Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel Çifte standart böyle olur...

Çifte standart böyle olur...

Giriş Tarihi: 14 Ocak 2011 Cuma 11:22
Çifte standart böyle olur...

Cahit Durmaz’a Öyle, Mehmet Haberal’a Böyle

 

Ergenekon sanığı Mehmet Haberal’ın, “hayati risk” taşıdığı iddia edilerek cezaevine dönmesi engellenirken, cezaevinde bağırsak kanseri olan ve Haberal ile aynı yönde rapor alan Cahit Durmaz, 7 ay hasta hasta cezaevinde yatırıldı ve 28 Haziran 2010’da hayatını kaybetti.

 

Türkiye'de tutuklu sanıklara yapılan ayrımcılığı gözler önüne sermeye devam ediyoruz. Ergenekon sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi (İÜ) Kardiyoloji Enstitüsü'nden doktorların raporuyla Adli Tıp Kurumu'na dahi sevki yapılmazken, Cahit Durmaz adlı mahkum 7 doktorun imzasının bulunduğu Sağlık Kurulu Raporu'nda; "Hastanın (Cahit Durmaz) cezasının 6 ay süreyle tehir edilmesi ve 6 ay sonrasında kontrolü uygundur" denilmesine rağmen 7 ay boyunca cezaevinden çıkarılmadı!

Bağırsak kanseri olan Cahit Durmaz öldü. Cahit Durmaz'ın Adli Tıp Kurumu raporu başvurusundan 11 ay geçmesine rağmen hala çıkmadı.

SAĞLIK KURULU RAPORUNA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMEDİ!

Tutuklu sanık Cahit Durmaz, 3 Eylül 2009 tarihinde bağırsak kanseri olduğu gerekçesiyle Kırıkkale Cezaevi'nden Ankara Sincan F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Ağır hasta olduğu gerekçesiyle koğuşuna iki mahkum da verildi.    

Cahit Durmaz, 8 Aralık 2009 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdal Eksioğlu, Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Vasfi Özer, Psikiyatri Uzmanı Dr. Savaş Erdoğan, Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülcan Kural, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Serdar Çelikkanat, Nöroloji Uzmanı ve Kurul Başkanı Dr. Fikret Ak ve Baştabip Yardımcısı Dr. Enver Üner tarafından muayene edilen Cahit Durmaz'ın cezaevinde kalamayacağına karar verildi. Raporda; "Hastalık süreklilik arz etmektedir. Cezasının cezaevinde infazı durumunda hayati tehlikesi mevcuttur. Hastanın cezasının 6 ay süreyle tehir edilmesi ve 6 ay sonrasında kontrolü uygundur" denildi.

ADLİ TIP RAPORU BEKLERKEN ÖLDÜ

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Enver Üner, söz konusu raporu 11 Aralık 2009 tarihinde Ankara Sincan F Tipi Cezaevi'ne gönderdi. Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi Cumhuriyet Savcısı Günay Serap Yüksel, 7 doktorun raporunu dikkate alınmadı. Cahit Durmaz, hastanenin raporunun işleme konulmasını istedi ve serbest bırakılması için 2010 Ocak ayında Savcı Günay Serap Yüksel'e başvurdu.

Savcı Günay Serap Yüksel, Cahit Durmaz'ın tahliye olabilmesinin Cumhurbaşkanı'nın yetkisinde olduğunu ve Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini söyledi. Cahit Durmaz, 2010 yılının Şubat ayında Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi ve 4 ay boyunca Adli Tıp Kurumu'ndan rapor çıkmadı. Cahit Durmaz, 28 Haziran 2010 tarihinde vefat etti.

11 AYDIR ADLİ TIP RAPORU ÇIKMADI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cahit Durmaz ile ilgili Adli Tıp Kurumu'ndan bilgi istedi. Adli Tıp Kurumu; Başsavcılığın talebi üzerine, Cahit Durmaz'ın ölümünden 5 gün sonra (2 Temmuz 2010 tarihinde) Cahit Durmaz ile ilgili son durumunu bildiren yazı gönderdi. Adli Tıp Kurumu, 11 aydır Cahit Durmaz ile ilgili bir rapor düzenlemiş değil!

