Advert
Advert
Advert

Erdoğan İl Başkanlar Toplantısında açık konuştu: Değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor

AK Parti İl Başkanlar toplantısında konuşan Erdoğan: "genel olarak teşkilatlarımızda kapsamlı bir değişimin şart olduğunu sanıyorum sizler de kabul edeceksiniz" dedi. Erdoğan: " Şu anda da değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor. Bize düşen görev, bu çağrıya kulak vermek ve gereğini de yerine getirmektir" şeklinde partililere mesaj verdi.

Erdoğan İl Başkanlar Toplantısında açık konuştu: Değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor
Erdoğan İl Başkanlar Toplantısında açık konuştu: Değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor admin

Cumhurbaşkanı ve A K Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İl Başkanlar Toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı: "Esasen il başkanlarımızla daha sonra çeşitli vesilelerle bir araya gelmiş olmakla birlikte, şahsımın da katıldığı en son genişletilmiş il başkanları toplantımızı 18 Nisan 2014 tarihinde mahalli seçimlerin ardından gerçekleştirmiştik. Bu toplantıda 30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli seçimlerin muhasebesini gerçekleştirmiş, seçim sürecinde nasıl alçakça, nasıl kalleşçe saldırılara maruz kaldığımızı konuşmuştuk. Hafızayı beşer nisyan ile maluldür derler. Şu anda akılsız başın cezasını ayaklar çeker misali kendini yollara vurup İstanbul’a giden CHP’nin başındaki zat, o dönemde bizim için seçimden sonra Başbakan yurt dışına kaçacak tezviratları yapıyordu. İşin doğrusu çok partili hayatımızda siyasetin bu denli seviyesiz hale getirildiği, siyasetçilerin akıllarını ve ruhlarını bu denli kiraya verdiği pek az seçim gördük. Bugün FETÖ ihanet çetesine ve onların dümen suyuna girerek ülkesine iftira atanları korumak için yolları arşınlayanları, o dönemde de aynı çetenin ayakçılığını yapar görüyorduk. O dönemde sergilenen haysiyet cellâtlığına milletimizin itibar etmemesinin, tam tersine oynanan oyunu görerek güçlü bir şekilde arkamızda durmasından birilerinin hiç ders çıkarmadığı anlaşılıyor. Artık çoğu ya yurt dışına kaçmış olan ya mahkemelerde adalete hesap veren FETÖ tetikçilerinin ellerine tutuşturdukları malzemeler, kayıtlar, tapeler üzerinden kendilerine ikbal devşirmeye çalışanlar hala aynı yerde debelenip duruyorlar. Buna karşılık AK Parti hamdolsun 2014 mahalli seçimlerini de kazandı, Cumhurbaşkanlığı seçimini de kazandı, milletvekilliği seçimini de kazandı. Yetmedi, halkoylamasını da kazandı.

Sadece bunlarla kalmadık. Milletimiz ve güvenlik güçlerimizle beraber bölücü örgütü açtığı çukurlara gömdük, darbe girişimini engelledik, Suriye’de kurulan tezgâhı bozduk, ekonomik saldırıları da atlattık.

Biz ülkemiz için çalıştığımız ve tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dediğimiz için 80 milyonun gönlünde kendimize müstesna bir yer edindik. Onlar ise yoldaşlığını yaptıkları ihanet çetesiyle ve bölücü örgütle birlikte Türkiye’nin aleyhinde çalışmaktan bir gün bile vazgeçmediler. Eskiler inat da bir murattır derler. Bunların kendi milletlerine ve devletlerine karşı olan her işin arkasında yer alma konusunda ortaya koydukları inat, meselenin araç olmaktan çıkıp amaç haline geldiğini gösteriyor.

Özellikle ülkemize ve milletimize olan muhabbetlerinden şüphe duymadığımız MHP’nin kritik konularda gösterdiği onurlu ve sağduyulu duruşa baktığımızda, CHP’nin ve aynı çizgideki çevrelerin konumunu çok daha açık bir biçimde görüyoruz. Meselenin muhalefet değil, siyaset değil memleketin bekası meselesi olduğunu görerek ülkesinin ve milletinin yanında her alan herkese buradan bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyorum.

