Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Hüseyin Yeşilgöz; Arşivimi ranta peşkeş çekmedim

Hüseyin Yeşilgöz; Arşivimi ranta peşkeş çekmedim

Yaş aldıkça anlıyor insan dünyanın ne yalan olduğunu. Bir bir gidiyor değerler elimizden.

Giriş Tarihi: 29 Ekim 2012 Pazartesi 22:22
Hüseyin Yeşilgöz; Arşivimi ranta peşkeş çekmedim

Zaman acımasızca örtüyor üstünü her varlığın, her değerin. Toprak gibi kapkara, zaman. Toprak gibi içine alıp yutuyor dünya kervanından her geçeni. Sonrasında hafızalar yavaşlıyor, gidenler unutuluyor. Söz uçuyor, yazı kalıyor.

Bu röportajımızda tarihe not düşmeyi kendisine görev edinmiş bir gönül ehlini davet ediyoruz. Yarım asra yaklaşan yaşamında, yüreğinde “İZ BIRAKANLAR”ı geleceğe taşıma sevdalısı bir arşiv ustasını. Memleketini, TRT Arşivi’nde birinci sıraya taşımayı misyon edinmiş gerçek bir Şanlıurfalıyı, Hüseyin Yeşilgöz’ü davet ettik.

1963’te Şanlıurfa Viranşehir’de dünyaya geliyor ve sonrasında Mersin’e yerleşiyor. Halen Mersin’de yaşayan ve Mersin’in çevre köylerinde bulunan bir hayvan çiftliğinin de sahibi olan Yeşilgöz, çocukları ve torunlarıyla birlikte sanatla iç içe bir hayat sürüyor. Kanal Urfa’da yayınlanan programdan tanıma şansına eriştiğimiz Yeşilgöz, sorularımızı yanıtlamadan önce beni kibar bir dille uyarmayı da ihmal etmiyor:

“Benim ticari amacım yok, ona göre! Arşivin değerini şimdi şimdi anlıyorum ben. Bana ne teklifler yapıldı, içlerinden bir kaçını ver CD yapalım dediler. Kesinlikle vermedim ve ranta peşkeş çekmedim, bunun bilinmesini istiyorum çünkü bu benim ve bizlerin yani Şanlıurfa’nın kültür değerlerini içeren belge niteliğinde bir unsurdur. Bu arada kayıt yaparken bile eserlerin gerçek sahibini duymuş oluyorum.”

Röportaj: Neslihan Sultan PALA


ARŞİVİMDEN TEK BİR ESERİ BİLE RANTA PEŞKEŞ ÇEKMEDİM

Neslihan Sultan PALA- Şanlıurfa doğumlusunuz ve askerden sonra Mersin’e yerleştiniz. Mersin’den sonrasını bize anlatır mısınız?

Hüseyin Yeşilgöz- Doğrudur. Lise’yi bitirdikten sonra askerliğimi yaptım ve dönüşte Mersin’e yerleştim. Mersin’de kendi mülkümüz olan bir hayvan çiftliği kurdum ve ticaret yapıyorum. Evlendim. Dört evladım oldu. 2005 yılında, 20 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlumu kaybettim. İnönü Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nde okuyordu. Evlat acısı çok zor. Allah kimseye yaşatmasın. Bir oğlumu bir kızımı evlendirdim. Şimdi üç torunum var. İlk torunuma vefat eden oğlum Gökhan’ımın adını verdik. Hayattaki en büyük mutluluğum beş yaşındaki küçük kızımla ve üç torunumla vakit geçirmek. Bir de arşivim var tabi. Hemen hemen bütün zamanımı alıyor arşivi toplamak. Çok özenli ve titiz bir çalışma gerektiriyor.

