Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Esra Hanım çok kötü açık verdi!

Esra Hanım çok kötü açık verdi!

Giriş Tarihi: 5 Aralık 2010 Pazar 16:04
Esra Hanım çok kötü açık verdi!

Esra Hanım çok kötü açık verdi!

Camilerin açığını yakalamaya çalışan haber7 yazarı Esra Elönü, baltayı sert taşa vurdu. Esra Elönüye cevap bakın nereden geldi.

haber7deki köşesinde Açık cami bulmak için toplu namaz rezervasyonu mu yaptıralım? başlıklı bir yazı kaleme alan Esra Elönüye diyanethaberler.comdan geldi.

İşte o yazı: 

Camilerde açık aramak

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, herkesin camilerin ve cemaatin açığını aramaya başlamadan önce çok geniş boyutlu düşünmesini bilmesi ve her türlü soruna çok yönlü bakmasını öğrenmesi gerekmektedir.

Maalesef bir köşe yazarı olan Esra hanım, tekil olanlara bakıp ve de takılıp bütünü gözden kaçırmış, hadiseyi daha kapsamlı olarak incelemek yerine inananları rencide eden bir köşe yazısı kaleme almayı başarmışlardır.

Kendileri ironi yapacağım derken gerçekten çok tuhaf durumlara düşebilmişlerdir.

Zira Esra hanımın yazısında söylediğinin tam aksine, camiye “minareye çıkmak ve şehri yükseklerden seyretmek” için gidilmeyeceği açıktır.

Pek tabiidir ki, camiye egzersiz yapmak için de gidilmez.

Onun yazısında belirttiği ve de zannettiğinin aksine “camide tespih çekmekle evliya hazretleri” olunamayacağı da herkes tarafından bilinmektedir.

Esra hanımın benzer şekilde ifade ettiğinin aksine, “Müslümanın Allahla randevusunun tek yeri cami” değil, bütün yeryüzüdür. Dini, namazı ve ibadeti sadece camiye hapsetmek son derece yanlış, eksik ve problemli bir bakış açısıdır. Bazılarının beyin yıkama faaliyetleri sonucu oluşturulmuş bir takım şartlanmışlıklarından kurtulararak meselelere doğru yerden bakmaları gerekmektedir.

Yine kendilerinin zikrettiğinin tersine “dua etmek için elleri cepten çıkarmaya” da gerek yoktur. O işin şekil kısmıdır. Elinizi kaldırmadan da en içten dualarınızı yapabilirsiniz. Kuranın ifadesiyle ayaktayken de, otururken de, yan üzeri uzanmışken de, hem dua hem de zikir edebilirsiniz. Dolayısıyla şekle takılıp kalmak ve özü ihmal etmek hiç bir zaman doğru değildir.

Sayıları yok denecek kadar az olan bazı camilerde insanların alınlarını koydukları yerler, Esra hanım iddia ettiği gibi, “secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzüyorsa, camilerin etrafındaki ihtiyaç yerleri ağır kokular içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmüşse”, bunun sorumlusu cami cemaati ya da imam değildir. Bunun sorumlusu oraları o hale getiren bir takım kendini bilmez kimselerdir. Bu kimselere seslenmek ve onlara çağrıda bulunmak yerine işin kolayına kaçarak, buradan hep imamları ya da cemaati suçlamak ve onlara saldırmak hakkaniyetle ve insafla bağdaşmasa gerektir.

“Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim!” diye soran Esra hanım ve benzerlerinin öncelikle bunun nedenleri ve niçinlerini çok boyutlu sorgulamaları gerekmektedir. Kendilerinin sanki bütün camiler kapalı imiş gibi bir izlenim uyandırarak düşüncelerini temellendirmeye çalışmaları doğru olmamıştır.

Cami imam tarafından kilitlenmez ve camiden bir şeyler çalınırsa bu sefer “imam neden kilitlememiş kardeşim!!” diye efelenenlerin de aynı düz mantıkla meselelere bakan kimseler olması oldukça düşündürücüdür.