Kardeşlerim; CHP’nin temsil ettiği çizgi, artık siyaseten muhalif olma, siyaseten farklı duruş sergileme, siyaseten farklı söylemde bulunma boyutunu aşmış, terör örgütleriyle ve onların özellikle ülkemizin üzerine kışkırtan güçlerle birlikte hareket etme noktasına geldiğini görmek durumundayız. Geçmişlerindeki millete rağmen siyaset yapma anlayışları sebebiyle demokrasi sicilleri zaten bozuk olanlar şimdi işi bir adım daha ileriye götürüp millete karşı siyaset yapmaya başlamışlardır. Aklı başında olan herkesin rahatlıkla görebildiği bu durum Suriye’de, Irak’ta, Körfez’de, Avrupa’da ülkemize karşı kurulan tuzakların bir parçasıdır. Güya adalet diyen, ama adaleti sağlamakla görevli ilk derece mahkemelerinden anayasa mahkemesine kadar tüm kurumlara saldıran bir zihniyetin derdi asla adalet olamaz, hukuk olamaz. Bir defa bile şöyle gönül diliyle şehitlerimizi andıklarını, gazilerimize şifa dilediklerini duymadıklarımız, ne yazık ki teröristler ve onlara yardım edenler için adeta dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Hem FETÖ’nün, hem PKK’nın önde gelen isimlerinin övgüyle bahsettiği bir Genel Başkanın yaptığı işlerin, ülkemizin ve milletimizin yararına olmadığını anlamak için başka bir ölçüye gerek yoktur.

Avrupa’nın himayesindeki sözde gazetesinden size seslenen PKK yöneticisi doğru adımlar atıyorsunuz diyorsa, attığınız adım kesinlikle yanlıştır. Terör örgütleri olağanüstü halden rahatsızsa ve siz de uygulama gayesini bile bile buna karşı çıkıyorsanız, gittiğiniz yol Kandil’in, Pensilvanya’nın yoludur. Uluslar arası kuruluşların uluslar arası mahkemelerinin dahi eleştirmediği tarzda terör davalarına saldırıyorsanız, Türk adaletini itham ediyorsanız, yaptığınız iş bu ülkenin hayrına asla değildir. Terör örgütlerine karşı yapmayı aklınızdan geçirmediğiniz yürüyüşü, teröristleri ve onlara destek verenleri savunmak için başlatıyorsanız, kimseyi amacınızın adalet olduğuna inandıramazsınız. Mevlana Hazretleri; adaleti ağaca su vermek, zulmü ise dikene su vermek olarak tanımlıyor. Siz bu tavrınızla dikene su vererek adaleti savunmuyor, tam tersine zulmü yüceltiyorsunuz; durumunuz bu. İlla bir hak arayacaksanız, gidin FETÖ davalarının, PKK davalarının, DHKP-C davalarının görüldüğü mahkemelere, şehitlerin-gazilerin hakkını arayın, milletin hakkını arayın. Gidin, tabutlarına omuz verdiğiniz eli kanlı canilerin yetim ve öksüz bıraktığı çocukların hakkını arayın. Unutmayın ki gül diken gül derer, rüzgâr eken fırtına biçer. Onun için buradan diyoruz ki; darbecileri bırakıp darbeye maruz kalanları suçlayanlara yazıklar olsun. Teröristleri bırakıp terörle mücadele edenlerin üzerine gidenlere yazıklar olsun. Ülkesini bırakıp ülkesine saldıranların argümanlarına sarılanlara yazıklar olsun. Kendi milletvekillerinin dünyanın her yerinde vatana ihanet suçu kapsamında kabul edilen eylemine sahip çıkanlar, aslında taammüden aynı suça ortak olmaktadırlar. Konunun ne basın özgürlüğüyle, ne düşünce ve ifade özgürlüğüyle, ne milletvekili dokunulmazlığıyla ilgisinin olmadığını en iyi bu gürültüyü çıkartanlar biliyor.

Bir başka terör örgütüyle irtibatlar sebebiyle kamudan ihraç edilen ve yine örgütün emriyle cezaevinde güya açlık grevi başlatanlara yine bunlar sahip çıkıyor; bu da enteresan.

Esasen bunların hiçbirinin derdi demokrasi ve özgürlükleri savunmak değil kendi suçlarını bastırmaktır.

