Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Göbeklitepe-Mısır Piramitlerine denk

Göbeklitepe-Mısır Piramitlerine denk

Giriş Tarihi: 29 Haziran 2010 Salı 22:09
Göbeklitepe-Mısır Piramitlerine denk

Şanlıurfa Göbeklitepe’de yapılan arkeolojik kazılarla tarihi 13 bin yıl önceye kadar giden tarihi eserlerle sadece Türkiye’nin değil tüm Dünya’nın gündemine oturdu. Şanlıurfa’yı Dünyanın gündemine taşıyan arkeoloji ekibinin başında bir Alman profesör var. Adı Prof. Dr. phil. Klaus Schmidt.  Schmidt babacan, samimi ve gerçekten çok alçak gönüllü tavırları ile gönlümüzde büyük bir sevgi kazandı,  oldukça mütevazı ve son derece nazik bir bilim adamı olmasının yanından çok iyi bir insan.

Bizde siz Balikligol.com okuyucular için Sayın Schmidt ile röportaj yaptık. İşte merak edilen sorulara Klaus Schmidt’in cevapları…

Yasin KÜÇÜK; Sayın Klaus Schmidt kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

Klaus Schmidt; Ben 1953 Almanya doğumluyum. 1995 yılından beri Göbeklitepe’deki Arkeolojik kazılar yapan ekibin başındayım.

Yasin KÜÇÜK: Sayın Prof. Dr. phil. Klaus Schmidt: Kazılar il olarak ne zaman başladı?

Klaus Schmidt; 1995 yılında başladı.

Yasin KÜÇÜK: Sayın Schmidt Tahmini olarak kazı çalışmaları ne kadar sürer?

Klaus Schmidt;  Allah bilir (güldük tabii) tahmin en az elli yıl süreceğini tahmin ediyorum. Kazı alanı büyük bir yer.  Şu andaki bulunan kısımların belki 30 – 40 katı kadar alan kazılacak. Sanırım şu an bulunan yapılardan daha fazla şeyler çıkacak.

Yasin KÜÇÜK: siz ilk kez 1995 yılında başlatılan kazılar ile beraber mi Urfa’ya geldiniz?

Klaus Schmidt;   hayır. İlk kez 1978 yılında Urfa müzesini ziyarete gelmiştim. 1979 yılında lider kazı ekibinde yer almıştım. Urfa’daki arkeolojik kazı çalışmaları Göbeklitepe ile başlamada daha evvelden de kazı çalışmaları yapıldı. Bu Mezopotamya bölgesi Anadolu’nun en zengin bölgesidir; ama araştırmalar için geç kalınmış.

Yasin KÜÇÜK: araştırmalar için geç kalındı diyorsunuz. Urfa’da arkeolojik çalışmalar ilk ne zaman başladı?  

Klaus Schmidt; Urfa’da kazı çalışmaları 1965 yılında başlandı. Urfa Zeugma gibi hak ettiği yeri almalıydı.

Yasin KÜÇÜK: Siz görev icabı yıllardır Urfa’dasınız. Urfa ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Klaus Schmidt; Urfa insanını çok seviyorum. Hepsi sıcak ve iyi yürekli insanlardır. Hava Sıcaklığı hariç her şey çok iyi. Urfa insanları ile ilgili bir şikayetim yok; fakat havalar Çok sıcak çok…

Yasin KÜÇÜK: Sayın Schmidt kazılar hangi aylarda yapılır?

Klaus Schmidt;  İlkbahar’da Nisan ve Mayıs ayları, sonbaharda ise Eylül ve Ekim ayları yapılır.

Yasin KÜÇÜK: Sayın Schmidt Göbeklitepe’ye neden bu kadar önem veriliyor?

Klaus Schmidt;  Göbeklitepe Dünyanın En önemli Tapınak yeridir. Göbeklitepe  - Mısır Piramitlerine denk bir yer, belki ondanda önemli.

Yasin KÜÇÜK: Göbeklitepe ile ilgili başka çalışmalarınızda oldu mu?

Klaus Schmidt;  evet Göbeklitepe ile ilgili kitap yazdım. Yazdığım kitap 1996 yılında Almancaya çevrildi. 1997 yılında Türkçe, Polanyaca, Rusça, İtalyanca, çeviriler hazırlandı, şimdilik İngilizce düşünmüyorum o çok sonraki iş. Onlarca makale yazdım.

Yasin KÜÇÜK: bize değerli zamanınızı ayırıp sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için www.balikligol.com olara size TEŞEKKÜR ederiz.

Klaus Schmidt;  ben teşekkür ederim.

Göbeklitepe'nin Tarihçesi...