Neslihan Sultan PALA- Öncelikle başınız sağ olsun. Allah o yattıkça diğer evlatlarınıza, torunlarınıza uzun ömürler versin. Arşivinizden sohbete devam edelim.  Kanal Urfa’da yayınlanan Ustaların Anısına adlı program sayesinde Hüseyin Yeşilgöz adını tüm dünya biliyor artık. Çok büyük bir işe imza atmış bulunuyorsunuz. Arşivinizi oluşturma serüveninizi dinlemek isteriz. Bize bu dönemi anlatır mısınız?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Müzikle ilk tanışmam şöyle oldu. İlkokula giderken evimizde küçük bir pikap vardı. Ve üzerinde merhum Seyfettin Sucu’nun bir plağı. O plak da “Zeynep Gelin-Sevdiğim Kız Gelin Olmuş” plağıydı. Biliyorsunuz 1970’li yıllarda biz çocukların eğlencesi ya müzik ya oyun ya da büyüklerimizden Şanlıurfa hikayelerini dinleyerek uykuya dalmaktı. Rahmetli babaannem Şanlıurfa hikayelerini çok iyi bilir ve çok akıcı anlatırdı. Yorgun veya keyfi yerinde olmayınca müzik dinlerdik. İşte bu merakım da oradan başladı, ta lise yıllarına kadar sadece dinleyici olarak sürdü. Lise döneminde edebiyat bölümünü seçtikten sonra gazellerle tanıştım. Dinler dinler anlamaya çalışırdım. Farsça-Arapça ve Türkçe harmanlı olduğu için bazen zorlanırdım. Tabi ki 16 yaşlarındaydım anlama güçlüğü çekmem normaldi. Nihayet 1980 yıllarında merhum Abdullah Uyanık Bey ile tanıştım. Tüm merak ettiğim kendisinin kayda aldığı kasetlerden satın aldım, öğrenmeye çalıştım. Daha sonra merhum Seyfettin Sucu ile 1984’te tanıştık. Hastalık dönemine denk geldi tanışmamız ancak 3 yıl falan sohbetimiz oldu. Ondan da şiirin nasıl yazıldığını, bestelerin nasıl yapıldığını öğrendim. Tabi ki bu aralarda kaset ve plak satın almaya devam ediyordum. Kiminle tanışsam, kiminle dolaşsam derhal müzikten konu açar, elinde müziğe dair neler varsa alır veya satın alırdım. Köy, kasaba, şehir hiç fark etmiyordu. Böyle böyle derken artık ruhumda dinleme faslı geçmiş, arşivleme dönemi başlamıştı.

Neslihan Sultan PALA- Rahmetli Seyfettin Sucu’yu ben de tanıma şansına erenlerdenim. Ailecek görüşürdük. Çok severdim kendisini, nur içinde yatsın. Şimdiye kadar anlattıklarınızdan aslında farkında olmadan bir arşiv oluşturmaya başladığınızı zamanla bu işe profesyonelce yaklaştığınızı anlıyoruz. Doğru mudur?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Başlangıçta öyle oldu tabi. Bugün hala gittiğim her il ve ilçede hatta köylerde eski plak ve bant arıyorum. Urfalı müzisyenlerin yanı sıra  Türkiye’nin her yerinden eski müzisyenlerin plak ve bantlarını toplayıp arşivimde saklıyorum. Arşiv toplamak meşakkatli bir iş. Hem sabır hem de özen gerektiriyor. Uzun bir süreç çünkü. Bu zaman zarfında bir çok kolleksiyonerle tanıştım. Karşılıklı eser ve fikir alışverişlerimiz oldu. Onların da benim gibi maddi beklenti ve amaçları yoktu. Ancak dediğim gibi arşiv toplamak kolay değil. Bazen bir eser için bedel ödemeniz gerekiyor. Bu işin satıcıları da var artık.

Neslihan Sultan PALA- Bu işin satıcıları da var ama siz çoğu zaman cebinizden para vererek bir parçayı ya da plağı/kaseti alıyorsunuz. Bu nasıl bir sevdadır Hüseyin Bey?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Bu iş merak işi. Merak edeceksiniz, seveceksiniz, müziği ruhunuzda hissedeceksiniz. Şimdi dönüp de geçmişe baktığımda iyi ki merak etmişim diyorum. Gerçekten herkes bana şaşırıyor. “Para kazanılmayan bir işe nasıl bu kadar baş koydunuz?” diyorlar. Ben de soruyorum. “Dostluğun, arkadaşlığın, vefanın önemi yok mu?” Ben bu arşiv oluşturma sürecinde çok değerli bir çevre edinme fırsatı da buldum. Çok güzel dostluklar kazandım. Çok değerli ses sanatçılarını tanıdım. Bizzat kendilerini arayarak arşivlerini istedim. Hepsi de seve seve verdiler. Birçok güzel yürekli insanla arşiv alış verişinde bulunarak eksik olan Şanlıurfalı sanatçıların ses ve resimlerini topladım. Şu anda hepsiyle de muhabbetim devam etmekte. Asla unutmayacağım çok insanlar var bunların adını saymakla bitmez tükenmez ve halen desteklerini sürdüren sanatçı büyüklerim vardır bazen arşiv niteliğinde bazen tavsiye. Bazen de manevi desteklerini verirler.

