Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Ferhat Özer Gazetecilik Mesleğini Anlattı

Ferhat Özer Gazetecilik Mesleğini Anlattı

10 yaşından bu tarafa gazetecilik mesleğini yürüten gazete, Ajans haberciliği ve TV haberciliği gibi sektörün birçok alanında bulunmuş gazeteci Ferhat Özer ağabeyimizle mesleki tecrübelerini, gazeteciliğin sorunlarını konuştuk.

Giriş Tarihi: 11 Temmuz 2015 Cumartesi 14:50
Ferhat Özer Gazetecilik Mesleğini Anlattı

Röportaj: İshak Polat  /  Yıllardan beri soru soran bir insana soru sormanın zorluğunu bilerek siz okuyucularımız için Gazeteci Ferhat Özer’e sorduklarımız ve verdiği cevaplar.

Sizin gözünüzde gazeteci kimdir?

Gazeteci kamuoyunu aydınlatan insandır. Gazeteci, gördüğü yanlışları yazan, eleştirebilen ve bunu yaparken de dik durabilen insandır.  Yeri geldiği zaman kalemini kıracak ama kalemini satmayacak insandır.. Şunu da eklemem gerekir ben gazeteciyi bir nevi pastacıya da benzetirim. Haberi yapmak yetmiyor. Görsel, yazılı, internet alanında yani hangi haber mecrasında olursa olsun haberi süslemek gerekiyor. Gerçekten uzaklaşmadan ve abartmadan yaptığınız haberi kamuoyunun dikkatini çekecek şekilde aktarmanız gerekiyor. Ben hep derim; iyi bir haberci iyi bir pastaneciye benzer.

Sizin gazeteciliğe giriş öykünüzü öğrenebilir miyiz?

Benim gazetecilik mesleğine giriş öyküm 10 yaşında gazete dağıtımı ile başladı. Hatırlarsanız, eski Türk filmlerinde gördüğünüz şekilde küçük bir çocuğun “ yazıyor, yazıyor” diyerek gazete sattığı sahnelerdeki gibi aynen o küçük yaşımda özellikle okulların tatil olduğu dönemde sabahları gazete satarak, öğlenden sonrada babamın kurmuş olduğu “ Siverek’in Sesi “ gazetesinde, matbaada  çalışarak  bu mesleğe adım atmış oldum. Basın ve matbaacılık sektöründe bir söz vardır; elinize bir daha mürekkep bulaştı mı bir daha çıkmaz diye bizimde 10 yaşında elimize bir defa mürekkep bulaştı ve bugün yaşım 52 oldu ve ben bu mesleğe devam ediyorum.

Bugüne kadar gelen mesleki sürecinizi öğrenebilir miyiz?

Dediğim gibi mesleğe Siverek’te babamın yanında hem gazete satarak hem de kendi gazetemizde ve matbaamızda çalışarak başladım. Daha sonra bir ulusal gazetenin muhabirliğini yapmaya başladım. 1980 ihtilali ile birlikte birçok gazete kapatıldı. Benim de bu dönemde hem biraz gazetecilikten hevesim kaçtı hem de o şartlarda gazeteciliğe ara vermek durumunda kaldık. Daha sonrasında Viranşehir’e yerleştik ve ben rahmetlik Eyüp Seyrek abimizin  yanında hem gazete hem de matbaasında gazeteciliğe tekrar başladım.  Ki o dönemi bilenler bilir entertipte hurufat dizerek gazete çıkartıyorduk. Daha sonra kendimizi geliştirdik ve spor yazarlığı yapmaya başladım. 1983’e kadar böyle devam ettik ve 1983’te kendi matbaamı ve gazetemi kurmaya karar verdim. Bu kararımı açıkladığım zaman Siverek gibi bir yerde gazetecilik yapmanın zorluklarını bilen babamın ilk işi beni evden kovmak oldu. Ben bu kararımda inat ettim. 4 gün boyunca rahmetlik Eyüp Seyrek abimizin matbaasında kağıtların üzerinde yatıp kalktım. Daha sonra babamın desteği ile kendi 1984 yılında matbaamı ve “ Karacadağ” isimli gazetemizi kurdum. Ama matbaa ve gazeteyi kurmak yetmiyordu.  Maddi sıkıntıların yanı sıra gazetelerin kapatılması gibi durumlarla da karşı karşıyaydık. Bunun yanı sıra Viranşehir’de bu gazeteyi kurunca  “bu gazetenin arkasında karalık güçler var. Bu gazetenin arkasında ordu var” gibi iddialar da ortaya çıktı. Biz bu gazetede yazılamayanı yazıyorduk. Ama inanın Viranşehir gibi bir çok sosyolojik gerçeğin önümüze engel olarak çıktığı bir yerde ve maddi imkansızlıklar içersinde gazete çıkartmak gerçekten zordu.

