Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Kültür Sanat Cuma hutbesinde konu; İnsanın Katli, İnsanlığın Katlidir

Cuma hutbesinde konu; İnsanın Katli, İnsanlığın Katlidir

Değerli okurlarımız, bugün Cuma Hutbesini sizlere sunuyoruz… Hutbenin konusu Cuma hutbesinde konu; İnsanın Katli, İnsanlığın Katlidir

Giriş Tarihi: 23 Ağustos 2013 Cuma 13:17
Cuma hutbesinde konu; İnsanın Katli, İnsanlığın Katlidir

تَ َل الَنا َس َج۪ميعًا  َما قَ َكاَنَ ْر ِض فَ َساٍد فِي اْْلَ ْو فَ ِر نَ ْف ٍس اَ َغْي ِ تَ َل نَ ْف ًسا ب َم ْن قَ ا َل: "لَ َز َوا ُل ِ َى صلى هللا عليه وسلم قَ َن النَب َ ِن َع ْمٍرو أ َع ْن َعْبِد ا ََّللِ ْب ْه َو ُن َعلَى ا ََّللِ َ ِل َر ُج ٍل ُم ْسِلٍم الدُ ". ْنيَا أ تْ ِم ْن قَ

İNSANIN KATLİ, İNSANLIĞIN KATLİDİR

Muhterem Kardeşlerim,

Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz: “Kim, bir cana

kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan

bir insanı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş

gibidir.” (Mâide, 5/32) buyuruyor. Bir başka ayette de

Rabbimiz: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası,

içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş,

lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.”

(Nisâ, 4/93) buyuruyor.

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (sas):

“Allah katında dünyanın yok olması, bir Müslümanın

öldürülmesinden daha hafiftir.” (Tirmizî, Diyât, 7)

buyuruyor.

Kardeşlerim,

Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimizin bu mesaj

ve uyarılarına rağmen ne yazık ki öldürme ve katletme

günahına bugün en çok İslâm coğrafyasında şahit

olmaktayız. Bütün dinler öldürmeyi lanetlerken, cana

kıymayı en büyük cürüm ilan ederken yine de bütün

dinlerin mensupları kendilerine öldürmek için bahaneler

bulmuşlardır. Ne yazık ki bu biz Müslümanlar için de

böyle olmuştur. Bir çiçeğe, bir karıncaya, bir kediye bile

şefkat ve merhametle emredilen Müslümanlar dahi

öldürmek için bahaneler uydurdular. Bu sebeple bugün

İslâm coğrafyasının hemen her tarafında kan ve gözyaşı

akmaya devam ediyor. Gün geçmiyor ki bir kan ve gözyaşı

haberi duymayalım. Saltanat ve hükümranlık ihtirası, güç

ve iktidar tutkusu, baskı, zorbalık ve zulüm, şiddet, terör ve

çatışma, ölüm, öldürme ve katliam hadiseleri her tarafta

dehşet saçıyor. Yüreklerimiz kan ağlıyor. Yangınlarla

kasıp kavruluyoruz. Dua etmekten başka bir şey gelmiyor

elimizden. Yere düşen her damla kan, mazlumun gözünden

dökülen her damla gözyaşı, zihin ve gönül dünyamızı

param parça ediyor. Duygularımız köreliyor. Hislerimiz

ölüyor. Aklımız tutuluyor. İnsanlığımızdan utanıyoruz.

Aziz müminler,

Yeryüzünde ilk cinayeti, Âdem aleyhisselamın oğlu Kabil

işledi. Hem de yanı başımızda Şam’da, Dımeşk’ta Kasyun

tepesinde. Kabil’in, kardeşi Habil’i öldürdüğü günden

bugüne Kabil’in yolunu takip edenler hiç azalmadı. Hep

aynı suç işlendi. Hep aynı günahla kirlendi insanlık.

Katiller ve zalimler hiçbir zaman kana doymadılar. Hep en

temel insan hakkı olan hayat hakkına kastettiler. Sürekli

cana kıydılar. Kadın, bebek, çocuk, yaşlı demeden

mazlumları ve masumları katlettiler. Vahşetleriyle dünyayı

kan gölüne çevirdiler. Sadece geçtiğimiz yüzyıl boyunca

milyonlarca insan katledildi. İnsanlık, iki büyük dünya

savaşı gördü. Nice işgaller, nice sürgünler, nice katliamlar

yaşandı. İnsanlar, ne yazık ki kardeş olduklarını, Hz. Âdem

ile Hz. Havva’nın çocukları olduklarını, canı verenin de

alanın da Allah olduğunu unuttular. İnsan insanın kurdudur

anlayışına yenik düştüler. Rabbimizin bahşettiği akıl

nimetini, teknolojiyi, ilmi, fenni daha fazla can alabilmek

ve toplu bir şekilde kitleleri imha edebilmek için fırsat

bildiler. Biyolojik, kimyasal ve nükleer her türlü silahı

ürettiler. Acımasızca bu silahları kullandılar. Silah

tüccarları, silah satabilmek için nice çatışmalar çıkarttı.

