Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya İbrahim Toru'dan Mısır Olaylarına Farklı Bir Bakış

İbrahim Toru'dan Mısır Olaylarına Farklı Bir Bakış

Kanalurfa Yönetim Kurulu Başkanıİbrahim Toru'nun Mısır'da yaşanan katliam ile ilgili köşe yazısı yazdı.

Giriş Tarihi: 19 Ağustos 2013 Pazartesi 16:23
İbrahim Toru'dan Mısır Olaylarına Farklı Bir Bakış

İşte o yazı;

 

Uyan Be Kardeşim!

 

Son günlerde hepimiz derin acılarla yaralanıyoruz. Haber bültenlerinde ilk sırada olan, sosyal medyada ve internette birinci sırada yer alan manzara İslam ülkelerinde ve bilhassa Mısır’da yaşanan olaylardır. İşte bu olaylar bizi derinden yaralıyor ve üzüyor.

Mısır’da Sisi, Suriye’de Esad gibi insanlar bir koltuk uğruna çoluk çocuk demeden, haklı haksız ayırt etmeden Müslümanları dünyanın gözü önünde vahşice katlediyor. Mısır ve Suriye’de büyük zulüm ve vahşet var. Suriyeli yüz binlerce mülteci komşu ülkelerde kamplarda ve çadırlarda yaşam savaşı veriyor. Canlarının derdine düşmüş Suriyeliler çareyi mecburen ülkelerini terk etmekte buluyor. Ya Suriye’de kalanlar? Onlar hangi korku halleri ve psikolojik durumlar içinde yaşıyorlar. Suriye’de mal, can ve namus güvenliği yok.

Mısır’da halkın yüzde elli ikisinin oyu ile devletin başına geçen Mursi’yi darbe ile indiren Sisi ve ekibinin yaptığı zulümlere ve haksızlığa Türkiye ve birkaç ülke dışında dur diyen yok! Uluslar arası siyasi aktörler gözlerini, kulaklarını kapatmış, dillerini tutmuş ve üç maymunu oynuyorlar. Mısır’ı görmüyorlar, duymuyorlar, konuşmuyorlar…

Dikkat edin bütün iç savaşlar, katliamlar ve zulümlerin tamamı Müslüman topraklarında yaşanıyor. Çünkü Müslümanların inancı şer güçlerinin menfaati ile ters düşüyor. Ayrıca Müslümanlar arasında uhuvvet bozulmuş durumda. Müslümanlar Allah’ın emirlerine sadıkane bir şekilde bağlansa ve İslam dininin ipini sımsıkı tutsa belki bugün yaşanan hadiselerin onda biri bile yaşanmayacak.

Batı dünyasındaki siyasi aktörlerin menfaatlerinin odak noktası Müslüman ülkeleridir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde sömürgecilik, İkinci Dünya Savaşından sonra manda ve himaye yönetimleri şimdi ise demokrasi adıyla İslam dünyasını karıştırmaya devam ediyor.

İslam dünyası olarak bizim yanlışımız ise benlik ve enaniyette birbirimiz ile yarışmamız. Güzel hasletlerde birbirimizle yarışmak yerine maalesef kötü huylarda birbirimizin önüne geçmeye çalışıyoruz. Feraset sahibi olmamız gerekirken gözlerimizi kapatmışız, şer odaklarının oyunlarını göremiyoruz. Biz İslam dünyası olarak birlik ve beraberlikten uzak durdukça Müslümanlar üzerindeki zulümler artarak devam edecektir.

İslam ülkelerinde birlik ve beraberliği engellemek isteyenler de az değildir. Özellikle Avrupa’da bazı siyasi kadrolar biliyor ki İslam dünyası bir ve beraber olursa yine bir “Osmanlı Ruhu” ortaya çıkar. Bu sebeple bizi bize kırdırıp, arkamızdan kıs kıs gülmeye devam ediyorlar. Onlar için tek emel, tek amaç Müslümanların bir araya gelmemesi ve İslam dünyasının Osmanlı Ruhu ile dünyaya adalet getirmemesidir.

Tembellik bize yakışmıyor, bölük pörçük yaşamak bize yakışmıyor. Çok konuşuyor az çalışıyoruz. İşte bu sebepledir ki bir arpa boyu yol kat edemiyoruz. Büyük işler başarabilmek için öncelikle boş sözleri ve gereksiz hamasi nutukları bir kenara bırakıp gerçekten çalışmalıyız. Dostumuzu ve düşmanımızı iyi tanımalıyız. Aksi takdirde iyilik yapmak isterken kendimize kötülük ederiz. Evet, iyilik yapmak güzeldir ancak şeytana iyilik yapılmaz.Müslüman ise şeytanlarla kol kola gezmez, gezemez, gezmemelidir. Hele habis ruhlu insan kılıklı düşmanlarımız vardır ki İslam dünyasını en az yüzlerce parçaya bölmek istemektedirler. İşte bu habis ruhlu insan kılıklı yaratıklara karşı her zaman ayık ve teyakkuzda olmalıyız.

Batı dünyasındaki şer odaklarının bir oyunu da bizi mezhepsel ayrımlarla birbirimize düşürmektir. Alevi- Sünni- Türk- Kürt- Arap- Acem ayrımını içimize atıp bir kenardan bizi seyreden şer güçlerin oyunlarını boşa çıkarmak için ilmî yönden ilerlememiz gerekmektedir. Biz bilmeliyiz ki Müslüman için Türk- Arap- Kürt ayrımı olmaz. Allah katında en değerli insan takva sahibi insandır. Peygamber Efendimizin vasiyetini unutmayalım: “Ben size iki emanet bırakıyorum, bunlara sımsıkı sarıldıkça Allah’ın izniyle size hiçbir şey olmaz; birincisi Kur’an-ı Kerim ikincisi Sünnet.” Evet, Peygamber Efendimizin bu vasiyetini göz ardı ettiğimiz için bugün başımızdan dumanlar eksik olmuyor. Biz Efendimizin vasiyetini tam anlamıyor ve yaşayışımıza yerleştirmiyoruz. Nefsimizden uzak durup İslam ipine sımsıkı sarılmalıyız.

Batı dünyasındaki şer odaklarının İslam dünyasını güçsüzleştirmek için elinden geleni yapmasına karşılık biz de elimizden geleni yaparak şerleri def etmeliyiz. Yoksa İslam dünyasındaki horoz kavgası bitmez. Yaralanan ve ölen horozlar da hep Müslümanlar olur. İzleyici durumunda olan şer odakları hem kavgalarımızla eğlenir hem de bizim kavgalarımızdan para kazanırlar.

Bütün Müslümanlara açık çağrıda bulunuyorum: Uyan be kardeşim. Uyan be Müslüman artık! Filmi ve oyunu gör. Ayıl ve güçlü olmak için çalış ve çabala. Her söze kanma, her denileni yapma!
İbrahim TORU

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com