes kadar eşit şansa sahip olarak hayatını sürdürebilmek demektir…



Geçmişte sırf nüfus cüzdanında Güneydoğu illeri yazdığı için vatandaşlarımızın resmi kurumlarda tacize uğradığı günleri yaşadık mı?..



Yaşadık…



İnsanların kökeni rahatça ifade edemedikleri zamanları gördük mü?..



Gördük…



Kürtçe şarkı dinlemenin yasak, Kürtçe konuşmanın suç olduğu yılları geçtik mi?..



Geçtik…



Ama, artık geçtik…



Şu an pek çok dostumun da aralarında bulunduğu Kürt vatandaşlarımızın çok rahatlıkla hayatlarını sürdürebildikleri bir dönemdeyiz…



Peki aynı şekilde Diyarbakır’da Türk olmak nasıldır?..



Yani İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Antalya’da bir Kürdün özgürlüğe Diyarbakır’da, Hakkari’de, Yüksekova’da bir Türk sahip midir?..



Rahatlıkla iş yeri açabilir mi?..



Rahatlıkla Türk olduğunu söyleyerek mahalle baskısı olmadan yaşayabilir mi?..



Açıkçası bilmiyorum, fikrim yok ama gönül rahatlığı için evet diyemiyorum…



Benim kişisel algı ve bilgi eksikliğim olabilir…



Kişisel deneyimlerimi paylaşabilirim, ne zaman Diyarbakır’a gitsem hüsnü kabul gördüm, dostluk gördüm…



Ancak sürekli orada yaşasaydım, gelip geçen bir misafir değil de Türk olarak yaşasaydım neler olurdu bilemiyorum…



Kesinlikle bir ön yargım yok, Diyarbakır’da Türk olmanın ne demek olduğunu bilen Rotahaber takipçileri varsa, yorum yazarlarsa büyük bir keyif alacağım…



Yani eğer iki tarafta da rahat rahat yaşanabiliyorsa, geçmişin acı izleri ve uygulamaları yavaş yavaş uzaklara kayıyorsa biz bugün terörü niçin yaşıyoruz?..



Bir Türk ile eşit şartlara sahip bir Kürt neden bu terörü fiilen, zımmen ya da zihnen destek verir?..



Ya da neden bir Türk her terörist öldürüldüğü haberine onun da kendi ülkesinin bir insanı olduğu gerçeğini unutarak mutlu olur?..



Ölümlerden neden iki taraf da keyif alır?..



Bence püf nokta burası…



Dillere pelesenk olan bir cümle var, “otuz yıllık terör”



Otuz yıl…



Yani terör başladığı yıl doğanlar otuz yaşındalar…



On yaşında olanlar kırk yaşındalar…



Yirmi yaşında olanlar elli yaşındalar…



Otuzun altındakiler zaten terörsüz bir ortamı hatırlamıyorlar bile…



Çocukluğun sadece çelik çomakla, yaramazlıklarlar, topaç çevirmekle hatırlandığı hayatın en harika dönemlerini yaşamayan; bombaların, silahların, ölümlerin gölgesinde büyüyen bir insan topluluğu var…



Tüm olan biteni yok saymak; otuz yıl, hatta Şeyh Sait’ten başlamak üzere yüz yıla yayılabilecek bir tarihi unutarak, “her şeyleri var daha ne istiyorlar?” sorusu sormak bana anlamsız gelmeye başladı…



Adına ister Kürt sorunu deyin, ister terör meselesi fark etmiyor, onlardan tamamen bağımsız bir şekilde şiddetle harmanlanmış bir sosyoloji gerçeğimiz var…



Öte yandan, her beldesinde, her ilçesinde, her ilinde şehit vermiş koca Türkiye var…



Oradaki acı da kolay unutulur cinsinden değil…



Koklamaya kıyamadığı çocuklarının, dağda yürümeyi bile bilmezken dağda savaşmaya gönderilerek ölümlerini gören ana babalar var…



Peygamber efendimizin söylediği gibi, “acıların en büyüğü evlat acısı” tatmış insanlar var…



Bu acıyı iki taraftan da yaşamış ana babalar var…



Türkiye, bu aile ocaklarındaki acıları rehabilite etmenin bir yolunu bulamazsa silahla ya da siyasetle bu işin kolayca çözülebileceğine inancım yok…



Anadilde eğitim de, ekonomik özgürlük de bu acıların yanında teferruattır…



Sosyoloji tedavi edilemezse, tepeden inme çözümler ile bu işin halli çok zor…



Bu kaçıncı intikam yemini, bu kaçıncı “kanları yerde kalmaz” edebiyatı…



Bu kaçınca “devlet silah bırakmaz” efelenmesi…



Sonuç; değişen hiçbir şey yok…



Sonuç; öğrenilmiş çaresizlik…



İstanbul’da Kürt olmak ile Diyarbakır’da Türt olmak aynı anlama gelmediği müddetçe bu işin çözümü ve formülü yok…



Türkiye biraz da işin bu tarafını tartışmalı…



Siyah TÜRK / Rotahaber

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

BAŞBAKANLIK MÜŞAVİRLİĞİNE KUDRET BÜLBÜL GETİRİLDİ

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com