Milletimiz tüm bu olup bitenleri görüyor, takip ediyor, ferasetiyle neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Biz her zaman ve her konuda olduğu gibi mücadelemizi vereceğiz, hakikatleri anlatacağız, elimizden gelen çabayı göstereceğiz, takdiri milletimize bırakacağız.

Değerli kardeşlerim; teşkilatlarımızdan bu meseleleri milletimize anlatma konusunda çok daha aktif bir şekilde hareket etmelerini bekliyoruz. Milletimize hakikatleri anlatmadığımız her yerde meydanın yalanlara, yanlışlara, iftara kalması kaçınılmazdır. Bunun için hep birlikte gece-gündüz çalışmak, çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayarak tüm vatandaşlarımıza gerçekleri anlatmak mecburiyetindeyiz.

Değerli kardeşlerim; iki hafta sonra 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümüne ulaşacağız. Şair ne güzel anlatmış o geceyi:

“Bir ihtilâl gecesi meydanlara yürüdük

Gökyüzü alev alev yağınca üstümüzden

Tekbirlerle çoğalıp sonsuz yâre yürüdük

Yürüdük salâ vakti karadan ve denizden

Karanlığa kalbine âşikâre yürüdük”

Türkiye, son birkaç yıldır o kadar çok ve o kadar büyük hadiseleri ardı ardına yaşadı ki artık böylesine tarihi önemdeki olayların bile sıradanlaşması, kanıksanması, böyle bir tehlikeyle yüz yüzeyiz. 15 Temmuz’un unutulmasına, unutturulmasına, bu ihanetin üzerinin örtülmesine, bu hainlerin yaptıkları alçaklığın hesabının sorulmasının önüne geçilmesine kesinlikle izin vermeyecek.

O gece canları pahasına sokakları, meydanları doldurarak ülkelerine sahip çıkan milyonların şehitlerimizin ve gazilerimizin üzerimizdeki vebalini hiç aklımızdan çıkarmayacağız. Birileri hava meydanından kaçar gider, ama birileri de orada şahadete yürür; işte fark bu.

Milletimize karşı sorumluluklarımızı kesinlikle ihmal etmeyeceğiz. Hem ülkemizi büyütme, ileriye taşıma görevimizin gereklerini bihakkın yapacağız, hem de darbecilerden, teröristlerden, onları destekleyen iç ve dış güçlerden hesap sorma vazifemizi yerine getireceğiz.

Ben bu vesileyle Lice İl Başkan Yardımcımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Malum o da terörün bir kurbanı olmuş vaziyette ve bütün şu anda güvenlik güçlerimiz hareket halinde bunun katillerini arıyorlar ve en kısa zamanda da bulacaklarına eminim.

Bunun için darbe girişiminin hemen arkasından 15 Temmuz’u biliyorsunuz resmi tatil ilan ettik. Hem 80 milyon vatandaşımızın, hem de bundan sonraki nesillerin 15 Temmuz’un manasını en iyi şekilde öğrenmesini sağlamak mecburiyetindeyiz. 15 Temmuz’u Türkiye’de bir daha kimsenin darbe teşebbüsünde bulunmamasını benzer bir ihaneti aklına dahi getirmemesini sağlamanın sembolü haline dönüştüreceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Eski Türkiye’de darbe tatilleri resmi bayram ilan edilir, zoraki etkinliklerle millete darbeler ve darbeciler şirin gösterilmeye çalışılırdı. Bundan sonra 15 Temmuz’u milletimizin istiklalinin ve istikbalinin, bayrağımızın, ezanlarımızın, demokrasimizin kurtuluş tarihini, şehitlerimizi ve gazilerimizi anma vesilesi bir milli gün olarak kutlayacağız. Teşkilatlarımızdan 15 Temmuz’u anma etkinliklerine sahip çıkmalarını, yoğun ve samimi katılım göstermelerini özellikle bekliyorum. Biz de darbe girişimi gecesi bombalanan Meclis’te, tankların ölüm saçtığı eski Boğaziçi, şimdiki 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde yapılan programlara ve çeşitli toplantılara katılarak vazifemizi ifa edeceğiz" dedi.