Kanaatimizce ülkemizdeki camilerin ekserisi kesinlikle pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş değildir. Bu tür abartmalarla insanların zihinlerini bulandırmak ve kafa karıştırmak isabetli olmadığı gibi hakkaniyetten de uzak bir yaklaşımdır.

“Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında” diyerek yakın tarihten habersiz olduğunu ortaya koyan bir yazarın din ve camiler hakkında konuşurken biraz daha bilgi sahibi olmasını beklemek hakkımız olsa gerektir. Devletin önemli makamlarında bulunan ve her gün suikast planlarına maruz kalan insanlar için özel güvenlik tedbirlerinin alınmasında sakınca olmadığı gibi, onlar için camide özel bir yerin yapılması elzemdir. Üstelik bu, ciddiyetin ve dini doğru anlayıp tedbir almanın bir gereği ve sonucudur. Nitekim Hz. Ömer ve Hz. Alinin nerede suikaste uğradıklarını bilmek için alim olmaya gerek yoktur. Dolayısıyla devlet büyükleri için alınan güvenlik tedbirlerini, rezervazyon yaptırmak diye algılamak ve öyle tanıtmak son derece sulu, seviyesiz ve düzeysiz bir yaklaşım olup köşe yazarı sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır.

“Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camiler” diye edebiyat parçalayan Esra hanım, böyle bir veya bir kaç örnek olabileceğini unutarak, sanki camilerin tamamı böyle imiş gibi bir izlenim uyandırmaya çalışmış ve milletimizi camilerine değer vermeyen bir müslüman güruhu gibi göstererek son derece isabetsiz ve yanlış bir tavır sergilemişlerdir.

Camilerin namaza vakitleri dışında kapalı olmasının nedenlerini uzun boyutlu irdelemeyen ve popülist yaklaşımlarla meseleye yaklaşanların isabetli sonuçlara ulaşamayacakları ortadadır.

Elbette vaktinde camiye gelip imama yetişmek ve cemaatle namazı kılmak faziletli olandır. Ancak sonradan gelenlerin namazlarını kılacağı yerler hemen hemen bütün camilerde halen mevcuttur. Münferid hadiselerden yola çıkarak bir takım genellemeler yapmak sığ dimağların ürünüdür.

“Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız” diyerek müslümanların en önemli ibadeti olan namazı bile hafife ve dalgaya alan bir basitlikle ve sululukla meseleye bakmak aydın ciddiyetiyle ve sorumluluğuyla bağdaşmadığı gibi, bu ifadeler, muhafazakar değerleri savunduğunu ve temsil ettiğini iddia eden bir haber sitesinin ciddiyetine ve saygınlığına da gölge düşürmektedir.

“İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” diye söyleyen iyi niyetli bir cemaatin sözlerini çarpıtarak ve de anlamını saptırarak tekil bir örnekten hareketle tüm imamları karalayan bir dil kullanmak ne kadar doğrudur bunu da çok değerli okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.

“Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz” demek suretiyle cami yaptıran insanları küçümsemesi, teknolojik gelişmeleri ve değişimi doğru okuyamayarak cami inşa eden mümin ve mümineleri yoz olmakla suçlaması, inananlara bir hakaret şeklinde algılanacak sözlerdir ki bu sözleri yazan ve söyleyen kişinin sözlerinin nerelere gideceğini düşünerek ve hesaplayarak söylemediği de anlaşılmaktadır.

“Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da” diyerek sanki bütün camiler böyle olan insanlara kapalı imiş, sanki bu insanlar camiye sokulmuyormuş gibi bir imaj vermeye çalışmak son derece yanlış olmuştur. Liberal takılmak isterken takıntılara takılıp orada kalmak bu olsa gerektir.

