Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Endülüsü ne kadar tanıyorsunuz?

Endülüsü ne kadar tanıyorsunuz?

Giriş Tarihi: 15 Ekim 2010 Cuma 21:27
Endülüsü ne kadar tanıyorsunuz?

Endülüs kimile­rine göre Müslümanların en önemli fetihlerinden biri, kimilerine göreyse Arapların gemilerle gelerek Paris ka­pılarına kadar Avrupayı tehdidi ve işgali. O devirde iki medeniyet arasındaki fark bakın nasıldı?

 

Salih Demirhanın kitap kritiği

Yüzyıllar boyunca Avrupada hâkimiyet süren Endülüsler hakkında var olan eser kıtlığı dilimizde de kendini gösteriyor. Bu sebeple geçtiğimiz aylarda Ensar Neşriyattan çıkan Endülüs Tarihi adlı kitabın önemi bir kat daha artıyor.

Medeniyetler tarihi ile ilgilenen her kişinin zihninde bir Endülüs resminin olduğu muhakkak.

Endülüs kimile­rine göre Müslümanların en önemli fetihlerinden biri, kimilerine göreyse Arapların gemilerle gelerek Paris ka­pılarına kadar Avrupayı tehdidi ve işgali.

Fakat Araplar, Kuzey Afrikalı Berberiler ve Endülüsün yerli halkı­nın yüzyıllar boyunca birbirine tahammüllü yaşayarak, ortak bir kül­tür oluşturma konusunda yaşadığı­mız çağda bu konuda çokça konuşan kişilere muazzam bir örnek olduğu ise insaflı her kişinin üzerinde hem­fikir olduğu bir gerçek olarak karşı­mızda duruyor. Zira içinde bulundu­ğumuz yüzyılda Müslüman göçleriyle birlikte Avrupada açığa çıkan ve başörtüsü, cami gibi islam sembol­lerinin düşmanlığına, hatta Kuran yakma teşebbüslerine kadar varan Islamafobi dünyanın en müreffeh topluluklarının bile birarada yaşama konusunda ne denli zafiyet içinde ol­duğunu bariz bir şekilde gösteriyor.

Endülüs

Kitaptan

... Müslümanların ulaşmış olduğu refah ve medeniyet seviyesini gösterivordu. Endülüste okuma yazma bilmeyen ya da Arap edebiyatından habersiz çok az Arap veya Müslüman bulunabilirdi. Oysa aynı anda Büyük Roma İmparatorluğunun varisi olan Avrupa, Konstantiniye ve İtalyanın bir kısmı hariç tam bir karanlık ve cehalet içinde yüzüyordu.

Aynı şekilde o dönemlerde Kurtubada rahibe olan Maria, Tuleytule başrahibine kendi zühd ve takvasını anlaürken iftiharla şunlan söylüyor­du: 60 yaşına kadar sürekli kutsal suya değen parmak uçlarım dışında bedenimin hiçbir noktası su görmedi ve yıkanmadı.

Oysa aynı dönemde yalnızca Kurtubada mermer ve taşlardan yapılmış umûmî hamam sayısı 900ü aşıyordu ki bu durum Müslümanların refah düzeyini ve sağlığa ver­dikleri önemi ortaya koyması bakımından önemli bir göstergedir.

Bu yönleriyle tüm insanlığa örnek olan Endülüs hakkında maalesef çok fazla kaynağa sahip değiliz. Zengin bir kültüre sahip olan Endülüslüler hakkında yazılı kaynakların bu ka­dar sınırlı olmasının sebebi yıkılış sü­recinde insanların tam bir soykırıma tabi tutulması ve toplanabilen bütün kitapların meydanlarda yakılması gibi eşi benzeri görülmemiş bir insan­lık suçu. Belki de bizatihi Endülüsün dünyaya örnekliğinin sonraki nesiller tarafından öğrenilmesi korkusuydu onları bu fiilleri işlemeye iten.

Yüzyıllar boyunca Avrupada hâkimiyetini süren bir devlet hakkında var olan eser kıtlığı dilimizde de ken­dini gösteriyor. Bu sebeple Haziran ayında Ensar Neşriyattan çıkan En­dülüs Tarihi adlı kitabın önemi bir kat daha artıyor. İranlı yazar Nureddin Al-i Ali de Farsçada olan bu kısırlığa dikkat çekiyor. Önsözde söylediğine göre bu kitap Farsça olarak Endülüs hakkında yazılan ilk tarih kitabı.