Neslihan Sultan PALA- Ve sonunda arşivinizi kamuoyuna sundunuz. Bu süreci anlatır mısınız?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Arşivimi kamuoyuyla paylaşma sürecim Kanal Urfa’nın açılmasıyla başladı. Kanal Urfa açıldıktan sonra İbrahim Toru Bey, Şanlıurfa’daki kasetçilere gidiyor ve klip yapmaları için teklifte bulunuyor. Ancak sağlıklı bir cevap alamıyor. Kasetçiler, “para karşılığı klip yaparız” deyince İbrahim Bey kabul etmiyor. Tam o dönemlerde biz kendisiyle bir tevafuk eseri tanıştık. Ve böyle başladı. Ondan sonra hızlı bir şekilde arşiv araştırmasına yöneldim. Eksik sanatçı arşivi vardı. Ben de onları bulmaya çalışırken çok sürprizlerle karşılaştım. İçlerinde hiç kimsede olmayan sesleri buldum. İşte bu yüzden arşivimin değerini şimdi daha iyi anlıyorum.

Bana ne teklifler yapıldı. İçlerinden birkaçını ver CD yapalım dediler, kesinlikle vermedim ve ranta peşkeş çekmedim. Bunun bilinmesini istiyorum. Çünkü bu benim ve bizlerin yani Şanlıurfalıların kültürü değerlerini içeren belge niteliğinde bir unsurdur. Bu arada kayıt yaparken bile eserlerin gerçek sahibini duymuş oluyorum. Bu zamanda hangi eser kimin belli değil, herkes alabildiğince okur, anonim yazar çıkar işin içinden. İşte arşivim ayrı bir belge niteliği kazanıyor bu noktada. Bizleri aydınlatıyor. Müzik derneklerinde bile kayıtlı olmayan bazı sanatçılar beni arayarak “plaklarımda şu var mı?” diyerek yardım istiyorlar. Elimde varsa plağı kendilerine hediye ediyorum. O sanatçı da eserini kurtarmak için mahkemeye başvuruyor, davasını kazanıp eserine kavuşuyor.

Neslihan Sultan PALA- Şu an çok önemli bir konudan bahsettiniz. Gerçekten de ne acıdır ki emek hırsızlığı ve kaynağını araştırmadan “anonim” yazarak işin içinden sıyrılma çabası günümüzde hemen her alanda had safhada. Böyle bir arşivin özellikle hak sahiplerine hukuki yardımı paha biçilemez. Bu konuda verebileceğiniz bir örnek var mı?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Bir örneğini 1985’te yaşadım. İbrahim Tatlıses “Kara Üzüm Habbesi”ni okumuş. Ve bunu daha evvel Mustafa Taşçı okumuştu, daha sonra Seyfettin Sucu derleyip şimdiki haline koymuştu. Mustafa Abi benden kendisine ait plakı istedi. Vermedim. “Bir şartla bana özel kaset yapacaksın” dedim o da yapmadı. Ve sonra sanırım eser için mahkemelik oluyorlar. Eser, Mustafa Abi’nin muvafakatnamesiyle Mehmet Durmuş Şerbetçi (Xestave)’ye veriliyor. İşte benim nazarımda hem Şanlıurfa’nın müzik kültürü hem de davaları sonuçlandıracak belgeler.

Neslihan Sultan PALA- Bu yolda destekçileriniz olduğu kadar bizim deyimizle köstekçileriniz (engel olanlar) de olmuştur mutlaka. Biraz da bu konuyu konuşalım mı?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Dediğiniz gibi benden memnun olmayanlar da var. Sevenimiz kadar sevmeyenimiz de var. Dediğim gibi Kanal Urfa açıldığında İbrahim Toru Bey, Urfa’daki kasetçilerin çoğuna, “klip yapın, yayınlayalım” diye teklif götürmüştü. Birçok kişi bunu para talep ederek yapmış doğal olarak. Ben de İbrahim Bey’e elimdeki arşivden yararlanarak klipler yapıp yolladım ve tek kuruş talep etmedim. Ben buradan Kanal Urfa’ya ve İbrahim Toru Bey’e çok teşekkür ediyorum, arşivimi meraklılara ulaştırdıkları için.

