Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya İbrahim Toru; İtiraf Ediyorum, Suçluyum!

İbrahim Toru; İtiraf Ediyorum, Suçluyum!

Kanal Urfa Yönetim Kurulu Başkanı ve iş adamı İbrahim Toru gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. İşte Toru'nun çarpıcı analizi ve itirafları

Giriş Tarihi: 13 Aralık 2011 Salı 11:12
İbrahim Toru; İtiraf Ediyorum, Suçluyum!
Bildiğiniz gibi Şanlıurfa güzel ülkemizin en güzide şehirlerinden biri. Samimi sıcak insanları, binlerce yıllık tarihî ve kültürel birikimi ile dillere destan bir şehirdir. Ancak dünya kurulduğundan bu yana iyi ve kötünün savaşı devam ediyor. Şanlıurfa’da iyi ve kötünün savaşının şiddetle devam ettiği bir memleket. Eğitimsizlik, işsizlik ve belki de en önemlisi kıskançlık gibi açmazlarımız iyi ile kötünün savaşında kötünün çoğu kez galip geldiği düşüncesini uyandırıyor zihnimizde. Belki eğitimsizlik ve işsizliği çözebilirsiniz ancak kıskançlığa bir ilaç bulmak çok zor. Kıskançlık, hasetlik gibi kalbî hastalıkları çözmenin yolu insanların kalbine seslenip onların kalbini kardeşlik duyguları ile yumuşatmakla olabilir ancak memleketimizin haset insanları kalplerini iyi duygulara kapattıkları için onların kalbini yumuşatıp, onları kıskaçlık hastalığından kurtarmak pek mümkün gözükmüyor.

Şanlıurfa günden güne büyüyen, değişen yapısıyla geçmişle bugünü arasında dağlar kadar fark olan bir şehir haline geldi. Susuz arazilerimizin suya kavuşması ile memleketimiz zenginleşti, ticaretin artması ile refah seviyemiz arttı. Dünyaya açılan gözümüzle geçmişimizi çabuk unuttuk. Eskiden fakirimiz çoktu. Şimdi zengini de fakiri de hiçbir şeyi beğenmez hale geldi. Geçmişte yamalı elbiselerimiz vardı. Şimdi ise giydiğimiz elbiseyi beğenmiyoruz. Elbiselerimizi seçerken farklı kombinasyonlar oluşturacak şekilde dolaplarımızı dolduruyoruz. İsrafta had safhaya gelmişiz. Bunu da bir maharet sayıyoruz. Oysa fark edemiyoruz ki biz Urfalılar olarak Allah’ın torpilli kullarıyız. Elimizdeki imkânları gereksiz işlerle ve gösterişle harcamak yerine Cenab-ı Hakk’ın bize nasip ettiği şu cennet ülkenin güzel şehri Şanlıurfa’yı kalkındırmayı düşünsek neler olur neler. Enerjimizi, gücümüzü lüks düşkünlüğü, çevreye hava atmak gibi malayani işlerle harcamamalı en kısa zamanda kendimize gelmeliyiz.

Yabancı hayranlığımız bir başka yara tabiî ki. Her zaman dışarıdan birilerinin gelip bizi kurtarmasını, düzeltmesini bekliyoruz. Sanki elinde sihirli değnek olan ak sakallı bir dede gelecek asasını Urfa’nın kalesine vuracak ve memleket birden bire değişecek, her şey güllük gülistanlık olacak gibi bir düşüncemiz var. Yok kardeşim yok olmaz öyle şey. Her şeye, önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Taşın altına elimizi koymamız lazım. Hatta bazen elimiz de yetmez, gövdemizle taşın altına girmemiz gerekiyor. Gerekirse taşın altında ezilmeliyiz ki gelecek nesillere mükemmel bir Urfa bırakalım.