Caminin, cemaatin ve imamların açığını arayacağım derken, namaz vakti dışında ve günün şartları gereği zorunluluktan kilitlenmek zorunda kalan camilere ve o camiyi korumaya çalışan imamlara bu şekilde alaycı ve küçümseyici bir dil ile sataşmak ve saldırmak yanlış olmuştur.

Özetle bu benzeri köşe yazarlarının camilerin ve imamların açığını aramayı bırakmaları, meselere geniş boyutlu bakmayı öğrenmeleri, elmalarla armutları karıştırmamaları, basit ve düz mantıkla değil, bütüncül bakış açısı ile meselelere odaklanmaları, popülist yaklaşımlar sergilemekten kaçınmaları ve yazılarının ne kadar tıklanıp okunacağından ziyade haktan, adalettten, ilkeli ve tutarlı olmaktan yana bir tavır ve duruş takınmaları ve de savunduklarını iddia ettikleri dini değerleri hafife almaktan bir an önce vazgeçmeleri kanaatimizce çok daha uygun olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

DİYANETHABERLER.COM

***

Esra Elönünen HABER 7de ki yazısı

Açık cami bulmak için toplu namaz rezervasyonu mu yaptıralım?

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..
Bir caminin açığını yakala!

Tuhafsınız!

Camiye minareye çıkıp sema dönümlük arsa seçmek için gitmiyoruz..

Camiye kılınmamış namazlarımızı park edip vakit egzersizi yapmak için gitmiyoruz.

Camiye tavla taşlarını tespih taşlarıyla cem edip keyfül evliya hazretleri olmaya da gitmiyoruz..

Camiye yeşil sinemanın eksik kadrajına çini kareler çekmeye gitmiyoruz..

Müsaade ederseniz Allahla randevumuza yetişeceğiz..

Ve müsaade ederseniz ellerimizi ceplerimizden çıkarıp dua edeceğiz…

Alnımızı koyduğumuz yerlerin secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzmesine, ihtiyaç yerlerinin ağır koku içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmesine değinmiyorum bile. Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim onu soruyorum!

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..

Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında ve tarihi ihtişamıyla duvarında deklanşör eskiten turistlerin uğrak yeri ibadethaneler dışında Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camilerden söz ediyorum..

Caminin kapalı olması da ne demek? Vaktinde gelseydiniz imama yetişirdiniz demek mi? Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız demek mi? “ İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” demek mi ne demek?

Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz.. Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da… Camileri terör karargahı olarak bilemeye çalışan el kaide pişkinliğiyle Müslümanlara kıkırdayan Özdemir İncesi de .. Amaç camilerin açığını yakalamak değil açığını bulmak…

HABERVAKTİM.COM

 
 

İşte o yazı: 

Camilerde açık aramak

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, herkesin camilerin ve cemaatin açığını aramaya başlamadan önce çok geniş boyutlu düşünmesini bilmesi ve her türlü soruna çok yönlü bakmasını öğrenmesi gerekmektedir.

Maalesef bir köşe yazarı olan Esra hanım, tekil olanlara bakıp ve de takılıp bütünü gözden kaçırmış, hadiseyi daha kapsamlı olarak incelemek yerine inananları rencide eden bir köşe yazısı kaleme almayı başarmışlardır.

Kendileri ironi yapacağım derken gerçekten çok tuhaf durumlara düşebilmişlerdir.

Zira Esra hanımın yazısında söylediğinin tam aksine, camiye “minareye çıkmak ve şehri yükseklerden seyretmek” için gidilmeyeceği açıktır.

Pek tabiidir ki, camiye egzersiz yapmak için de gidilmez.

Onun yazısında belirttiği ve de zannettiğinin aksine “camide tespih çekmekle evliya hazretleri” olunamayacağı da herkes tarafından bilinmektedir.