Bu durum tabi bazı çevrelerce hoş karşılanmıyor. Çoğu kesim, “Acaba Hüseyin Yeşilgöz bundan para kazanıyor mu, bize de bir pay düşer mi?” düşüncesine kapılıyorlar galiba.  Düşünün yaptığım kliplerin köşesinde yer alan “Hüseyin Yeşilgöz’ün Arşivinden” yazısından bile rahatsız olanlar var. Ben bunu anlayamıyorum Neslihan Hanım. Bunların yazılmasını da bu yüzden istiyorum. Böyle bir arşivin, Urfa’nın bu kadar değerli bir kültür birikiminin bir Urfalının elinde olmasından mutlu olmaları gerekirken benden gıcık alıyor çoğu. Yapmayın beyler yapmayın. Benim bildiğim kendi memleketine ait sanatçılarının seslerini, resimlerinin arşivini hele bu bir Urfalı oluşturmuşsa bu durumdan değil gıcık almak,  havalara uçmak gerek. Çünkü neticede bu eserlerin hepsi Şanlıurfa’nın malıdır. Üstelik ben kendi arşivimi sevenlere açıyorum. Kim benden dinlemek için CD istiyorsa zevkine göre yapıp hediye ediyorum hangi tür olursa olsun. Ve özel CD hazırladım, üzerine de hediyedir para ile satın alınmaz yazdım.

Neslihan Sultan PALA- Bunda şaşıracak bir şey yok. Belki de siz bir rant çarkına çomak sokuyorsunuz, piyasayı düşürüyorsunuz. Çünkü ticari bir amaç gütmüyorsunuz.  Her şeyin bir bedelinin olduğu günümüzde, menfaatsiz selamın bile esirgendiği bu dünyada takdir edin ki bu tavır çok da anlaşılır gelemiyor bazılarına. “Urfalının terazisi Urfalıyı hafif tartar” demiş rahmetli şair Hulusi Kılıçarslan. Onu da yâd edelim bu vesileyle. Ancak ben inanıyorum ki arşivinizin kültürümüze katkısının büyüklüğü ve asıl değeri yıllar geçtikçe daha da iyi anlaşılacak. Arşivinizin önemi üzerine neler söylemek istersiniz?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Bir dinleti odası yapılsa ve buraya gelenler bir çay ya da kahve eşliğinde sevdikleri sanatçıların seslerinden bir gazel, hoyrat ya da türkü dinleseler güzel olmaz mı? Farz edin ki; yerli ya da yabancı turistler geldi dinlemeye ya da meraklı bir araştırmacı. Bu kişi ne yapıyor? Şanlıurfa’ya gelmiş ve Şanlıurfa’nın müziğini merak ediyor, makamlarını, geleneğini. “Eskiler nasıl okurdu, zamanla kimler geldi-geçti, kimler vardı?”diye araştırmak istiyor. Bu kimin faydasına olur sizce? Tabi ki Şanlıurfa’nın ve Şanlıurfalı sanatçıların.

Şunu göz ardı etmemek lazım. Şanlıurfa müziğinde; sanat, halk ve tasavvufi müzikler mevcuttur. Bir eserde muhakkak Allah ve Peygamber’e (sallallahu aleyhi vessellem) övgü dolu sözler vardır. Bu da Şanlıurfa’mızın apayrı bir kültür zenginliğidir. Şanlıurfa’da yapılan müzik bir neticede ilahi niteliği taşır. Bakın yapılan müziklere, ilahilere, çiftelere neticede oluşturduğum arşivde buna benzer yıllanmış eserler mevcuttur.