Türkiye´nin güneydoğusunda, Toros önlerinde İlk Neolitik Dönem´e ait bir kutsal alan

konumu

300 m çapında ve 15 m yüksekliğindeki Neolitik Dönem´in ilk evrelerine ait Göbekli Tepe, Şanlıurfa´nın 15 km kuzeydoğusunda, bir dağ sırasının en yüksek tepesinde yer alır. Höyük çok uzak bir mesafeden bile göze çarpar. Höyüğün üzerinden kuzey ve doğuya bakıldığında Toros Dağları ve Karacadağ´a kadar olan bölge, güneye bakıldığında ise Suriye´ye doğru uzanan Harran Ovası görünür. Batı´da ise Şanlıurfa ile Fırat Ovası arasında yer alan dağ sırası görünmektedir

araştırma tarihçesi

Göbekli Tepe 1963 yılında Türk- Amerikan ortak yüzey araştırmalarında saptanmış ve Peter Benedict tarafından 1980 yılında yayımlanmış, ancak bu yerleşimin önemi o dönemlerde anlaşılmamıştır. Höyüğün yamaçlarında çok sayıda bulunan taş aletlerden ve büyük boyutlu düzgün işlenmiş taşlardan, burasının insanoğlunun ilk yerleşik hayata geçtiği, yani avcı toplayıcılıktan Neolitik dönemin tarımcılığına geçişin gerçekleştiği bir yer olduğunu ilk etapta anlamak mümkün değildi. Geliştirilmiş araştırmalar sayesinde, aynı Schliemann´ın Troiası'ndaki gibi üst üste tabakalardan oluşan ancak Priamos´un şehrinden en azından 5000 yıl daha eski olan bu yerleşimin özgünlüğünü anlamak mümkün olmuştur. 

Şimdiye kadar yapılan çalışmalar

Kazılar 1995 yılından itibaren Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi işbirliği ile yürütülmektedir, 2001 yılından itibaren çalışmalara Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Doğu Araştırmaları Şubesi de katılmıştır. 1995 yılından itibaren her yıl yapılan kazılar sonucunda konutlar ya da savunma sistemi ile ilgili bir ize rastlanmamış, bunun yerine bugüne kadar bilinmeyen ancak dinsel fonksiyonu olduğu şüphe götürmeyen, anıtsal, dairesel olarak düzenlenmiş megalit türü yapılar bulunmuştur. Tonlarca ağırlıktaki yekpare taş dikmeler içte ve dışta temenos benzeri dairesel alanlar oluşturan duvarlarla birbirine bağlanmış, dairenin merkezine ise hepsinden daha yüksek iki dikme yerleştirilmiştir. Dikmelerin üzerinde yabani hayvanların, aslan ve boğaların, yaban domuzlarının, tilki ve yılanların büyük boyutlu kabartmaları yer almaktadır. Kabartmalar diğer buluntularla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bilim adamlarına bu resim dili konusunda tartışma malzemesi oluşturmaktadır. Ancak daha şimdiden, şimdiye dek bilinen ilk mimari formların kesinlikle küçük boyutlu ya da gösterişsiz olmadığı, aksine beklenmedik bir biçimde anıtsal olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Göbekli Tepe´de dairesel yapı sistemlerinin küçük formlara ve kare planlı temellere dönüşümü ancak geç evrelerde gözlenmiştir

Güncel çalışmalar

20. 10. tarihinde bitirilen, 2006'daki 12. çalışma sezonunda, kazıların ağırlık noktasını yine, üç yıldan bu yana olduğu gibi dört büyük dikmeli A-D yapılarını tümüyle ortaya çıkarma çalışmaları oluşturmuştur. Sezonun önemli buluntuları arasında C yapısındaki yırtıcı hayvan heykeli ile D yapısındaki zengin bezenmiş kabartmaları olan dikme sayılabilir.  

Sonuçlar

Kazı çalışmalarına paralel olarak yapılan paleozooloji ve paleobotani araştırmaları sonucunda, etkilerini bize Göbekli Tepe´den aktaran insanların, yaban hayatına dayalı bir toplum düzenine sahip oldukları anlaşılmıştır. Onlar açısından, toplumsal gelişimin itici gücü olarak Neolitik bir köy düzenine ya da kentleşmeye geçiş çok uzak bir gelecekte bulunmaktadır. Bu yapının inşa edilmesi için gerekli işgücü ancak, avcıların dağın tepesinde adeta "olimpik" olarak adlandırılabilecek buluşmaları sırasında bir araya gelmiş olabilir. Buradan da "Önce tapınak inşa edildi sonra şehir" sloganı ortaya çıkar. Gelecekte yapılacak olan kazılarla bu sloganın doğrulanması ya da değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Hem arkeolojik veriler hem de radyokarbon metodu Göbekli Tepe'nin en geç evresini MÖ 8000'lere tarihlemekte, eski ana yapı evresinin ise (Tabaka III) MÖ 9000'lerde bittiğini göstermektedir. En eski yerleşim tarihlendirilemiyorsa da, devasa tabaka dizileri, burada Paleolitik Çağa kadar uzanan birkaç bin yıllık yerleşim tarihçesi olduğunu düşündürür. Yamaçların alt kesiminde, doğal erozyon ve son zamanlarda tarım alanı olarak kullanılması sebebiyle oluşan dolgu Tabaka I olarak adlandırılmıştır.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com