Esra hanımın benzer şekilde ifade ettiğinin aksine, “Müslümanın Allahla randevusunun tek yeri cami” değil, bütün yeryüzüdür. Dini, namazı ve ibadeti sadece camiye hapsetmek son derece yanlış, eksik ve problemli bir bakış açısıdır. Bazılarının beyin yıkama faaliyetleri sonucu oluşturulmuş bir takım şartlanmışlıklarından kurtulararak meselelere doğru yerden bakmaları gerekmektedir.

Yine kendilerinin zikrettiğinin tersine “dua etmek için elleri cepten çıkarmaya” da gerek yoktur. O işin şekil kısmıdır. Elinizi kaldırmadan da en içten dualarınızı yapabilirsiniz. Kuranın ifadesiyle ayaktayken de, otururken de, yan üzeri uzanmışken de, hem dua hem de zikir edebilirsiniz. Dolayısıyla şekle takılıp kalmak ve özü ihmal etmek hiç bir zaman doğru değildir.

Sayıları yok denecek kadar az olan bazı camilerde insanların alınlarını koydukları yerler, Esra hanım iddia ettiği gibi, “secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzüyorsa, camilerin etrafındaki ihtiyaç yerleri ağır kokular içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmüşse”, bunun sorumlusu cami cemaati ya da imam değildir. Bunun sorumlusu oraları o hale getiren bir takım kendini bilmez kimselerdir. Bu kimselere seslenmek ve onlara çağrıda bulunmak yerine işin kolayına kaçarak, buradan hep imamları ya da cemaati suçlamak ve onlara saldırmak hakkaniyetle ve insafla bağdaşmasa gerektir.

“Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim!” diye soran Esra hanım ve benzerlerinin öncelikle bunun nedenleri ve niçinlerini çok boyutlu sorgulamaları gerekmektedir. Kendilerinin sanki bütün camiler kapalı imiş gibi bir izlenim uyandırarak düşüncelerini temellendirmeye çalışmaları doğru olmamıştır.

Cami imam tarafından kilitlenmez ve camiden bir şeyler çalınırsa bu sefer “imam neden kilitlememiş kardeşim!!” diye efelenenlerin de aynı düz mantıkla meselelere bakan kimseler olması oldukça düşündürücüdür.

Kanaatimizce ülkemizdeki camilerin ekserisi kesinlikle pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş değildir. Bu tür abartmalarla insanların zihinlerini bulandırmak ve kafa karıştırmak isabetli olmadığı gibi hakkaniyetten de uzak bir yaklaşımdır.

“Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında” diyerek yakın tarihten habersiz olduğunu ortaya koyan bir yazarın din ve camiler hakkında konuşurken biraz daha bilgi sahibi olmasını beklemek hakkımız olsa gerektir. Devletin önemli makamlarında bulunan ve her gün suikast planlarına maruz kalan insanlar için özel güvenlik tedbirlerinin alınmasında sakınca olmadığı gibi, onlar için camide özel bir yerin yapılması elzemdir. Üstelik bu, ciddiyetin ve dini doğru anlayıp tedbir almanın bir gereği ve sonucudur. Nitekim Hz. Ömer ve Hz. Alinin nerede suikaste uğradıklarını bilmek için alim olmaya gerek yoktur. Dolayısıyla devlet büyükleri için alınan güvenlik tedbirlerini, rezervazyon yaptırmak diye algılamak ve öyle tanıtmak son derece sulu, seviyesiz ve düzeysiz bir yaklaşım olup köşe yazarı sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır.

“Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camiler” diye edebiyat parçalayan Esra hanım, böyle bir veya bir kaç örnek olabileceğini unutarak, sanki camilerin tamamı böyle imiş gibi bir izlenim uyandırmaya çalışmış ve milletimizi camilerine değer vermeyen bir müslüman güruhu gibi göstererek son derece isabetsiz ve yanlış bir tavır sergilemişlerdir.

Camilerin namaza vakitleri dışında kapalı olmasının nedenlerini uzun boyutlu irdelemeyen ve popülist yaklaşımlarla meseleye yaklaşanların isabetli sonuçlara ulaşamayacakları ortadadır.