“DELİ EYNO DENİLEN BAHTI KARA KADININ SESİNİ BULMAM BİLE KENDİ BAŞINA TÜM ARŞİVİME DEĞERDİR”

Neslihan Sultan PALA- Arşivinizde hangi sanatçılar yer almakta?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- O kadar çok ki sayı olarak söyleyebilirim çünkü sayfalara yetmez. Elimde 1000’den fazla sanatçının arşivi var. TRT sanatçıların hepsi var o ayrı tabi. Bende var olan sanatçıların bir kısmının adını söyleyeyim sizlere. Ben burada size kimsenin pek aklına gelmeyen veya pek hatırlanmayan isimleri sıralamak isterim. Mesela Deli Eyno’yu bilir misiniz? Bir de Suruçlu sanatçıların plakları var bende. Şu aralar biliyorsunuz Kürtçe sesler çok revaçta. Bundan dolayı birçok kasetçi elimdeki Kürtçe plakları istiyorlar. Tabi vermiyorum. Diğer yandan mahalli sanatçılarımızdan en değerlileri ve de Elazığ’dan sanatçılar, Kerkük’ten sanatçılar var.

Neslihan Sultan PALA- Deli Eyno dediniz. Maalesef bilmiyorum. “Küller başına Ayno” diye bir parça var ama o mu?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Hayır. O Çetin Hoca’nın (Çetin Özdemir) bestesi. Benim bahsettiğim Ceylanpınarlı deli divane bir kadın. Ne yazık ki bir kader kurbanı diyelim. Bildiğim kadarıyla oğlunu yitirince o divane hale gelmişti. Merhum Deli Eyno Kürtçe ağıtlar yakıyor. Onun bile sesi bende mevcut. Bu arşivimin en kıymetli parçalarından biridir. Deli Eyno’nun yeri ayrıdır. Deli Eyno denilen bu bahtı kara kadının sesini bulmam bile kendi başına tüm arşivime değerdir benim için. Bunu ancak arşiv oluşturanlar anlar ve buradan o çok değerli büyüğüme en içten dileklerimle teşekkür ederim. Benimle bunu paylaştığı için. Kaynaklarımı asla paylaşmam. Onları bir Allah, bir kendileri bir de ben bilirim, bir de yakın aileleri. Çünkü onlar da benim bu işten maddi bir kazanç elde etmediğimi biliyorlar.

“1985’TEN SONRAKİ KUŞAK SANATÇILARIN ARŞİVİNİ YAPMIYORUM”

Yalnız 1985’ten sonraki kuşak sanatçıların arşivini yapmıyorum. Çünkü halen eski sanatçıların arşivinin tamamını toplamış değilim. Bu kuşakların sesini arşivlemem için yıllar geçmesi gerek. Zaten şu aralar kimse halk müziği okumuyor. Bir de onları tanımam gerek. Toplumun dinleme zevkine göre arşiv yapıyorum. “Toplumda yer edinmişler mi, sevilen birileri mi, kendilerini dinletebilmişler mi, halka nasıl davranmışlar?” Ben bunlara göre arşiv yapıyorum. Türkiye’nin tüm gelmiş geçmiş -yaşa bakmadan- sanatçılarının hepsini dinlerim, araştırırm. Kimler tarafından dinleniyor bakarım, satış listelerine girerim. Plak kaset satış sitelerine girerim eski kasetlerin satıldığı yerlere bakarım. Televizyonlardan bilgi edinip değerlendirme sonucunda bir eseri veya sanatçıyı arşivime alıp almayacağıma karar veririm. Bilirsiniz ki Şanlıurfalılar seçkin dinleyicilerdir. Ben de onlardan biriyim. Halk karar verirse ben de seve seve arşivliyorum. O çok değerli sanatçının sesini ve resmini ileri yıllara taşımaya, dinlettirmeye özellikle kliplerle multi medya ortamında o sanatçıyı sevenlerine kavuşturmaya çalışırım.

Konumuza dönecek olursak elimizdeki değerli sanatçılardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Nafi Budak, Siverekli Taşçı Koçali, Ahmet Demir, Ahmet Cankat, Ahmet Yılmaztaş (Vaveyli), Cemil Cankat, Dündar Yıldız, Eyüp Uyanıkoğlu, Av. Doğan Güllüoğlu, Halil Kınacı, Abdullah Balak, Hamit Belli, İzzet Delioğlu, Aşık Mehmet Batur, Mahmut Coşkunses, İsmail Badıllı, Abdülkadir Gedikanoğlu, Mehmet Cankat, Mehmet Güçlü, Ali Ayhan, Çetin Özdemir, Mustafa Devecioğlu, Nurten Demirkol, Reşat Kuşçuoğlu, Mahmut Karacadağ, Şükrü İzol, Kemal Örkün, Ahmet Polat, Nuri Hafız Başaran, Mehmet Türkoğlu, Cemal Türkoğlu, Urfalı Şevket, İsmail Şimşek, Muhittin Şimşek, Mustafa Güzelses, Mehmet Karayel ve demin de belirttiğim gibi Urfamızın çok değerli mahalli sanatçıları. Tabi ki bütün sanatçıların ismini söyleyebilmem mümkün değil. Dediğim gibi sayfalar tutar. Hepsi benim için ayrı ayrı bir değer ve hepsiyle de muhabbetim halen var. Halen de bana tavsiyelerini bildirmekteler. Onların nasihatlarını dinlemekteyim. Sizin aracılığınızla hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet dilerim. Ve hayatta olanlara da aileleriyle mutlu bir hayat temenni ederim.

