Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Hükümete Anadolu Kaplanları'yla Tehdit

Hükümete Anadolu Kaplanları'yla Tehdit

Türkçe ve İngilizce versiyonlarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hastaneye kapatmaktan tutun da devirmenin inceliklerini anlatan yazıların yayınlandığı Zaman Gazetesi'nde bugün de hükümet, "Anadolu Kaplanları" diye bilenen işadamları üzerinden tehdit edildi.

Giriş Tarihi: 3 Ağustos 2013 Cumartesi 15:06
Hükümete Anadolu Kaplanları'yla Tehdit

Ergenekon operasyonları öncesi Cumhuriyet'te attığı "Genç subaylar rahatsız" manşetiyle cezaevine giren Mustafa Balbay'dan ilham alan Zaman yazarı İhsan Dağı, "‘Anadolu kaplanları’ neden rahatsız?" başlıklı yazısında hükümetin izlediği bağımsız Türkiye ve ümmetin çıkarlarını önde tutan siyasetinden işadamlarının rahatsız olduğunu iddia etti. Haftaiçi Koç operasyonu sonrası TÜSİAD'ın hükümeti tehdit eden açıklamasının ardından Zaman'da bu yazının çıkması, Batı destekli Batıcı ayaklanmaya bazı muhafazakâr holdinglerin de destek verdiği iddiasını güçlendiriyor. İşte hükümete aba altından sopa gösteren o yazı:

‘Anadolu kaplanları’ neden rahatsız?

Bir zamanlar dillerden düşmeyen bir ‘Anadolu kaplanları’ efsanesi vardı. Özal’la birlikte dışa açılan Türkiye’nin eseriydi ‘kaplanlar’. Üreten, dünya ile rekabet etmekten korkmayan, devlete muhtaç olmayan Anadolu merkezli şirketler...

Büyük ölçüde muhafazakar aile şirketleriydi bunlar; varlıklarını devlet ihalelerine değil küreselleşen bir dünyada rekabet edebilmelerine borçluydular.

28 Şubat’ta adeta imha edilmeye çalışıldı bu ‘milli servet’ İslami sermaye olarak nitelenerek. Yarattıkları istihdama, kırdıkları yoksulluk kültürüne ve zihniyetine bakılmaksızın. Devlete muhtaç olmadıkları, devletten ayrıcalık beklemedikleri, kendi ayakları üzerinde serbest piyasa düzeninde durabildikleri için hedeftiler. Bu topraklarda devlet boyun eğmeyeni, kendine muhtaç olmayanı, el açmayanı, diz çökmeyeni sevmez.

Anadolu kaplanlarına devlet ihale vermiyor, onlarsa üretiyor, iç pazarda ambargolarla karşılaştıkça da dış pazarlara açılıyorlardı. Anadolu mucizesi böyle gerçekleşti. Devlete rağmen ve küresel düzeyde rekabetle...

Milli Görüş’ten AK Parti’ye giden yolda ‘yenilikçi’ ekibin arkasındaki en önemli dinamiklerden birisi Anadolu sermayesiydi. Milli Görüş’ün çatışmacı ve ideolojik kimliği yerine muhafazakar değerleri yansıtan ama piyasa dostu, Türkiye’nin dışa açılmasını destekleyen, çoğulcu bir merkez partisinin gerekliliğine inanıyorlardı. Çatışan, dogmatik ve ideolojik değil pragmatik, uzlaşmacı ve dünyayla barışık bir hareketin Türkiye’yi de kendilerini de büyüteceğini düşünüyorlardı.

Sonuçta Anadolu kaplanları muhafazakar ama demokrat, yerli ama küreselleşmeden yana AK Parti’ye destek verdi. Ulusalcı-Kemalist-militarist blok karşısında demokratikleşme, AB üyeliği, dışa açılma, insan hakları, özgürlükler ortak paydasında buluşan demokrat cephede çok etkin bir rol oynadılar. AK Parti iktidarının AB’ye üyelik, yabancı sermaye, komşularla sıfır problem politikalarıyla dünya ile entegrasyon süreçlerini çok ileri bir noktaya taşıdılar. Türkiye’yi dışa, dışı içeriye taşıdılar. Onlar da Türkiye de büyüdü.

Şimdi, dönüşümüne büyük katkıları olan ‘hareket’ yeniden çatışmacı, dünyayla kavgalı bir politika izliyor. Türkiye yalnızlaşıyor...

Anadolu kaplanları da rahatsız.

İçe kapanan, dünyayla kavgalı bir görüntü sergileyen, dışarıda olup biten her şeyi kendine yönelmiş bir komplo olarak gören bir ülkede Anadolu kaplanları hem istikrarın hem de rekabet güçlerinin ortadan kalkacağından korkuyorlar. İdeolojik, hayalperest, maceracı dış politikanın tüm topluma bindirdiği yükün farkındalar. Farkındalar, çünkü kaybedecekleri çok şeyler var...

Kemalist vesayet rejimi dış politikayı ‘devletin âli çıkarları’ gibi soyut, içini güçlü olanın doldurduğu ‘devlet merkezli’ bir anlayışla tanımlıyordu. Toplum da ekonomi de umurlarında değildi. Şimdi de durum benzer... Kendilerini devletin de, yurttaşların da sahibi sananlar herkesi devletlerine, davalarına, yani kendilerine hizmetle yükümlü sanıyorlar.

Oysa, dış politika bir ‘dava’ değil ‘hizmet’ alanı, toplumun bedel ödeyeceği değil, fayda göreceği bir devlet faaliyetidir. Tabii eğer siyaseti ‘insan’ merkezli tanımlıyorsanız... Aksi, dış politikayı ideolojikleştirmektir. Dışta ideolojik bir dava gütmekle, içte bir ideolojik devlet kurmak arasında fark yoktur.

Devlet olarak göreviniz dünyayla iş yapan insanların karşısına engeller çıkarmak değil, onların önünü açmaktır. İnsanların hayatını kolaylaştırmak, onlara hizmet etmek yerine ‘davanıza hizmet’i esas aldığınızda ise Kemalizm gibi ‘ideoloji’si olan, toplumu da o ideolojinin hizmetine koşan bir devlet haline gelirsiniz.

Evet, Anadolu kaplanları rahatsız... Üretmek ve dünyaya satmak yerine bir zamanlar dışlandıkları devlet ihaleleriyle büyüyenlerden söz etmiyorum, onlar zaten artık kaplan değil, ‘ev kedisi’ oldular. Türkiye’nin dışa açık, küresel aktörlerle barışık, çevresine sorun değil istikrar ihraç eden politikalarıyla büyüyen, dünya ile rekabet eden, devlete muhtaç olmayan Anadolu kaplanları rahatsız. Onlar devletten ihale istemiyorlar; yeter ki devlet gölge etmesin, ideolojik ve dogmatik dış politikayla yollarını kapamasın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com