Elbette vaktinde camiye gelip imama yetişmek ve cemaatle namazı kılmak faziletli olandır. Ancak sonradan gelenlerin namazlarını kılacağı yerler hemen hemen bütün camilerde halen mevcuttur. Münferid hadiselerden yola çıkarak bir takım genellemeler yapmak sığ dimağların ürünüdür.

“Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız” diyerek müslümanların en önemli ibadeti olan namazı bile hafife ve dalgaya alan bir basitlikle ve sululukla meseleye bakmak aydın ciddiyetiyle ve sorumluluğuyla bağdaşmadığı gibi, bu ifadeler, muhafazakar değerleri savunduğunu ve temsil ettiğini iddia eden bir haber sitesinin ciddiyetine ve saygınlığına da gölge düşürmektedir.

“İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” diye söyleyen iyi niyetli bir cemaatin sözlerini çarpıtarak ve de anlamını saptırarak tekil bir örnekten hareketle tüm imamları karalayan bir dil kullanmak ne kadar doğrudur bunu da çok değerli okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.

“Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz” demek suretiyle cami yaptıran insanları küçümsemesi, teknolojik gelişmeleri ve değişimi doğru okuyamayarak cami inşa eden mümin ve mümineleri yoz olmakla suçlaması, inananlara bir hakaret şeklinde algılanacak sözlerdir ki bu sözleri yazan ve söyleyen kişinin sözlerinin nerelere gideceğini düşünerek ve hesaplayarak söylemediği de anlaşılmaktadır.

“Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da” diyerek sanki bütün camiler böyle olan insanlara kapalı imiş, sanki bu insanlar camiye sokulmuyormuş gibi bir imaj vermeye çalışmak son derece yanlış olmuştur. Liberal takılmak isterken takıntılara takılıp orada kalmak bu olsa gerektir.

Caminin, cemaatin ve imamların açığını arayacağım derken, namaz vakti dışında ve günün şartları gereği zorunluluktan kilitlenmek zorunda kalan camilere ve o camiyi korumaya çalışan imamlara bu şekilde alaycı ve küçümseyici bir dil ile sataşmak ve saldırmak yanlış olmuştur.

Özetle bu benzeri köşe yazarlarının camilerin ve imamların açığını aramayı bırakmaları, meselere geniş boyutlu bakmayı öğrenmeleri, elmalarla armutları karıştırmamaları, basit ve düz mantıkla değil, bütüncül bakış açısı ile meselelere odaklanmaları, popülist yaklaşımlar sergilemekten kaçınmaları ve yazılarının ne kadar tıklanıp okunacağından ziyade haktan, adalettten, ilkeli ve tutarlı olmaktan yana bir tavır ve duruş takınmaları ve de savunduklarını iddia ettikleri dini değerleri hafife almaktan bir an önce vazgeçmeleri kanaatimizce çok daha uygun olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

DİYANETHABERLER.COM

***

Esra Elönünen HABER 7de ki yazısı

Açık cami bulmak için toplu namaz rezervasyonu mu yaptıralım?

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..
Bir caminin açığını yakala!

Tuhafsınız!

Camiye minareye çıkıp sema dönümlük arsa seçmek için gitmiyoruz..

Camiye kılınmamış namazlarımızı park edip vakit egzersizi yapmak için gitmiyoruz.

Camiye tavla taşlarını tespih taşlarıyla cem edip keyfül evliya hazretleri olmaya da gitmiyoruz..

Camiye yeşil sinemanın eksik kadrajına çini kareler çekmeye gitmiyoruz..

Müsaade ederseniz Allahla randevumuza yetişeceğiz..

Ve müsaade ederseniz ellerimizi ceplerimizden çıkarıp dua edeceğiz…

Alnımızı koyduğumuz yerlerin secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzmesine, ihtiyaç yerlerinin ağır koku içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmesine değinmiyorum bile. Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim onu soruyorum!