Neslihan Sultan PALA- Biz de ahirete göçenlere rahmet dileyelim. Hayatta olanlara da sevgi ve saygılarımızı iletelim. Şimdi asıl merak edilen soruya geldi sıra, Hüseyin Yeşilgöz arşivini nasıl koruyor ve nasıl değerlendirmeyi düşünüyor?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Benim için çok değerli olan bu arşive gözüm gibi bakıyor ve onu koruyorum. Bilinmesi gereken çok önemli bir nokta var. Plak ve kasetler zamanla bozulmaya-kırılmaya yönelik malzemeden yapılmıştır. Güneş-sıcaklık görünce hemen sakız gibi erir. Çizgilere maruz kalması bile kaydın bozulmasına sebep olur. O plak ve kaset çizilirse orijinalliğini yitirmiş olur ve bu nedenle hemen yıllar içinde onları teknolojiden yararlanarak dijital ortama aktardım. Halen de aktarıyorum. Bu korumanın en güçlü yöntemidir ayrıca yedekleme yapabilme yönünden de avantajlıdır.

Neslihan Sultan PALA- Teknik korumanın dışında maddi ve manevi korumayı da sormak istiyorum. Allah geçinden versin ama sizden sonra bu değerli arşivin akıbetinin ne olacağını da merak etmiyor değiliz biz dinleyiciler. Bu konuda planlarınız nelerdir? Örneğin arşivinizi Urfa’da açılmış olan Müzik Müzesi’ne, ya da ŞURKAV’a ya da herhangi bir üniversiteye-müzik akademisine-konservatuara götürmelisiniz diye düşünüyorum. Tabi sizin adınız ile açılacak bir oda veya kürsü olması kaydıyla. Çünkü bu çok değerli bir hazine. Heba olmamalı, dağılmamalı ve işin ehlinin ellerinde olmalı. Ne dersiniz?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- Müze hakkında pek fazla bilgim yok ama müzeyi açanların benden elbette haberleri var. Geçen yıl bir yetkiliyle konu üzerine konuşmuştuk zaten. Şanlıurfa’mızda resmi kurum olarak Kültür Turizm Müdürlüğü, ŞURKAV Ve Üniversite var. Zaten ŞURKAV ve Kültür Turizm Müdürlüğü arşivime talip oldular. Lakin daha hazır değilim. Çünkü eksiklikler var. Sağ olsun bizzat davet ettiler bizi. Açıklama yaptım kendilerine. Bir proje üzerinde mütabakata vardık. O da şimdilik belgeler eksik. Onlar tamamlandığında arşiv serisi diyerek çıkarmaya devam edilebilir.

Dediğiniz gibi elimdeki Şanlıurfa’nın müzik hazinesi. Nereden vefat edenin yapmış olduğu plakı veya kasetini bulasın? Bir de tek plak yapan sanatçılarımız var. Onları daha bulamadım. Örneğin Mehmet Nacak, Mustafa Yıldızoğlu, Fahri Yüksel… Daha nice sanatçılarımız var. Bir tek Urfa merkezli değil ki bu arşiv. Sadece Şanlıurfa Merkez’den olan sanatçılar değil ki. İlçelerine ait sanatçıları nere koyacaksın, hangisi ile sayacaksın, söylesinler bana. Bunlar kimliğinde Urfalı diye yazıyor bir de ön ismi Urfalı olanlar var. İşte ben bunların peşindeyim. Bugün hayatta olan var, hasta olan var, merhum olanlar var. Onların ailelerine ulaşıyorum. Veren var, vermeyen var. Eninde sonunda bir eseri alabiliyorum o da bana ait ikna kabiliyetimle.

