Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Eğitim 'En büyük sıkıntımız ahlâki yozlaşmadır'

'En büyük sıkıntımız ahlâki yozlaşmadır'

Mardin'in Midyat ilçesinde görev yapan eğitimciler, en büyük sıkıntılarının gençlerde yaşanan ahlaki yozlaşma olduğunu belirterek, öğretmenlere çok önemli görevler düştüğünü söyledi.

Giriş Tarihi: 24 Kasım 2015 Salı 12:04
'En büyük sıkıntımız ahlâki yozlaşmadır'

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulunan Midyatlı eğitimciler, en büyük sıkıntılarının gençlerde yaşanan ahlaki yozlaşma olduğunu belirterek, öğretmenlere çok önemli görevler düştüğünü söyledi.

Her yıl 24 Kasım’da kutlanan öğretmenler günü nedeniyle açıklamalarda bulunan öğretmenler, ahlaki yozlaşma, karma eğitim, öğretmenliğin önemi, öğretmenlerin sivil toplum kuruluşlarındaki işlevi, öğretmen-âlimler ilişkisi gibi farklı konularda öneri ve tavsiyelerde bulundular.

Midyat Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesi Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda meslek derslerine giren Halil Deniz, öğretmenlerin çevresini aydınlatan bir ışık kaynağı gibi olduğunu belirtti. Öğretmenliği, insanlığın ve Müslümanların öğretmenleri olan peygamberlerin izinde kutsal bir görev olarak gördüklerini dile getiren Deniz, toplumun geleceği olan çocukların hayata hazırlanması konusunda bu görevi üstlendiklerini ifade etti.

En büyük sıkıntımız ahlâki yozlaşmadır”

Her mesleğin olduğu gibi öğretmenliğin de maddi açıdan sıkıntıların yaşandığını söyleyen Deniz, kendilerini asıl sıkıntıya sokan ve eğitimi zorlaştıran şeyin öğrencilerin yaşadığı ahlâki yozlaşma olduğunu belirtti.

Deniz, “Buna neslin yozlaşması da diyebiliriz. Eski nesil, ailesinden gördüklerini yaşıyordu. Gelişen teknoloji nedeniyle bilgiye ulaşmada sıkıntı çekmeyen yeni nesil, hazırcı bir hale gelmiştir. Daha araştırmacı bir nesil ortaya çıkmakla birlikte, internet ortamında bilgiye ulaşırken karşılaştıkları ahlak dışı ve uygunsuz durumlar ahlaki bir yozlaşmayı da beraberinde getiriyor. Bunlardan etkilenen bireyler, ister istemez günlük hayatta da karşılığını buluyor. Özellikle öğrencinin öğretmen, aile ve arkadaş ilişkilerinde bu durum kendini açıkça gösteriyor. Bu nedenle ahlaklı bir neslin yetişmesinde başta aileler olmak üzere biz öğretmenlere de çok önemli görevler düşmektedir. Bu açıdan öğretmenlerimizin örnek olabilecek bir ahlak sahibi olmaları, öğrencileri doğruya ve güzele yönlendirmeleri konusunda dikkatli davranmaları gerekir.” dedi.

“Aileler karma eğitimi tasvip etmiyor”

Karma eğitimin eğitimdeki kaliteyi düşürdüğünü belirten Deniz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gerek İmam-Hatip gerek diğer liselerde karma eğitim sistemi devam ediyor. Aileler bu durumdan rahatsızdırlar. Haklı olarak ergenlik çağına gelmiş erkek yada kız çocuklarının bu ortamlarda eğitim görmelerini istemiyorlar. Eğitimciler olarak biz de bu konuda onları destekliyoruz. Bu nedenle yasal bir zeminde karma eğitimden vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

“Öğretmenlik sadece okulda yapılmamalı”

Öğretmenlere düşen görevlere de değinen Deniz, “Ortaöğretim kurumları yönetmeliğinde ‘meslek dersi öğretmenlerinin toplumda irşad faaliyetlerini yapması gerekir’ şeklinde bir ifade geçiyor. Bu manada öğretmenlerimizin sadece okulda eğitim vermekle kalmamalı, toplumu ihya ve irşad eden STK’larla işbirliği yapması, faaliyetlerine katkıda bulunması gerekir. Öğretmen her yerde görevini ifa etmelidir. Bilgi birikimlerini toplumun her kesimine aktarmalıdır.” diye konuştu.