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..

Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında ve tarihi ihtişamıyla duvarında deklanşör eskiten turistlerin uğrak yeri ibadethaneler dışında Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camilerden söz ediyorum..

Caminin kapalı olması da ne demek? Vaktinde gelseydiniz imama yetişirdiniz demek mi? Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız demek mi? “ İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” demek mi ne demek?

Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz.. Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da… Camileri terör karargahı olarak bilemeye çalışan el kaide pişkinliğiyle Müslümanlara kıkırdayan Özdemir İncesi de .. Amaç camilerin açığını yakalamak değil açığını bulmak…

HABERVAKTİM.COM

 
 
 
 
 
 

İşte o yazı: 

Camilerde açık aramak

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, herkesin camilerin ve cemaatin açığını aramaya başlamadan önce çok geniş boyutlu düşünmesini bilmesi ve her türlü soruna çok yönlü bakmasını öğrenmesi gerekmektedir.

Maalesef bir köşe yazarı olan Esra hanım, tekil olanlara bakıp ve de takılıp bütünü gözden kaçırmış, hadiseyi daha kapsamlı olarak incelemek yerine inananları rencide eden bir köşe yazısı kaleme almayı başarmışlardır.

Kendileri ironi yapacağım derken gerçekten çok tuhaf durumlara düşebilmişlerdir.

Zira Esra hanımın yazısında söylediğinin tam aksine, camiye “minareye çıkmak ve şehri yükseklerden seyretmek” için gidilmeyeceği açıktır.

Pek tabiidir ki, camiye egzersiz yapmak için de gidilmez.

Onun yazısında belirttiği ve de zannettiğinin aksine “camide tespih çekmekle evliya hazretleri” olunamayacağı da herkes tarafından bilinmektedir.

Esra hanımın benzer şekilde ifade ettiğinin aksine, “Müslümanın Allahla randevusunun tek yeri cami” değil, bütün yeryüzüdür. Dini, namazı ve ibadeti sadece camiye hapsetmek son derece yanlış, eksik ve problemli bir bakış açısıdır. Bazılarının beyin yıkama faaliyetleri sonucu oluşturulmuş bir takım şartlanmışlıklarından kurtulararak meselelere doğru yerden bakmaları gerekmektedir.

Yine kendilerinin zikrettiğinin tersine “dua etmek için elleri cepten çıkarmaya” da gerek yoktur. O işin şekil kısmıdır. Elinizi kaldırmadan da en içten dualarınızı yapabilirsiniz. Kuranın ifadesiyle ayaktayken de, otururken de, yan üzeri uzanmışken de, hem dua hem de zikir edebilirsiniz. Dolayısıyla şekle takılıp kalmak ve özü ihmal etmek hiç bir zaman doğru değildir.

Sayıları yok denecek kadar az olan bazı camilerde insanların alınlarını koydukları yerler, Esra hanım iddia ettiği gibi, “secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzüyorsa, camilerin etrafındaki ihtiyaç yerleri ağır kokular içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmüşse”, bunun sorumlusu cami cemaati ya da imam değildir. Bunun sorumlusu oraları o hale getiren bir takım kendini bilmez kimselerdir. Bu kimselere seslenmek ve onlara çağrıda bulunmak yerine işin kolayına kaçarak, buradan hep imamları ya da cemaati suçlamak ve onlara saldırmak hakkaniyetle ve insafla bağdaşmasa gerektir.

“Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim!” diye soran Esra hanım ve benzerlerinin öncelikle bunun nedenleri ve niçinlerini çok boyutlu sorgulamaları gerekmektedir. Kendilerinin sanki bütün camiler kapalı imiş gibi bir izlenim uyandırarak düşüncelerini temellendirmeye çalışmaları doğru olmamıştır.

Cami imam tarafından kilitlenmez ve camiden bir şeyler çalınırsa bu sefer “imam neden kilitlememiş kardeşim!!” diye efelenenlerin de aynı düz mantıkla meselelere bakan kimseler olması oldukça düşündürücüdür.

