Advert
Advert
Advert

İbrahim Çoşkun'dan 2017-2018 eğitim-öğretim yılı açıklaması

Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı İbrahim Coşkun,”2017-2018 eğitim-öğretim yılı, öğrencilerimiz için yeni bir heyecanın başlangıcı, öğretmenlerimiz için yeni fedakârlıklar ve özveri dönemi, milletimiz içinse geleceğe yönelik daha büyük adımlar atabilme hedefiyle başlıyor. Yaklaşık 18 milyon öğrencimize, 900 bini aşkın öğretmenimize, diğer eğitim çalışanları ile birlikte 20 milyonluk bu büyük ailenin tüm fertlerine başarılar diliyoruz.”dedi.

İbrahim Çoşkun'dan 2017-2018 eğitim-öğretim yılı açıklaması
İbrahim Çoşkun'dan 2017-2018 eğitim-öğretim yılı açıklaması admin

Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı İbrahim Coşkun,”2017-2018 eğitim-öğretim yılı, öğrencilerimiz için yeni bir heyecanın başlangıcı, öğretmenlerimiz için yeni fedakârlıklar ve özveri dönemi, milletimiz içinse geleceğe yönelik daha büyük adımlar atabilme hedefiyle başlıyor. Yaklaşık 18 milyon öğrencimize, 900 bini aşkın öğretmenimize, diğer eğitim çalışanları ile birlikte 20 milyonluk bu büyük ailenin tüm fertlerine başarılar diliyoruz.”dedi.

Coşkun, yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:”Ülkemizi ve içinde yaşadığımız coğrafyayı birçok yönüyle sıkıntıya sokan terörün ve darbe girişimiyle başlayan 15 Temmuz işgal hareketinin olumsuz yansımalarını yaşamaya devam ettiğimiz bir dönemde, yeni eğitim-öğretim yılı, millî şuurun artırılmasına katkı sağlamalıdır. Darbe girişimi sonrası ülkenin toparlanması ve geleceğin şekillenmesi anlamında birçok alanda adımların atılması, eğitimde de iyileştirici hedefler içeren değişim iradesinin ortaya konulması umut verici olmakla birlikte, hâlâ yapılması gereken pek çok iş, çözülmesi gereken sorunlar bulunmaktadır. Hayatın her alanını etkileyen olumsuzluklar eğitimin bıraktığı boşluklardan kaynaklanmaktadır. Bugün toplumsal bir ihtiyaç haline gelen yeni bir müfredat olgusu hepimizin gerçeğidir. Çocuklarımızın çağın gereklerine göre yetişmesi, gençlerimizin evrensel nitelikteki normlarla donanması, milletimizin geçmişten devraldığı medeniyet değerlerinin yarınlara aktarılması için tarihimizi günümüze bağlayan değerlerimizle bezenmiş yeni bir müfredata ihtiyaç vardır. İyi bir müfredatla başarı sağlayacağımız iyi bir eğitim sistemini hayata geçirmek, doğrudan istiklal ve istikbalimizle ilgilidir. Sahici bir istikbal, kendi gerçeklerimize uygun okullarda öğreteceğimiz bilgiyle, çocuklarımıza kazandıracağımız davranışla ve değerlerimizi yaşatmakla mümkündür.

Köklü sorunlara köklü çözümlerin getirilmesi gereken bir dönemin eşiğindeyiz. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu kritik dönemlerde her anlamda sürdürülebilir politikalar benimsemesi, belirleyeceği politikalar öncesinde eğitimin paydaşlarıyla istişare etmesi, eğitimin sorunlarının çözümü için çok önemlidir. Eğitim konusundaki başlıca sorunlardan biri olan 100 bine yakın öğretmen ihtiyacı, atama bekleyen 300 bin öğretmen adayının varlığı, insan kaynaklarının yerli yerinde kullanılmasını engelleyen alışkanlıklar, uzun vadeli planlama gerektiren önemli hususlardır. Bunun yanında, başta öğretmenler olmak üzere, eğitim çalışanlarının kronikleşmiş sorunlarının çözümünün de en az öğretmen ihtiyacının karşılanması kadar zorunlu olduğu açıktır. Bunlara ek olarak, mülakatlı sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi, erkek kamu görevlilerine dayatılan kılık-kıyafet zorunluluğu, çerçeve yönetmelikteki bazı antidemokratik yaptırımlar yüzünden kamu görevlilerinin yaşadıkları mahrumiyetler, öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin yaşadıkları belirsizlik, ek ders esaslarındaki adaletsizlikler, öğretmen açığı, eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme süreçlerinde yaşadıkları sorunlar, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sıkıntılar gibi, çözüme kavuşturulması gereken hususların 2017-2018 eğitim-öğretim yılı içerisinde aşılmasını ümit ediyor ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bazı önemli başlıklar için çağrıda bulunuyoruz.