Ajans ve TV sürecine gelirsek

Gazetecilik maceramız 1994 yılına kadar kendi mecrasında devam etti. 1994 yılında gazeteci olarak yurtdışına gittim. Ve orada gazeteciliğin cazip olmadığına karar vererek iş hayatına atıldım. 5 yıl yurt dışında kaldıktan sonra yurtdışından döndüm ve Şanlıurfa’ya yerleştim.  Şanlıurfa’ya dönünce o dönem Anadolu Ajansının İl Müdürü Ercan Akar’ın dikkatini çekmişiz. Oda bizim mesleğimizi devam ettirmemiz konusunda ısrarcı olarak İhlas Haber Ajansını önerdi. Bu vesile ile2001 yılında  İHA’nın Viranşehir muhabirliği, daha sonra İHA Şanlıurfa müdürlüğünde çalışamaya devam ettim. Akabinde İHA Şanlıurfa İl Müdürlüğü, Bölge müdürlüğü olunca( Ki bize Malatya, Kilis ve Adıyaman’ı bize bağladılar) Salih Tekin beyle birlikte bu illeri de kapsayacak şekilde haber çalışmalarımız devam etti. İHA’da çalıştığımız zaman Hakkari’den Adıyaman’a kadar bir çok ilde 2003 yılında Irak Savaşı, Lübnan iç savaşı gibi bir çok alanda çalışma ve kendimizi geliştirme imkanı oldu. Ki 2003 ten 2008 yılına kadar genelde Irak’ta yoğun olarak bulundum. Daha sonra babamın kanser hastalığına yakalanması ile birlikte 2010 yılında KanalUrfa’dan gelen teklif üzerine KanalUrfa’ya önce İdari İşlerden sorumlu Müdürü, olarak işe girdim daha sonra Genel Koordinatör ve  Genel Müdürü olarak 5 yıl çalıştım.

Gazetecinin, basın kuruluşunun yereli, ulusalı olur mu?

Hayır. Ben buna katılmıyorum. Yerel diye tabir ettiğimiz basın kuruluşları bir nevi ulusal yayın kuruluşlarının mutfağıdır. İyi bir gazetecide kendisini yerelde geliştirir ve ulusalı da geliştirmeye yönlendirir. Bir futbol takımı olarak düşünürsek bir gazeteci alt takımda kendisini geliştirir ve günü geldiğinde çıkar A takımında oynar. Gazetecilikte aslında yerel ve ulusal kavramını kullanmamak gerekiyor.

Yerel, Haber Ajansı ve TV gibi farklı basın kulvarlarında görev aldınız. Aradaki farklar nelerdir?

Arada ciddi farklar var. Şöyle ki; gazetede haberi verirken geniş bir şekilde verme imkanınız varken TV’de bunu daha da kısaltmak zorundasınız. TV’de bir haberi 8-10 dakika vermezsiniz. Haber Ajansına gelince gelişen dünyada sizin kimsenin bilmediği, ulaşamadığı habere ulaşmanız ve bunu en kısa sürede abonelerinize ve kamuoyuna geçme durumunuz söz konusu. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama özetle görsel, yazılı, internet ve ajans haberciliğinin kendi mecrasına göre farkları var.

İnternet yazılı basını öldürüyor mu?