Kanaatimizce ülkemizdeki camilerin ekserisi kesinlikle pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş değildir. Bu tür abartmalarla insanların zihinlerini bulandırmak ve kafa karıştırmak isabetli olmadığı gibi hakkaniyetten de uzak bir yaklaşımdır.

“Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında” diyerek yakın tarihten habersiz olduğunu ortaya koyan bir yazarın din ve camiler hakkında konuşurken biraz daha bilgi sahibi olmasını beklemek hakkımız olsa gerektir. Devletin önemli makamlarında bulunan ve her gün suikast planlarına maruz kalan insanlar için özel güvenlik tedbirlerinin alınmasında sakınca olmadığı gibi, onlar için camide özel bir yerin yapılması elzemdir. Üstelik bu, ciddiyetin ve dini doğru anlayıp tedbir almanın bir gereği ve sonucudur. Nitekim Hz. Ömer ve Hz. Alinin nerede suikaste uğradıklarını bilmek için alim olmaya gerek yoktur. Dolayısıyla devlet büyükleri için alınan güvenlik tedbirlerini, rezervazyon yaptırmak diye algılamak ve öyle tanıtmak son derece sulu, seviyesiz ve düzeysiz bir yaklaşım olup köşe yazarı sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır.

“Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camiler” diye edebiyat parçalayan Esra hanım, böyle bir veya bir kaç örnek olabileceğini unutarak, sanki camilerin tamamı böyle imiş gibi bir izlenim uyandırmaya çalışmış ve milletimizi camilerine değer vermeyen bir müslüman güruhu gibi göstererek son derece isabetsiz ve yanlış bir tavır sergilemişlerdir.

Camilerin namaza vakitleri dışında kapalı olmasının nedenlerini uzun boyutlu irdelemeyen ve popülist yaklaşımlarla meseleye yaklaşanların isabetli sonuçlara ulaşamayacakları ortadadır.

Elbette vaktinde camiye gelip imama yetişmek ve cemaatle namazı kılmak faziletli olandır. Ancak sonradan gelenlerin namazlarını kılacağı yerler hemen hemen bütün camilerde halen mevcuttur. Münferid hadiselerden yola çıkarak bir takım genellemeler yapmak sığ dimağların ürünüdür.

“Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız” diyerek müslümanların en önemli ibadeti olan namazı bile hafife ve dalgaya alan bir basitlikle ve sululukla meseleye bakmak aydın ciddiyetiyle ve sorumluluğuyla bağdaşmadığı gibi, bu ifadeler, muhafazakar değerleri savunduğunu ve temsil ettiğini iddia eden bir haber sitesinin ciddiyetine ve saygınlığına da gölge düşürmektedir.

“İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” diye söyleyen iyi niyetli bir cemaatin sözlerini çarpıtarak ve de anlamını saptırarak tekil bir örnekten hareketle tüm imamları karalayan bir dil kullanmak ne kadar doğrudur bunu da çok değerli okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.

“Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz” demek suretiyle cami yaptıran insanları küçümsemesi, teknolojik gelişmeleri ve değişimi doğru okuyamayarak cami inşa eden mümin ve mümineleri yoz olmakla suçlaması, inananlara bir hakaret şeklinde algılanacak sözlerdir ki bu sözleri yazan ve söyleyen kişinin sözlerinin nerelere gideceğini düşünerek ve hesaplayarak söylemediği de anlaşılmaktadır.

“Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da” diyerek sanki bütün camiler böyle olan insanlara kapalı imiş, sanki bu insanlar camiye sokulmuyormuş gibi bir imaj vermeye çalışmak son derece yanlış olmuştur. Liberal takılmak isterken takıntılara takılıp orada kalmak bu olsa gerektir.

