Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel "Camiyi yakanlar Müslüman Kürt halkından özür dilemelidir"

"Camiyi yakanlar Müslüman Kürt halkından özür dilemelidir"

Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Kurşunlu Camisinin yakılmasıyla ilgili basın açıklaması yapan 72 İslami STK, camiyi yakanlara Müslüman Kürt halkından özür dilemesi çağrısı yaptı.

Giriş Tarihi: 11 Aralık 2015 Cuma 13:20

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Fatih Paşa (Kurşunlu) Camisi’nin yakılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Caminin yakılmasına tepki gösteren 72 İslami sivil toplum kuruluşu bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında ibadethaneleri yakanlar ve bu zihniyete destek verenler kınandı.

Diyarbakır’da faaliyet gösteren 72 İslami STK adına basın açıklamasını okuyan Başkanı Yunus Memiş, bölgede yaşanan çatışmalı atmosferin toplumsal yaşamı adeta durma noktasına getirdiğini belirterek, şehirlerin açık bir cezaevine döndüğünü söyledi.

“Sur ilçesi aylardır kilitlenmiş durumdadır”

Söz konusu çatışmalı ortamın Diyarbakır’ın Sur ilçesini de aylardır kilitlediğini ifade eden Memiş, “Bu çatışmaların halkı mağdur etmek, korkuyu yaygınlaştırmak gibi bir sonucu olduğu gibi maalesef dini mekânlara zarar verme ve ibadetleri sekteye uğratma gibi olumsuz sonuçları da ortaya çıkmaktadır.  Bu çerçevede Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı devam ederken çatışmaların yaşandığı mahallerden birinde geçtiğimiz günlerde tarihi Kurşunlu Camii’nin çatışmalar nedeniyle yandığı kameralara yansımıştı. Aynı günlerde Diyarbakır’ın kültür mirası arasında yer alan tarihi Paşa Hamamı da büyük bir yıkım yaşamıştı.” Dedi.

“ Operasyonları gerekçe göstererek camiyi yaktılar”

Basın açıklamasında, İslam’ın şiarlarından sayılan camilerin çatışmalarda zarar görmesi, buralarda ibadet edilmesine mani olunması, bu mekânların mevzi olarak ve cephanelik olarak kullanılması Müslümanlarının vicdanının kaldıramayacağı ağır bir yük olduğunu söyleyen Memiş, tarihi Kurşunlu Camii ve Paşa Hamamı’nın mevzi olarak kullanılması ve bomba düzeneklerinin yerleştirilmesi sonucunda polisin operasyonları gerekçe gösterilerek bu mekânların yakıldığını belirtti.

“Kurşunlu Camisini yakanlar Müslüman Kürt halkından özür dilemelidir”

Memiş daha sonra basın açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu mekânların bulunduğu mahallelerde hendeklerin bulunması ve iş makinelerinin yakılması nedeniyle yollar kapatılmış olduğu için itfaiye zamanında yangına müdahale edememiştir. Tarihi mekânlarımızın ve ibadethanelerimizin çatışma alanı olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğu bilinmelidir. Bu hassasiyeti gözetmeyenleri, ibadethaneleri yakanları ve bunlara destek veren zihniyeti kınıyor ve lanetliyoruz. Camilerimize karşı bu fiili işleyenler, yaptıkları bu saldırılardan derhal vazgeçip Müslüman Kürt halkından özür dilemelidir.”

Açıklamasında son aylardaki çatışmalı ortamın Kürdistan halkının hayatını adeta zindana çevirdiğini ifade eden Memiş, “PKK’nin çatışmaları şehir merkezlerine taşımasıyla birlikte bir bütün olarak halk mağdur olmakta, çocuklar katledilmekte, hastalar hastanelerde tedavi edilememekte, hayvanlar dahi zarar görmektedir. Tarihi mekânlarımız ve İslam’ın şiarları olan camiler, medreseler mevzi ve karargâh olarak kullanılmaktadır. Sivil halkın bulunduğu mekânlara hendekler kazmak, barikatlar kurmak, bomba düzenekleri yerleştirmek, mayınlar döşemek ve roketatarlar kullanmak halkımızın maddi ve manevi olarak mağdur olmasına neden olmaktadır.” Şeklinde basın açıklamasını sürdürdü.

“Bölgenin tüm dinamikleri bu zulme mani olmak için elinden gelen tüm gayreti sergilemelidir”

Memiş şöyle devam etti: “Bu güne kadar çatışmaların durması, silahların susması veya en azından çatışmaların şehir merkezi dışına taşınması hakkında tüm sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, kanaat önderleri ve bölgenin dinamikleri gerekli uyarıları defalarca yapmıştır ve halen bu çağrılar devam etmektedir. Ama maalesef bu uyarılar dikkate alınmamakta, işitilmek istenmemektedir. Halkın benimsemediği, destek vermediği, sahiplenmediği öz yönetim ilanlarının yapılması ve hendeklerin kazılması ekonomik olarak bölge esnafını iflasın eşiğine getirdiği gibi halkımızın temel hak ve hürriyetlerini de kısıtlamaktadır. Bölgenin tüm dinamikleri bu konuda seslerini yükseltmeye devam etmeli ve bu zulme mani olmak için elinden gelen tüm gayreti sergilemelidir.”