CAHİT DURMAZ'IN ÖLÜMÜNDEN ÖNCEKİ SON MEKTUBU

Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi tutuklu bulunan Cahit Durmaz, 1 Şubat 2010 tarihinde avukatı Abdulgani Orhan'a yazdığı mektupta, Adli Tıp Kurumu sürecinin uzun olacağına dikkat çekmişti. İşte o mektup: "Ben yaklaşık olarak 9 yıldır cezaevindeyim. 2009 yılının Temmuz ayında Kırıkkale Cezaevi'nde karnımdaki rahatsızlığımdan dolayı revire çıktım. Doktor şikayetimi dinleyip beni muayene etmeden bana birkaç ilaç yazdı. Ben bu ilaçları kullandığım halde rahatsızlığım geçmediği gibi giderek de arttı. Ben tekrar revire çıktım. Beni bu sefer Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'ne sevk ettiler. Orada dahiliyede Çoşkun adlı bir doktora göründüm. Bu doktor beni muayene ettikten sonra bana gaz sıkışması teşhisi koyarak bir iki ilaç yazdı. Ben bu ilaçları kullanmama rağmen yine rahatsızlığım geçmedi, gittikçe de ilerledi. Daha sonra tekrar revire çıktım. Bu sefer cezaevi doktoru beni İhtisas Hastanesi'nde daha üst seviyedeki bir doktora sevk etti. Bu doktor şikayetimi dinledikten sonra benden tahliller istedi. Bütün bunlar yapılana kadar en az 1 aylık süremi aldı ve durumum çok ağırlaştı. Bu tahlillerden sonra beni Kırıkkale Tıp Fakültesi'ne sevk ettiler. Orada kan tahlilleri endoskopi, kolonoskopi, ultrasyon ve biyopsi testleri yapıldı. Tabii ki bütün bu test ve tahliller bir günde yapılmadı. Bütün bunlar için 2-3 defa fakülteye gidip geldim. Bu da yaklaşık 1 ayımı aldı.

"GEÇ TEŞHİS DOLAYISIYLA AMELİYAT AŞAMASINI GEÇTİĞİMİ ÖĞRENDİM"

Bütün bu testlerin sonucu belli olduktan sonra beni 3 Eylül 2009 günü Ankara Numune Hastanesi'ne sevk ettiler. Numune'deki doktor dosyama bakarak benim bağırsak (Kolon) kanserine yakalandığımı ve geç teşhisten dolayı da ameliyat aşamasını geçtiğini, bunun için kemoterapi tedavisi ile tedavimin süreceğini bildirdi. Ben bu aşamada özellikle bana yanlış teşhis koyan İhtisas Hastanesi'ndeki dahiliye doktoru "Coşkun" adlı doktordan şikayetçiyim. Çünkü bu doktor hem bana yanlış teşhis koymuş hem de bu kritik aşamada benim bu hastalığıma erken teşhis konulması konusunda zaman kaybına sebep olmuştur.

"HER GEÇEN GÜN ALEYHİME OLMAKTADIR"

Şu anda kemoterapi tedavim Ankara Numune Hastanesi'nde devam etmektedir. Ben Cumhurbaşkanlığı affı için başvuruda bulunduğumdan dolayı Ankara Üniversitesi Sağlık Kurulu benim hakkımda hastalığımın süreklilik arz ettiğini, cezamın cezaevinde infazı durumunda hayati tehlikemin mevcut olduğunu, bu yönden benim cezamın 6 ay süre ile tehir edilmesi ve 6 ay sonrasında tekrar kontrolümün uygun olacağına dair bir rapor yazmıştır. Bu rapor şu anda da Adli Tıp sürecine girmiştir. Bu aşamada her geçen gün benim aleyhime olmaktadır.

"ADLİ TIP KURUMU SÜRECİ UZUN SÜRECEK"

Normal şartlarda bu Adli Tıp sürecinin uzun süreceğini bildiğimden dolayı bu sürecin olabildiğince kısaltılmasını, dosyamın bir an önce Cumhurbaşkanlığına gönderilmesini istiyor ve yardım etmenizi bekliyorum. Sizlerin bildiği bir yol varsa bu sürecin kısaltılması için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum."

KENAN KIRAN / YENİ AKİT

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Şanlıurfa Siverek'te kuduz alarmı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com