Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Dünya Böyle olur diktatörlerin sonu!

Böyle olur diktatörlerin sonu!

Giriş Tarihi: 20 Şubat 2011 Pazar 06:52
Böyle olur diktatörlerin sonu!

Halkına rağmen koltuğunda oturan diktatörler, dün olduğu gibi bugün de acı sonlara doğru yelken açıyor. Tarihte de hep böyle olmadı mı? Kimi ülkesinden uzakta hayata veda ederken kimi de idama mahkûm oldu.

Tunus ve Mısır halkı "Diktatörden kurtulmak istiyoruz." dedi ve isyan bayrağını çekti. Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, şimdi beklemede. Akıbetlerinin ne olacağını zaman gösterecek. Aslında onların bugün yaşadıkları, halihazırda var olan diktatörlerin de 'diken üstünde' yaşamasına sebep oluyor. Tarihte yaşananlar ve günümüzde olanlar gösteriyor ki bir diktatör, saltanatı ne kadar uzun olursa olsun, mutlaka yaptıklarının hesabını veriyor. Halk, yıllarca sabırla boyun eğmek durumunda kaldığı diktatöre karşı ayaklanınca geri dönüş olmuyor. Diktatörlerin payına da ya ülkelerini terk etmek düşüyor ya da bir idamla hayata veda etmek... Stalin, Adolf Hitler, Benito Mussolini, Mao, Pol Pot, Bokassa, İdi Amin Dada, General Pinochet, Şah Muhammet Rıza Pehlevi, Saddam Hüseyin... Onlar ve daha birçoklarının geçmişte yaşadıkları, aslında diktatörlerin görkemli başlayıp acı biten hayatlarının birer özeti.

Saddam Hüseyin yıllarca iktidarını sürdürdü ama sonu hiç de umduğu gibi olmadı. Onu yaşamın sonunda acı bir ölüm bekliyordu. Çobanlıkla geçinen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Saddam Hüseyin, 1979 yılında iktidara geldi. İktidarda bulunduğu dönemde Irak halkını yoksulluğa, savaşa sürükleyen Saddam, özellikle Halepçe katliamıyla tarihe geçti. Saltanatı döneminde üzerinde üniformasıyla etrafa gülücükler saçan Saddam Hüseyin'in sonu oldukça acı oldu. Irak'ı 24 yıl boyunca demir yumrukla yöneten Saddam, bir yıl süren Duceyl davasında aldığı ölüm cezasının temyiz makamı yüksek mahkeme tarafından onaylanmasından sonra bir bayram sabahı (30 Aralık 2006) asılarak idam edildi.

General Augusto Pinochet, bir darbeyle Şili'deki bütün yetkileri devraldı ve ülkeyi dikta rejimiyle yönetti. Pinochet, sıcak Latin ülkesine tam anlamıyla kan kusturdu ve karanlığa sürükledi. Onun döneminde Patagonya'nın yerleşimi seyrek yerlerinde toplama kampları oluşturuldu, birçok cunta muhalifi işkenced ile öldürüldü. On beş yıl dikta yönetimiyle Şili'yi yöneten Pinochet, 1998 yılında İngiltere'de tutuklandı. 2000 yılında sağlık sorunları nedeniyle serbest bırakıldı. 90 yaşında olması sebebiyle hapishane yerine ev hapsinde tutuldu. Ömrünün sonuna doğru, "Geceleri, korku ve ölüm ıstırabı içinde geçiriyorum." demişti. 91 yaşında evinde kalp krizi geçirip ölmesi ise Şili halkı tarafından sevinçle karşılandı.

Yirmi yıl boyunca Romanya'yı yöneten Nikolay Çavuşesku'nun iktidarı Doğu Bloku'nun çökmesi sonucu sallanmaya başladı. 1989 yılında Macar asıllıların yaşadığı Timaşyar'da gösteri yapan halka ateş açılmasını emredince devrim hareketi dalga dalga yayılmaya başladı. Çavuşesku çifti, halk ayaklanmasından kurtulmak için çareyi kaçmakta buldu. Ama tarihler 20 Aralık 1989'u gösterirken yakalandılar. Çavuşesku çifti, askeri bir mahkemenin televizyonda iki saat boyunca süren yargılama sonucu kurşuna dizildi. Çavuşesku'nun ölü görüntüleri video kasetlere kopyalandı ve haber çabucak Batı ülkelerine görüntülerle verildi.

Rıza Şah Pehlevi, uzun yıllar İran'ın tek adamıydı, halka rağmen birçok değişikliğe imza attı. Birçok rakibini öldürerek diktatör olduğunu gösterdi. Fakat gün geldi o da devrildi. Yanına aldığı bir avuç İran toprağıyla ülkesinden ayrıldı ve Güney Afrika'daki Mauritius adasına götürüldü. Şah, alışık olmadığı tropik havadan dolayı hastalandı ve Johannesburg'da öldü. Kıyıcı Kızıl Kmer rejiminin bir numaralı ismi Pol Pot, Kamboçya'nın balta girmemiş ormanlarında 16 Nisan 1998'de yaşlılıktan öldü. Mussolini, Almanya'nın hezimetini takiben İsviçre'ye kaçarken kendisini tanıyan İtalyan partizanlar tarafından 28 Nisan 1945'te vurularak öldürüldü. Hitler, Sovyet askerlerinin Berlin'e girişinden kısa süre sonra 30 Nisan 1945'te sığınağında intihar etti.

***

Mübarek'in sonu ne olur?

Sefer Turan (TRT Arapça): Ben doğrusu yargılanacaklarını düşünmüyorum ama iç hukukun nasıl değişeceği önemli. Yeni bir anayasa nasıl olacak belli değil. Uluslararası boyutta baktığınız zaman da Mısır ve Tunus'tan talep gelmedikçe onlar tutuklanıp yargılanmazlar. Bin Ali'nin artık ülkesine döneceğini düşünmüyorum.

Kerim Balcı (Zaman Gazetesi): Mısır'daki iktidar böyle askerin elinde olduğu sürece Hüsnü Mübarek villasında yaşamaya devam eder. Ama iktidar birgün elitlerin elinden halkın eline geçerse o zaman yargılanması kaçınılmaz olur. O zaman da ilk işi Suudi Arabistan'a sığınmak olacaktır. Ya da eşi kraliyet ailesinden geldiği için İngiltere'ye yerleşecektir. Mutlu mutlu yaşar ve ölür.

Ceyda Karan (Habertürk TV): Hüsnü Mübarek öyle görünüyor ki inat etti ve Mısır'dan ayrılmayacak. "Ben ülkemde öleceğim." dedi ve bir yere gitmedi. Ama belki ileride rahatsızlanacak ve tedavi için başka bir ülkeye gidecek, tam olarak kestirmek zor.

 

Rahime Sezgin Zaman

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Pakistan'da yolcu uçağı düştü, yolcuların tamamı öldü

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com