Memiş son olarak, “Bu vesileyle şu hususları bir kez daha vurgulama ihtiyacı duymaktayız. Şehirlerdeki çatışmalar derhal durdurulmalı, halkımızın mal ve can güvenliğine zarar veren çatışmaları yerleşim yerlerine taşıma siyasetinden vazgeçilmeli, hendekler kapatılarak şehirlerde silahlar susturulmalıdır. Kürt meselesinin sivil siyaset yoluyla Kürtlerin tüm temsilcileri ile görüşülerek çözülmesine zemin hazırlanmalıdır. Çatışmalar neticesinde tıkanan siyasetin önü yeniden açılarak halkımızın mağduriyeti bir an önce giderilmelidir.” (Mustafa Kaynak/ M.Hüseyin Temel-İLKHA)

 

 

 

 

 

 

 

Son günlerde bölgemizde yaşanan çatışmalı atmosfer, ne yazık ki toplumsal yaşamı adeta durma noktasına getirmiş, şehirlerin açık bir cezaevine dönüşmesine yol açmıştır. Söz konusu çatışmalı ortam Diyarbakır’ın Sur ilçesini de aylardır kilitlemiş durumdadır. Bu çatışmaların halkı mağdur etmek, korkuyu yaygınlaştırmak gibi bir sonucu olduğu gibi maalesef dini mekânlara zarar verme ve ibadetleri sekteye uğratma gibi olumsuz sonuçları da ortaya çıkmaktadır.  Bu çerçevede Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı devam ederken çatışmaların yaşandığı mahallerden birinde geçtiğimiz günlerde tarihi Kurşunlu Camii’nin çatışmalar nedeniyle yandığı kameralara yansımıştı. Aynı günlerde Diyarbakır’ın kültür mirası arasında yer alan tarihi Paşa Hamamı da büyük bir yıkım yaşamıştı.

Her şeyden evvel İslam’ın şiarlarından sayılan camilerin çatışmalarda zarar görmesi, buralarda ibadet edilmesine mani olunması, bu mekânların mevzi olarak ve cephanelik olarak kullanılması Müslümanlarının vicdanının kaldıramayacağı ağır bir yüktür. Ne yazık ki tarihi Kurşunlu Camii ve Paşa Hamamının mevzi olarak kullanılması ve bomba düzeneklerinin yerleştirilmesi sonucunda polisin operasyonları gerekçe gösterilerek bu mekânlar yakılıp yıkılmıştır. Bu mekânların bulunduğu mahallelerde hendeklerin bulunması ve iş makinelerinin yakılması nedeniyle yollar kapatılmış olduğu için itfaiye zamanında yangına müdahale edememiştir. Tarihi mekânlarımızın ve ibadethanelerimizin çatışma alanı olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğu bilinmelidir. Bu hassasiyeti gözetmeyenleri, ibadethaneleri yakanları ve bunlara destek veren zihniyeti kınıyor ve lanetliyoruz. Camilerimize karşı bu fiili işleyenler, yaptıkları bu saldırılardan derhal vazgeçip Müslüman Kürt halkından özür dilemelidir.

Son aylardaki çatışmalı ortam Kürdistan halkının hayatını adeta zindana çevirmekte, PKK’nin çatışmaları şehir merkezlerine taşımasıyla birlikte bir bütün olarak halk mağdur olmakta, çocuklar katledilmekte, hastalar hastanelerde tedavi edilememekte, hayvanlar dahi zarar görmektedir. Tarihi mekânlarımız ve İslam’ın şiarları olan camiler, medreseler mevzi ve karargâh olarak kullanılmaktadır. Sivil halkın bulunduğu mekânlara hendekler kazmak, barikatlar kurmak, bomba düzenekleri yerleştirmek, mayınlar döşemek ve roketatarlar kullanmak halkımızın maddi ve manevi olarak mağdur olmasına neden olmaktadır.

Bu güne kadar çatışmaların durması, silahların susması veya en azından çatışmaların şehir merkezi dışına taşınması hakkında tüm sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, kanaat önderleri ve bölgenin dinamikleri gerekli uyarıları defalarca yapmıştır ve halen bu çağrılar devam etmektedir. Ama maalesef bu uyarılar dikkate alınmamakta, işitilmek istenmemektedir. Halkın benimsemediği, destek vermediği, sahiplenmediği öz yönetim ilanlarının yapılması ve hendeklerin kazılması ekonomik olarak bölge esnafını iflasın eşiğine getirdiği gibi halkımızın temel hak ve hürriyetlerini de kısıtlamaktadır. Bölgenin tüm dinamikleri bu konuda seslerini yükseltmeye devam etmeli ve bu zulme mani olmak için elinden gelen tüm gayreti sergilemelidir.

Bu vesileyle şu huşuları bir kez daha vurgulama ihtiyacı duymaktayız. Şehirlerdeki çatışmalar derhal durdurulmalı, halkımızın mal ve can güvenliğine zarar veren çatışmaları yerleşim yerlerine taşıma siyasetinden vazgeçilmeli, hendekler kapatılarak şehirlerde silahlar susturulmalıdır. Kürt meselesinin sivil siyaset yoluyla Kürtlerin tüm temsilcileri ile görüşülerek çözülmesine zemin hazırlanmalıdır. Çatışmalar neticesinde tıkanan siyasetin önü yeniden açılarak halkımızın mağduriyeti bir an önce giderilmelidir. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Türkiye Bilişimde yeni dönemi başlattı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com