Endülüs öncesi İspanya ve Batı Avrupanın siyasal ve demografik yapı­sı ile kitaba başlayan yazar, ispanyaya ayak bastıktan kısa zaman sonra Av­rupa içlerine kadar ilerlemeyi başaran Tarık bin Ziyad yönetimindeki asker­lerin bu başarısını hazırlayan ve ko­laylaştıran sebepleri dikkatle irdeliyor, ilerleyen yıllarda masal şehir olacak Kurtuba merkezli bir yönetimin kurul­masının ardından Endülüsün tarihî sürecini yöneticilerin sırasına göre ak­tarıyor. Emirlerin halkı yönetim tarzı, kişisel maharetleri ve ilgileri hakkında detaylı bir araştırma ve kaynak tara­ması yapılmış. 1000li yıllara kadar yöneticilerin neredeyse hepsini teker teker inceleyen yazar, Endülüs Emevi devletinin yıkılış dönemine ise kısaca değinmiş. Bu eksiklik kitabın bütün­lüğünü bozan eleştirilebilecek bir du­rum. Kitabın sonundaysa uzunca bir bölüm Endülüsün kültürel, bilimsel gelişmelerine ve yeniliklerine ayrılmış. Kitapta, Endülüsün kültürel olarak kendi iç gelişiminin yanında Avrupalı diğer devletlerle Endülüs Emevi devle­tinin kültürel ve bilimsel etkileşimleri­ni de okuyucuya aktarılıyor.

Kitabın yazarı, önsözünde eseri hakkında şunları belirtiyor:

Endülüsün tarihi ile ilgili kitap yazmak için bilgi toplamaya başlamam 1966 ila 1972 yılları arasında Cezayir Üniversitesinde bulunduğum yıllara rastlar. İranın Kuzey Afrika Kültür Ateşesi olarak Fasta geçirdiğim üç yıl (1973-1976) bana on kezden fazla İspanyaya gitme, büyük küçük tüm şehirlerini gezebilme ve o dönemden kalma eserleri dikkatli bir şekilde inceleyerek resimler çekebilme olanağı sağladı. Amacım Kuzey Afrika ülkeleri ve Endülüs tarihi ve kültürü hakkında bir ansiklopedi hazırlamaktı. Ancak ne yazık ki sonraki yıllar boyunca mesuliyetlerim ve gelişen olaylar bu isteğimi gerçekleştirmeme engel oldu, ta ki geçen yıl (1990) Los Angelesta bir dostumun Endülüs tarihine olan ilgisini belirterek benden konuyla ilgili Farsça bir kitap yazmamı isteyene kadar. Üniversitedeki görevime, ailevî sorumluluklarıma ve diğer meşguliyetlerime rağmen ilahî tevfik sayesinde Endülüs Tarihi adlı çalışmamın birinci bölümünü bitirmeye muvaffak oldum. Umarım araştırmacıların ve ilgililerin beğenisini kazanır ve faydalanmalarına vesile olur.

Elinizdeki kitap Endülüsün tam ve eksiksiz tarihi olmamakla beraber Farsça olarak hazırlanmış en kapsamlı Müslüman İspanya tarihi ya da Endülüs konulu çalışma olma özelliğine sahiptir. Bu çalışmada kişisel araştırma ve bilgilerden çok Endülüse ait Arap tarihçiler tarafından hazırlanmış birinci el kaynaklara ve daha sonra çağdaş bilim adamlan ve şarkiyatçılara! eserlerine başvurulmuş olup bunlann başında Hollandalı ünlü oryantalist Reinhart Dozy değerli Fransız Doğu Bilimcisi Levi Provincal ve Mısırlı Tarihçi Dr. Abdullah Anan gelmektedir. Müellif bu değerli bilim adamlarının çaba ve zahmetlerine teşekkürü ahlâkî bir görev addetmektedir.

Dileğimiz İslâmın geçmişte Avrupada kurmuş olduğu büyük ve görkemli medeniyetin, Müslümanların iftihar ve gururlanmasına sebep olurken aynı zamanda Müslüman Endülüs yöneticilerinin yaptığı yanlışların ve hataların bizim için ibret alınması gereken öğretici bir ders teşkil etmesidir.

(Mostar Dergisinin Ekim 2010 tarihli 68. sayısından alıntıdır)

Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını bu linki kullanarak görebilirsiniz

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com