Bu kadar söylüyorum- yazıyorum da ne oluyor diye bazen düşünüyorum. Çok fazla bir şey değişmiyor tabiî ki… Hatırlar mısınız bilmem, eskiden nam yapmış bazı pratisyen doktorların kapısının önünde insanlarımız kuyruk oluştururlardı. Doktor da ihtisas alanı olmamasına rağmen birçok hastalık hakkında ahkâm keserdi. Ancak ihtisas sahibi ve alanının uzmanı olan bir kısım uzman doktorlarımız da hakkıyla çalıştıkları için piyasada yeterince tanınmazdı. Yani doğruyu söyledikleri için, insanları gereksiz ilaçlarla meşgul etmedikleri için iyi doktor sayılmazlardı. Benim de durumum onlara benzedi. Şehrimiz hakkında yapmış olduğum tespitlerim ve önerilerim, ortada başkaları tarafından atılan çok gereksiz gündemlere kurban gidiyor ve göz ardı ediliyor.

İnsanımız sunî gündemlerle meşgul ediliyor. Maalesef ki insanımız yapacağı işe ve hareketlerine karar verirken aklını % 10 oranında gözünü de % 90 oranında kullanıyor. Aklımız gözümüze inmiş. Surete bakarak zahire inmeden karar veriyoruz. Girişimci ruhumuz yok. Kısa yoldan zengin olmaya çalışan çok insan var memleketimizde. Maalesef emlak piyasası şu anda memleketimizde rant kapısı olmuş durumda. Üretim yok, gelişim yok. Al-sat zihniyeti sebebiyle ilerleme kaydetmekte zorlanıyoruz. Kimse yeni bir iş sahası açayım diye düşünmüyor. Herkes elimdeki parayı en kısa yoldan nasıl 10-15 kat artırabilirim diye düşünüyor.

Tabi bazen kısa yoldan iş yapmaya çalışan insanlarımıza da bakınca onların da bazı şeylerden çekindiğini düşünüyorum. Mesela benim gibi deli dolu olup aklındaki doğruları yapmak ve söylemekten geri durmayan bir insan olursanız başınıza türlü sıkıntılar gelirse sakın şaşırmayın. İyi bir şeyler yapmaya çalışırsanız önünüze engel koyan çok olur. Meyve veren ağaç taşlanır misali birileri sürekli yolunuza taş koyar sizi mümkün olduğunca engellemeye çalışırlar ki memleket gelişmesin. Memleket gelişmesin ki Gariban Ahmet’in, Mehmet’in, Ayşe’nin, Fatma’nın gözü açılmasın. Onlar da girişimci olmasın. Yoksa kendini yükseklerde sayanlar kendi yaptıkları fildişi kulelerden aşağıya doğru kime bakacaklar. Kimi hor görecekler, zenginlikleri ve şöhretleri sayesinde kimi aşağılayacaklar. Tabi ki memlekette iyi işler yapılırsa o kişiler popülaritesini kaybedecekler ve kendi ortamlarında bile basit görülecekler.

Bazı insanlar bana derler ki “Senin için yapabileceğimiz bir şey var mı?” ben de onlara şöyle derim “Benim için dua edin” Bana dua etseler ve beni kendi halime bıraksalar çok şey yapacağım ama bilmiyorum ki dua yerine beddua mı ediyorlar? Haset ve kendini bilmez insanlar bana ve benim gibi iş yapmaya talip olmuş insanlara engel olmasalar Şanlıurfa’ya ve ülkemize yeni istihdamlar sağlayacak büyük işler yapacağız ama hasetliklerine doymayan insanlar memleketin ilerlemesini istemiyor ki… Ben bazen zulme uğruyorum bazen tehdit alıyorum ama inanın ki hiç birini umursamıyorum. Fakat bazen azmim kırılıyor. Bir yazar arkadaşımızın güzel bir sözü vardı, diyordu ki “Türkiye, Ergenekon’la uğraşırken, Şanlıurfa Kerkerekon’la uğraşıyor” Ne kadar yerinde ve haklı bir söz. Şanlıurfa’nın sırtına yapışmış o Kerkerekon’dan bir kurtulabilsek bu memleket Allah’ın izniyle kabuğunu kıracak. İyilik yapmak iyidir ancak şeytana iyilik yapmak iyilik değildir. Şanlıurfa’nın iyiliğine bir iş yapmayan ve iyi işler yapanları da engellemeye çalışan şu Kerkerekon zihniyetli insanlara iyi davranmak şeytana iyilik yapmaya benzer. Mümkün olduğunca o insanların düşüncelerini ciddiye almamak ve onların engellerine karşı yılmamak gerekir.