Nice düşmanlıklar üretti. Irkçılık uğruna nice hayatlar

soldu. Sömürgecilik uğruna nice canlar yok oldu. İşgallerle

nice hayatlar son buldu. Saltanat ve hükümranlık uğruna

nice masum insanların üzerine kurşun yağdırıldı.

Dizginlenemeyen ihtiraslar, kin ve nefret yüzünden nice

katliamlar yaşandı. Terör sebebiyle nice anaların yürekleri

dağlandı. Töreler uğruna nice ocaklar söndü. Kan

davalarında nice aileler yok oldu. Mafyalar haksız yere

nice canlara kıydı. Nice büyük insanlar faili meçhul

cinayetlerle katledildi. Yeryüzünde hep can pazarı yaşandı.

Evet, kardeşlerim, bugün de dünyamızda bir can pazarı

yaşanıyor. Bir yanda kana susamış Kabiller, diğer yanda

masum Habiller… Ancak unutmayalım ki onların yanında

“Öldürmeyeceksin!” diye emreden Musalar, cana kıymayı

yasaklayan İsalar da var. Masum bir insanı öldürmenin

bütün insanlığı öldürmeye eşdeğer olduğunu duyuran İslam

Peygamberi var. Bir insanı yaşatmanın bütün bir insanlığa

can vermek olduğunu müjdeleyen, insanları öldürmekle

değil, yaşatmakla mükellef kılan dinimiz var. Yaşatmak,

ağlayanın gözünün yaşını silmektir. Aç olanı doyurmak,

susuzları suya kandırmak, olmayana vermektir. Düşene el

uzatmaktır yaşatmak. İnsanların haliyle hâllenmek,

derdiyle dertlenmek, yaralarına merhem olmaktır.

Mazlumların yanında yer almak, zalimin zulmüne karşı

koymaktır. Şüphesiz insan, öldürerek değil, yaşattıkça

insanlığının farkına varır.

Değerli müminler,

Hepimiz, can taşıyan her varlığa merhamet etmekle

sorumluyuz. Bizler, Merhametlilerin en merhametlisinin

kuluyuz. Bizler, hayvanlara dahi merhameti cennete

girmeye vesile sayan bir peygamberin ümmetiyiz. Dinimiz

insanın arkasından konuşmayı bile yasaklamışken,

müslümanım diyen müslümanı/insanı arkasından nasıl

vurabilir? Onun üzerine nasıl kurşun yağdırabilir? Canına

nasıl kastedebilir? Ellerine en mukaddes varlığın kanını

nasıl bulaştırabilir? Akan kanlara, yanan yüreklere,

dünyanın dört bir yanından yükselen mazlumların âhına

nasıl sessiz kalabilir? Bu ağır yükü taşımaya nasıl cesaret

gösterebilir? Bu günaha nasıl ortak olabilir?

Değerli müminler,

Bizler, yapılan zerre kadar iyiliğin de kötülüğün de

karşılıksız kalmayacağı ahiret gününe inanan müminleriz.

İnanıyoruz ki, insanları öldürenler de muhakkak bir gün

ölümü tadacaklardır. Habillerle birlikte Kabiller de huzura

varıp hesap vereceklerdir. İşte o günün şiddetinden bu

mübarek günde bu mübarek mekânda bizler Rabbimize

sığınıyoruz. O’na el açıp diyoruz ki, “Rabbimiz bizleri

İslâm’ı doğru anlayıp doğru yaşayanlardan eyle. Bizleri

öldürenlerden değil, yaşatanlardan eyle, can alanlardan

değil, cana can katanlardan eyle. Bizleri birbirimize can

yoldaşı eyle. Bizleri insanlığını unutanlardan değil, insanca

yaşayanlardan eyle, şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde

yaşama savaşı veren kardeşlerimize rahmetinle, nusretinle

muamele eyle. Şu mübarek vaktin hürmetine dualarımızı kabul

eyle.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Kitap Bağışı kampanyası

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com