Caminin, cemaatin ve imamların açığını arayacağım derken, namaz vakti dışında ve günün şartları gereği zorunluluktan kilitlenmek zorunda kalan camilere ve o camiyi korumaya çalışan imamlara bu şekilde alaycı ve küçümseyici bir dil ile sataşmak ve saldırmak yanlış olmuştur.

Özetle bu benzeri köşe yazarlarının camilerin ve imamların açığını aramayı bırakmaları, meselere geniş boyutlu bakmayı öğrenmeleri, elmalarla armutları karıştırmamaları, basit ve düz mantıkla değil, bütüncül bakış açısı ile meselelere odaklanmaları, popülist yaklaşımlar sergilemekten kaçınmaları ve yazılarının ne kadar tıklanıp okunacağından ziyade haktan, adalettten, ilkeli ve tutarlı olmaktan yana bir tavır ve duruş takınmaları ve de savunduklarını iddia ettikleri dini değerleri hafife almaktan bir an önce vazgeçmeleri kanaatimizce çok daha uygun olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

DİYANETHABERLER.COM

***

Esra Elönünen HABER 7de ki yazısı

Açık cami bulmak için toplu namaz rezervasyonu mu yaptıralım?

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..
Bir caminin açığını yakala!

Tuhafsınız!

Camiye minareye çıkıp sema dönümlük arsa seçmek için gitmiyoruz..

Camiye kılınmamış namazlarımızı park edip vakit egzersizi yapmak için gitmiyoruz.

Camiye tavla taşlarını tespih taşlarıyla cem edip keyfül evliya hazretleri olmaya da gitmiyoruz..

Camiye yeşil sinemanın eksik kadrajına çini kareler çekmeye gitmiyoruz..

Müsaade ederseniz Allahla randevumuza yetişeceğiz..

Ve müsaade ederseniz ellerimizi ceplerimizden çıkarıp dua edeceğiz…

Alnımızı koyduğumuz yerlerin secde paspası olmuşçasına kir pas içinde yüzmesine, ihtiyaç yerlerinin ağır koku içinde terk edilmiş korsan wcler haline dönüşmesine değinmiyorum bile. Biz neden açık cami bulamıyoruz azizim onu soruyorum!

Metropolün ortasında olmasından mütevellit steril seccadelerle terk edilmiş cami pozisyonundan sıyırmış birkaç turistik cami dışında masumluğu pisliğe ve kepenk indirmeye gark edilmiş camiler adına soruyorum..

Makamları ve rütbeleriyle namaz kılan adamların namaz rezervasyonu yaptırdığı camiler dışında ve tarihi ihtişamıyla duvarında deklanşör eskiten turistlerin uğrak yeri ibadethaneler dışında Anadoluda yol üzerinde minaresinden yarasaların fırladığı minberi örümcek ağı deşilerek görülen camilerden söz ediyorum..

Caminin kapalı olması da ne demek? Vaktinde gelseydiniz imama yetişirdiniz demek mi? Vaktinde gelseydiniz indirimli huşu turlarından faydalanacaktınız demek mi? “ İmam pikniğe gitti siz sünnetini çimenlerin üzerinde eda edin sevaptır bacım” demek mi ne demek?

Hele hele içinde lebbeyk dışında sensorlu besmele çekilen teknolojiye takke uydurmuş modern cami görüntünün kompleksli yapısına diyecek dijital laf bile bulamıyorum. Balyozdan kurtulduk derken yozların elinde can çekişiyoruz.. Siz kapıyı açın içine Alevisi de girsin ateisti de gay olan da uzun namlulu solcusu da İslamcısı da köylüsü de zencisi de dandik tesettürlüsü de kim girerse girsin size ne? Küpelisi de saçı uzun olanı da… Camileri terör karargahı olarak bilemeye çalışan el kaide pişkinliğiyle Müslümanlara kıkırdayan Özdemir İncesi de .. Amaç camilerin açığını yakalamak değil açığını bulmak…

HABERVAKTİM.COM

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com