Evet. İnternet haberciliği  yazılı basını öldürüyor. Buna yerel de ulusalda dahildir. Geçmişte 1 Milyonun üzerinde tirajı olan gazetelere bakın bugün 200 bini zor buluyor. Bundan TV’lerde nasibini alıyor. Maalesef her 15- 20 dakikada bir haberin düştüğü  ve herkesin cep telefonu ile buna anında ulaştığı ortamda İnternet haberciliği görsel ve yazılı basını öldürüyor.

Şanlıurfa’da gazeteci olmak ve sorunlar nelerdir?

Şanlıurfa’da gazetecilik gerçekten çok zor. Sizin de malumunuz olduğu üzere birçok zorluğu var. Ama bunun yanı sıra sorunları da dile getirirken de hassas olmak gerekiyor, kimseyi kırmamak gerekiyor. Dürüst arkadaşlarımızı tenzih ederek söylüyorum; Şanlıurfa’da medyayı silah olarak kullanan insanlar vardır. Maalesef durum budur. Şanlıurfa’da bir nevi şantaj gazeteciliği hakim olmuştur. Halbuki gazeteci doğruyu yazmalıdır. Gazeteci bir haberi yaparken karşı tarafa da söz hakkı tanımalıdır. Şantaj haberciliğine artık internet haberciliği yapan bazı kimselerde katıldı. Maalesef bu durum bizim mesleğimizin yüz karası bir gerçektir. Bunu da sözlerimin arasına eklemek isterim.

Tehdit, şantaj haberciliğine çözüm nedir?

Çözüm önce gazetecinin vicdanında saklı. Gazeteci hiçbir şekilde vicdanını ve meslek onurunu satmamalı, üç beş kuruş para veya başka bir menfaat için kimseyi tehdit etmemelidir, şantaj yapmamalıdır. Gazeteci her halükarda doğru bildiğini yazmalıdır. Burada medya patronlarında da önemli görevler düşüyor. Patron yanında çalıştırdığı emekçisine hak ettiği ücreti vermelidir. Ama patron emekçisine yarım maaş verip dışarıda aldığın senindir diyorsa maalesef işte böyle şantaj gazetecisi, internetçisi ortaya çıkar.

Şanlıurfa’da 28 olan gazete sayısı 8’e düştü. Gazetelerde hal böyle iken TV sayısı 5’e çıktı. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Şanlıurfa’da TV’ler gazetelerin durumuna düştü. Geçmişte gazeteciliği büyük gelir kapısı görenlerin gazeteciliğe girmesi ile okuyucu sayısı, reklam pastası düştü, naylon gazeteler türedi. Günümüzde aynı trend  TV’ler için de söz konusu artık. TV’lerin iyi para kazandığını düşünenler TV kurmanın hayalini kurmaya başladılar. Halbuki  Şanlıurfa’da yeni bir TV açmaya kalkışırsanız aylık gideri en az 70- 80 bin TL’dir. Ve siz bunu her ay cebinizden vermek durumundasınız. Halbuki reklam pastası beli ve sizin alacağınız reklamda bu gideri karşılamaz. Siyasi dönemlerde belki bu masrafın giderileceği düşünülür ama kazın ayağı öyle değil

Peki insanlar neden TV kurur?

Benim kimseyi töhmet altına sokma gibi bir niyetim olamaz. Olmadı da ama bir gerçeği ortaya koymak adına söylüyorum: 1; Tehdit ve şantaj, kara para aklamak için  i. 2; yerel den bölgesele ve daha sonra ulusala çıkayım zihniyetinde olanlar 3; kendi ekonomik çıkarlarını korumak için, 4; siyasi gelecek kazanmak için, 5; gerçekten habercilik, gazetecilik yapmak için. Kısacası seçim, ramazan gibi belirli dönemlerin dışında TV kısa vadede para kazandıran bir kurum değildir.

Babasının gazeteci olmasın diye kovduğu bir gazeteciden iki çocuğu gazeteci olan bir babaya. Çocuklarınızın üzerinde her hangi bir yönlendirmeniz oldu mu?