Kazanma ve kaybetme nedeni açıklanamayan mülakatla öğretmen alımı son bulmalıdır

668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin altıncı fıkrasıyla sözleşmeli öğretmenlik tekrar uygulamaya konulmuştur. Geçmişte denenmiş, sonuçları görülmüş ve sürdürülebilirliği olmadığı için vazgeçilmiş sözleşmeli öğretmenlik istihdamının tekrar hayata geçirilmesinin büyük sıkıntıları beraberinde getireceği açıktır. Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir problem iken, atanacak öğretmen seçiminin mülakatla yapılması, söz konusu mülakatlar çerçevesinde adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi, birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca bir kaç dakikalık mülakatla elenmesi adalet duygusunu zedelemektedir. Bakanlık, yeni personel alımı tercihinde, mülakat uygulaması yerine daha adil, hakkaniyetli, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre istihdamı yeniden düşünmelidir. Maşeri vicdanı yaralayan, hakkaniyet kriterleri tartışmaya açık sözleşmeli öğretmenlik istihdamı uygulamasına da, bunun yolu olan mülakatla öğretmen alımına da karşıyız. Öğretmen istihdamında güçlük çekilen bölgelerdeki sorunun çözümü; sözleşmeli öğretmenlik, yer değiştirme yasağı gibi palyatif yollarla değil, söz konusu bölgelerde öğretmenlerin kalıcı olarak görev yapmalarını teşvik edecek katkılarla mümkündür.

İstihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik sistemi hayata geçirilmelidir

Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, istihdamda güçlük çekilen yerlerde en büyük eğitim sorunu kalıcı öğretmen istihdamının sağlanamamasıdır. Bugün söz konusu bölgelerde bir öğretmenin görevde kalma süresi ortalama 1,5 yıldır. Bu durum, eğitim-öğretimde ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Sorunun diğer boyutu, öğretmen açığının en çok bu bölgede bulunmasına rağmen deneyimli öğretmenlerin bölgede çalışmak yerine bir an önce diğer bölgelere gitmesidir. Bu açığı kapatmak amacıyla zorunlu hizmet yükümlülüğü getirilmişse de, bunun soruna kalıcı bir çözüm getirmediği ortadadır. Eğitim çalışanlarına, zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları halinde illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi, hem bölgenin eğitim çalışanı açığının kapatılması hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanının yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesi bakımından gereklidir.

Tüm öğretmen ihtiyacı kadrolu olarak karşılanmalıdır

Bir ülkede eğitim fakültelerinden mezun olup atama bekleyen 300 binin üzerinde öğretmen adayı ve o ülkenin eğitim kurumlarında 100 bine yakın öğretmen ihtiyacı varsa, bu, bir çarpıklığın olduğunun göstergesidir. Söz konusu çarpıklık düzeltilmediği sürece sıkıntılar devam edecektir. Mağduriyet oluşturan öğretmenlerin yer değişikliği sorununa kalıcı çözüm getirilmelidir. Bu dönemde öğretmenlerin aile bütünlüğünün sağlanması konusunda hassasiyet gösterilmesi, birkaç defa başvuru alınarak eşlerinden ayrı öğretmenlerin aynı ilçede buluşturulması önemli bir adım olmakla birlikte, öğretmen atama konusunda sürdürülebilir bir politikaya ihtiyaç var. Öğretmenlerin il içi ve iller arası yer değişikliği taleplerinin yerine getirilememesi, motivasyon kaybının yanında mesleki yabancılaşma, psikolojik rahatsızlık, eğitimin niteliğinin artırılamaması, çalışma barışının bozulması gibi sorunlara yol açmaktadır.

Ek ders esaslarındaki adaletsizlik sona erdirilmeli, ders ücretleri artırılmalıdır

Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ değiştirilmemiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esasları, 11 yıldır uygulanmakta ve değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir.

Ders kitapları ve yardımcı kaynaklar hazırlanırken özen gösterilmelidir

Yeni müfredat çerçevesinde yazılan ders kitaplarının içeriklerinin hazırlanması çok önemli ve özen isteyen bir konudur. Müfredatın öngördüğü kazanımlara hizmet etmeyen, hedeflenen davranışı gerçekleştirmeyen kitap içerikleri fayda yerine zarar vermektedir. Ayrıca, bu kitaplar velilere külfet getirmeyecek, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde hazırlanmalıdır.

Okulların bütçe sorunu ivedilikle çözüme kavuşturulmalıdır

Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle birçok sorun yaşanmaktadır. Okulların zaruri harcamaları için okul aile birlikleri tarafından üretilmeye çalışılan çözümler, başvurulan yollar yetersiz kalmaktadır. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunu; öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan en fazla zararı yine okul yönetimleri görmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına bir an evvel geçilmeli, velilerden para talep etme dönemi sona erdirilmelidir.”

İbrahim Çoşkun urfa Eğitim Bir-Sen Eğitim Bir-Sen
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sıra ASELSAN’da mı?
Sıra ASELSAN’da mı?
Profesör dolandırıcılara 1 milyon lira kaptırdı
Profesör dolandırıcılara 1 milyon lira kaptırdı