Bugün TRT arşivlerinde Sivas’tan sonra Şanlıurfa geliyor, repertuar açısından. Ben Urfa’yı birinci sıraya taşımak istiyorum. Ayrıca derleme çalışmalarım da var. Benim tek korkum arşivimin kötü ellere geçmesi ve ticarete dönüştürülmesi. Ara ara evdekilere “vasiyetimdir” diyerek “benden sonra arşivi güvenilir biri geldiğinde verin ama emin olmadan vermeyin” demişimdir. Kim kala kim öle? Bu tür arşivleri toplamaya talip olan kurumları biliyorsunuz unsur olarak insanlar yönetiyor. Meraklısı çok. Bunun için kurumun kontrol etmesi ve takip etmesi gerek. Bu itina ve hassasiyet gerektiren bir durum. O nedenle bu itina ve hassas düzenleme olmayınca ha bir sevdiğine vermişsin arşivi ha bir kuruma. Şu anda düşündüğüm korkuları aşmadan, kimseye arşivi vermeye niyetim yok. Lakin dinleme için isteyen dostlara birer CD hediye ediyorum.

Neslihan Sultan PALA- Başta bir hemşeriniz olarak sonrasında da bir dinleyici olarak çalışmalarınız ve bizi kırmayıp sorularımızı cevapladığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Hüseyin YEŞİLGÖZ- İlk başta bana yol arkadaşı olan, arşivimi oluşturmama yardım eden, destekleyen, yüreklendiren herkese çok teşekkür ediyorum. Ancak müsadenizle burada birkaç ismi söylemeden geçemeyeceğim. Başta Abdullah Uyanık ve Seyfettin Sucu olmak üzere, A.Kadir Algın Hoca’ya, M. Akif Baybostancı’ya, Çetin Özdemir’e, Akif Hoca’ya, Ahmet Demir’e, Mehmet Nacak’a, Mustafa Savaş’a, Mustafa Boydağ’a, Abuzer Akbıyık’a, Akif Çekirge’ye, Halil Kendirli’ye, Mehmet Delioğlu’na, Osman Uluoğlu’na, İsmail Badılı’ya, Abuzer Badıllı’ya, İbrahim Urfalıoğlu’na, Yusuf Oktay’a, Kral Plak’a, Mehmet Erbil’e, Emin Taşkıran’a, Aziz Savaş’a, Yavuz Tapucu’ya, İzzet Çullu’ya, Çulcu Abbas’a, Nuri Yıldırım’a, ŞURKAV’a, Reşat Kuşçuoğlu’na, Türkiye’nin en büyük bağlama yapımcısı ve çalanların ustası Aziz Çekirge’ye, Balıklıgol.com’dan Mehmet Guli Aslan’a, Kanal Urfa’ya, İbrahim Toru Bey’e ve isimlerini burada saymayı unutmuş olduğum birçok müzisyen ve sanatçı arkadaşlarıma teşekkür ederim. Hepsine ayrı ayrı minnet borcum var.

Ayrıca tüm hemşerilerime de buradan bir kez daha sizin vasıtanızla seslenmiş olayım. Ellerindeki eski plak, kaset ve resimleri yollayarak hazırlanan bu arşive katkıda bulunabilir ve bu eserleri gelecek nesillere bırakmada bir taş da kendileri koyabilirler.

Güzel bir insanı ağırladık bugün satır aralarımızda. Bir gönül ehli, bir sanat ve memleket sevdalısı Hüseyin Yeşilgöz’ü. Kimseyi kırmadan incitmeden konuşmaya çalıştı bizimle ancak belli ki kırıldığı çok nokta vardı. Hüseyin Yeşilgöz’ün çağrısına kulak vermenizi diliyoruz. Elinizdeki kayda değer eserlerinizi –tek bir parça veya resim olsa bile- arşivin içine katmayı ve tarihe bir not da siz düşmeyi diliyorsanız Hüseyin Bey’le iletişime geçebilirsiniz.


Hüseyin Yeşilgöz iletişim bilgileri:

Cep telefonu: 0546 963 80 63

Facebook Hesabı: http://facebook.com/HuseyinYesilgozArsivinden

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com