Babamın beni korumak amacı ile bu mesleği yapma dediği gibi bende çocuklarıma yapmayın dedim. Neden derseniz; günümüzde gazetecilik mesleğinin içine düşürüldüğü hali görünce ben çocuklarımın bu mesleği yapmalarını istemedim. Diğer mesleklerde o mesleği suiistimal eden kimse yok mu? derseniz. Var. Özellikle kızım bu mesleği yapmayı çok istedi. Bende dedim ki elimden gelen tüm desteği size vereceğim. Ben gazeteciliği şöyle de görürüm; alaylı ve mektepli  Oğlum KanalUrfa’da kameraman ve alaylı. kızım ise TV haberciliği okuyor. Kızıma şöyle  derim hep; gazetecilik mesleğinde mektepli olmak tek başına bir şey ifade etmiyor. Bunun içersine mutlaka alaylığı da katmak gerekiyor. Ben alaylı bir gazeteci idim. Keşke mektepli de olsaydım. Babam beni okutmadı ama ben çocuklarımın iyi gazeteci olması için elimden gelen tüm desteği veriyorum.

Unutulmaz  anılarınız  var mı?

Gazeteci olacaksınız ve anılarınız, hatıralarınız olmaz olur mu. Viranşehir’den Irak savaşına, Silahlı Kuvvetlerin Güneş Harekatından, Lübnan’daki Hariri suikastına ve Şanlıurfa merkez olmak üzere GAP bölgesi gibi dinamik bir coğrafyada çok anılarımız oldu. Mesela yıllar önce Viranşehir’de bir çok kurumda amirlik, müdürlük yapan yaklaşık 21 kişini tecavüzüne uğrayan bir kızın haberini yapıp tecavüzcülerin yargı önüne çıkmasını sağlamıştık. Gerçi orada bir kişiyi bilmemize rağmen yargı önüne çıkartamadık ve bu benim içimde bir uhdedir. Ha keza Felluce savaşı başladığında oraya ilk giren ve bunu dünyaya ilk duyuran biz, İHA ekibi idi. Orada çatışan iki grubun arasında kalmış kendimi korumak amacı ile elektrik direğinin arkasına saklanmıştım daha sonra fark ettim ki bir mermi pantolonumun paçasını delmiş geçmiş. Bunun gibi tutuklanmalar, haber atlatmalar, nice hatıralar.

Anılarınızı yazacak mısınız?

Bununla ilgili bir çalışmam var. Aslında geç bile kaldım diyebilirim. Bir kısmını yazdım diyebilirim. Bununla beraber değerli kardeşim Mehmet Mahmutoğlu benimle ilgili bir belgesel hazırlamış. Belgeselin metni ve bazı materyalleri ortaya çıkmış. Kısacası benimle ilgili bir kitap ve belgesel hazırlığı var.

Savaş muhabirliğine ayrı bir önem atfediyorsunuz?

Doğrudur. Savaş muhabiri olabilmek için bir çok evreden geçmiş olmanız gerekiyor. Bu evreleri geçtikten sonra yapılan savaş muhabirliği bir gazeteciye gerçekten ayrı bir heyecan ve tecrübe katıyor. Birde şöyle bir şey var savaş bölgelerinde diğer haberlerde çok başarılı muhabirler var ve bu insanlar ünlü değildir. Bu insanlar haberin gerçek kahramanlarıdır. Ünlü olmamaların sebebi ise kameranın önünde değil arkasında olmalarıdır.

Sorulacak çok soru var. Bir başka röportajda sormak üzere şimdilik eklemek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle size ve gazeteniz GAPGündemine teşekkür ediyorum. Özellikle genç arkadaşlarıma sizin aracılılığınızla seslenmek istiyorum;” Kalemini kır fakat satma” İnanıyorum ki Urfa’da gazeteci olarak yetiştirilecek çok cevherler var. Urfa’nın da tüm Türkiye’yi doyuracak haber potansiyeli var. Önemli olan bunu ortaya çıkartabilecek gazetecileri yetiştirmek. Bu konuda meslekte tecrübeli insanlara büyük görevler düşüyor.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com