“Öğretmenlere hak ettikleri ücretlerin eksiksiz verilmesi gerekir”

“Öğretmenler emeğinin karşılığını da alabilmelidir.” diyen Deniz, “Öğretmen geçim sıkıntısı yaşarsa ve zihnini bunlarla meşgul ederse öğrencisine tam anlamıyla eğitim veremez duruma gelecektir. Öğretmenler maddi sıkıntı yaşarsa mesleğine kendini adayamaz ve toplum gözünden öğretmenlik mesleğinin saygınlığını düşürür.  Bunun önüne geçmek için öğretmenlere hak ettikleri ücretlerin eksiksiz verilmesi gerekir.” dedi.

“Öğretmen âlimlerle işbirliği içinde olmalıdır”

Öğretmen ve âlimlerin toplumun inşası konusundaki önemini dile getiren Deniz, son olarak şunları söyledi: “Bilgiyi öğreten olarak değerlendirildiğinde öğretmen ve âlim aynı görevi ifa etmektedir. Tek fark mekanların değişik olmasıdır. Gerektiğinde aynı çatı altında da topluma ve öğrenciye öğretmenlik yapabilirler. Sonuçta ikisi de öğretendir. Bu nedenle öğretmen kendisini bir memur olarak görmemeli, vicdanen rahat olabileceği bir ihtimamla çalışmalıdır. Öğrenen öğrendiklerini aktarmakla yükümlüdür. İster alim, ister öğretmen olsun bu vebali üzerinde bırakmamalı. Kitap yüklü merkepler kategorisine girmemek için üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Topluma hakikatleri ve yanlışları göstermede rehberlik etmelidirler. Ahlâki yozlaşmanın önüne geçmek için her türlü fedakârlığı göstermelidir. Bu konuda öğretmen ve âlim işbirliği içinde olmalı, ahlaklı bir nesil yetiştirmek için çaba sarf etmelidir.”

Öğretmenler günü nedeniyle görüşlerini dile getiren Edebiyat Öğretmeni Habib Umutlu ise sadece bir güne mahsus hatırlanmalarına tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: ”Anne-baba ve öğretmen gibi hayatımızın vazgeçilmezlerini sadece bir günde hatırlamak kültürümüzde olmayan ve maalesef sembolik olmaktan öteye geçemeyen bir adet haline gelmiştir. Bu nedenle bu tür kutlamaları tasvip etmiyorum. Öğretmenlik yapmak fedakârlık ve sabır isteyen bir meslektir. Gönüllülük esasına dayanan öğretmenlik sadece bir miktar maaş karşılığında yapılabilecek bir meslek değildir.”

“Öğretmenler, mesleğini sadece bir geçim kapısı olarak görmemeliler”

Öğretmen adaylarına da tavsiyelerde bulunan Umutlu, “Öğretmenlik mesleğini sadece bir geçim kapısı olarak görmemeliler. Öğrencilerine faydalı olabilmek için kendilerini yetiştirmeli ve tecrübeli ilim adamlarından destek istemeleri gerekir.” dedi.

Öğretmen öğrenci ilişkisine de değinen Umutlu, “İlk günden öğrencileri etki altına almasanız tepenize çıkarlar mantığını tasvip etmiyorum. Onlar bizim düşmanımız değil geleceğimizdir. Korku ile etki altına alınan ve sindirilen öğrencinin öğretmene ve okula bakışını kötü yönde etkiler. Bir an önce okulu bitirip gitmek ister. Öğrencilerimizi okul hayatından sonra da takip etmeli, onları kötü emellerden uzak tutmaya çalışmalıyız. Öğretmen kendini bilgi aktarma memuru olarak görmemeli, bilgiyi aktarırken rehberlik etmelidir. Aileler 5 yaşından itibaren çocuklarını öğretmenlere emanet ediyorlar. Bu emanetleri en iyi şekilde korumalı ve hayata en güzel şekilde hazırlanmalarını sağlayabilmeliyiz.” diye konuştu.

Karma eğitim konusunda öğrencilerden şikâyet aldıklarını belirten Umutlu, “Karma eğitim kültürümüze, dinimize uygun olmayan bir uygulama. Aileler bu konuda endişeli. Özellikle liselerde bunun olumsuzluklarını yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
 
Öğretmenleri ilgilendiren konularda onlara danışılmadığını belirten umutlu, “Mesela sezon başındaki erteleme ile ilgili öğretmenlere hiç bir şey sorulmadı. Bu konuda sıkıntılar yaşadık. Artık eğitim ile ilgili kararlarda her öğretmenin fikri alınmaya çalışılmalıdır. Böyle olursa daha iyi ve yapıcı kararlar alınabilecektir. Eğitim sistemi sınava endeksli olmaktan çıkarılmalı, öğrencilerin yeteneklerine göre bir sistem geliştirilmelidir.” şeklinde konuştu. (Süleyman Tunç - İLKHA)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi sınavı neden her ilde yapılmıyor?

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com