 

DEĞİŞİM ZİLİ ÇALIYOR

Değişimin kaçınılmaz olduğunun altını çizen Erdoğan: "Öncelikle partimizin kuruluşundan bugüne kadar teşkilatlarımızda görev yapmış tüm arkadaşlarımıza, tüm gönüldaşlarımıza şükran borcumu ifade etmek istiyorum. AK Parti, Türkiye’nin en yaygın, en dinamik, en çalışkan teşkilatlarına sahip olmasaydı, bunca yıl ayakta kalamaz, bunca başarıya da imza atamazdık. Özellikle son 4 yıldır ardı ardına yaşadığımız hadiseler, seçimler ve halkoylaması sürecinde gayretleri, fedakarlıkları ve çalışmalarıyla partimizi diri tutan arkadaşlarımız ayrıca bir teşekkürü hak ediyor. Sandık müşahitlerimizden Merkez Yürütme Kurulumuza kadar teşkilatlarımızın her kademesinde görev yapan tüm kardeşlerimiz her türlü takdiri, her türlü tebriki ziyadesiyle hak ediyor.

Bununla birlikte bu sürecin etkisiyle bazı teşkilatlarımızda metal yorgunluğu emareleri gördüğümüz de bir gerçektir. Olağanüstü Büyük Kongremizle birlikte başlayan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, bunun yanında Merkez Yürütme Kurulu toplantılarımızda olgunlaştırdığımız, bugün burada sizlerle birlikte daha da detaylandıracağımız bir çalışmamız var. Belde, ilçe ve il teşkilatlarımızda yorgunluk, atalet, çözülme işaretleri gördüğümüz arkadaşlarımızın daha dinamik, daha gayretli, daha üretken, daha vizyoner arkadaşlarımızla nöbet değişimi yapmalarını arzu ediyoruz. Başarılı teşkilatlarımızdaki arkadaşlarımız elbette görevlerine devam edeceklerdir. Ama genel olarak teşkilatlarımızda kapsamlı bir değişimin şart olduğunu sanıyorum sizler de kabul edeceksiniz.

Dünkü Merkez Karar Yönetim Kurulu Toplantımızda kongre takvimini büyük ölçüde netleştirdik. Kongre takvimiyle birlikte biraz sonra ilgili arkadaşlarımız size bu konuda detaylı bilgi verecekler.

Biliyorsunuz 16 Nisan halkoylamasıyla birlikte başarı ölçüsü değişti. Artık yüzde 49,9 oy bile alsanız başarılı olamıyorsunuz. Netice almak için mutlaka yüzde 50+1, buna ulaşmak zorundayız. Cumhurbaşkanlığında rahat icraat yapabilmek için Meclis’te de güçlü bir çoğunluğa şahit olmak şarttır. Bu bakımdan 2019 seçimleri bizim için kritik öneme sahiptir. 30 Mart 2014, 10 Ağustos 2014, 7 Haziran 2015, 1 Kasım 2015, 1 Kasım 2015’in dışında 15 Temmuz darbesi sonrasındaki gelişmeler 16 Nisan 2017 halkoylaması bize çok net bazı mesajlar vermiştir. Şayet birlikte yaşadığımız bu seçimlerden gereken dersleri çıkarmazsak, 2019’da işimiz gerçekten çok zor demektir.

AK Parti, diğer partilerden farklı olarak kendisini sürekli geliştirmeyi, değiştirmeyi, dönüştürmeyi, ileriye taşımayı başarabilen tek partidir. Bu sayede 15 yıldır her girdiğimiz seçimi kazandık ve kesintisiz bir şekilde iktidarda kaldık. Şu anda da değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor. Bize düşen görev, bu çağrıya kulak vermek ve gereğini de yerine getirmektir.

Teşkilatlarımızdaki arkadaşlarımızdan kongre takvimine bu gözle bakmalarını, partimizi geleceğe hazırlayacak altyapıyı süratle kurmalarını özellikle bekliyorum.

İnşallah toplantımızın basına kapalı bölümünde tüm bu hususları enine-boyuna konuşup tartışacağız.

Ben bu duygularla bir kez daha İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şehirlerinizdeki tüm kardeşlerimize sevgilerimi, selamlarımı iletmenizi rica ediyorum" dedi. 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN TEŞKİLAT
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bizler Maddi ve Manevi Yönden Güçlü Gençlik İçin Çalışıyoruz
Bizler Maddi ve Manevi Yönden Güçlü Gençlik İçin Çalışıyoruz
Flaş Karar! İstifa etmeyen belediye başkanı görevden alınacak
Flaş Karar! İstifa etmeyen belediye başkanı görevden alınacak