Örneğin biz Şanlıurfa’ya devrim niteliğinde bir yenilik yaparak iyi bir TV kanalı açtık. Halkımız bizim için dua etti ancak bazı kişiler de Kanal Urfa’dan rahatsız oldu. Kimi rahatsızlığını açıkça belli etti, kimisi de rahatsızlığını önümüze gizlice taş koyarak hissettirdi. Ancak samimi insanımız var olsun ki biz onların duaları ile bugünlere geldik. İnşallah halkımız sayesinde daha iyi yerlere de geleceğiz.

Biz Şanlıurfa’nın dünyaya tanıtılması hususunda önemli bir misyon yüklendik. Özellikle sıla ile gurbet arasında köprü olduk. Biz her zaman halkımızın yanında olduğumuzu gösterdik. Hatta slogan olarak “Sizin Gücünüz” ifadesini kullandık ki halkımız samimiyetimizi anlasın. Halkımız da bizim gibi samimi olduğu için samimiyetimizi anladı ve dualarını hiçbir zaman bizden eksik etmedi.

Herkes beni sevmez ve herkesin beni sevmesi de gerekmez. Böyle bir şeyi zaten ben isteyemem. Ancak yetkili kurumlar ve kişiler Şanlıurfa’ya hizmet eden Kanal Urfa gibi büyük bir gücü sahiplenmelidir. Açıkça ifade etmeliyim ki Kanal Urfa aylık olarak ortalama 25- 30 bin TL zarar ediyor. Bunu bilen ve bize destek vermelerini beklediğimiz bazı kurumlar maalesef bize destek vermiyor. Biz her gün çeşitli etkinliklerle Şanlıurfa’yı dünyaya tanıtıyoruz ama Kanal Urfa kurulduğu günden bu yana ne Valilik ne Belediye ne Ticaret Odası ne de Ticaret Borsası gibi kurum ve kuruluşlar bize destek vermediler. Geçtiğimiz günlerde bir TV programında da bunları ifade ettim. Eğer bu yazılanlar gerçek dışı ise bahsettiğim kurumlar bize destek olmuşlarsa açıklama yapsınlar. Ama herhangi bir açıklama yapamazlar çünkü bize herhangi bir destek vermediler.

Şanlıurfa için el attığımız bir diğer iş ise eski Mozaik AVM. Şimdiki adıyla Urfa City AVM olan o güziden mekânın eski hali hepinizin aklındadır. Çok şükür ki biz şimdi orayı insanlarımızın keyifle gezeceği, alışveriş yapacağı, misafirlerini gezdireceği bir mekân haline getirdik. Urfa City AVM, Şanlıurfa için Balıklıgöl’den sonra birinci sosyal aktivite adresi oldu. Ancak halkımız bizden ve Urfa City AVM’den fevkalade bir şekilde memnunken bazı yetkili kişilerin sadece egolarını tatmin etmek için akla sığmayan uygulamaları ve istekleri maalesef azmimizi kırıyor. Eğer ben Urfa’lı olmasaydım bu uygulamalara belki de maruz kalmayacaktım. Dışarıdan gelen biri olsaydım büyük ihtimalle el üstünde tutulacaktım. Ancak, memleketteki kıskançlık hastalığı sebebiyle bir Urfalı’nın iyi işler yapmasını çekemeyenler yolumuza taş koymak konusunda azimli gözüküyor. O gibi insanlara göre Urfa’yı sevmek, Urfa için iyi bir şeyler yapmak suç sayılıyor.

Evet, itiraf ediyorum Urfa’yı seviyorum, Urfa için iyi işler yapmaya çalışıyorum, Urfa’nın kalkınması için elimden geleni yapmaya hazırım ve bu yüzden suçluyum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com