Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Böhürler; Harranlı kızlar ve AK Parti

Böhürler; Harranlı kızlar ve AK Parti

Giriş Tarihi: 16 Nisan 2011 Cumartesi 16:58
Böhürler; Harranlı kızlar ve AK Parti

Yenişafak gazetesi yazarı Ayşe Böhürler “Harran'da feminizm” başlıklı bugünkü yazısında “ŞANLIURFA / HARRAN’DA KADIN DEĞİŞİMİNİ VE ÇAĞLA ÖZYAVUZ’U” kaleme aldı.

 

Harranlı Meryem "artık feminist mi ne oldum" derken gülüyor ve feminizmi "kadınların yükseleceğine inanmak" olarak tanımlıyordu. Kendisini "ben bir birey olarak..." cümleleri ile anlatıyordu. Türkiye'nin kadın hakları konusunda en kötü durumda olan bölgesi olan Harran'da feminizmden söz eden birisini bulacağımı hiç düşünemezdim. Ama Harranlı kadınlar feminizmden söz ederek, şiddete uğradıklarında 183'ü aradıklarını, kızlarını aşiretçiliğe rağmen okutacaklarını söyleyerek beni çok şaşırttılar. Ve bir kez daha gördüm ki kadın sorununu önce oralarda çözmeliyiz. Harran'da, Ardahan'da, Van'da... Harran'daki tespitlerim şöyle...

 

-Harran'da kadınların cesaretlenmesine ve durumlarının iyileştirilmesinde Urfa Ak Parti kadın milletvekili Çağla Özyavuz oldukça etkili olmuş.

 

-Harran'ın ilk ve tek kadın eczacısı Fadime Konca, hemşireler, öğretmenler buradaki kızlara örnek oluyor. Ancak Harran'ın içinden kızların özdeşlik kurabilecekleri rol modeller çıkarmak gerekiyor.

 

-Bu yıl Kız Meslek Lisesi'nin açılması, bölgede kızların lise eğitim oranlarını artırmış. Kız öğrenci sayısı 300'ü bulmuş. Öğrenciler "kız okulu olmasa ailelerimiz bizi okula göndermezlerdi" diyorlar.

 

-Halk eğitim merkezleri kadınlara kendilerini geliştirme imkânı sağlıyor. Ancak buradaki eğitimin istihdam ile sonuçlanabilmesi için, üretilenleri pazarlanabilir hale getirecek bir sistemin oluşturulması gerekiyor. Hastaneler, okullar, halk eğitim merkezleri yeni yapılmış. Ancak her şey patchwork gibi duruyor. Bunları birbirine bağlayacak sistem kurulamamış.

 

Harran'da beni en çok etkileyen ise genç kızların sevmekten korkmaları oldu.

 

Bir genç kızın "kız çocuğun olsa ona nasıl davranırdın, onun neleri yapmasına izin verirdin" soruma en düşük sesi ile verdiği cevap günlerdir kulaklarımdan gitmiyor:

 

...O'na çok iyi davranırdım... Dövmezdim...

 

AŞIK OLMASINA İZİN VERİRDİM...

KAPILARI ZORLAMAK...

Kapıların zorlanmadan açılmadığını hepimiz biliriz. Hele de üzerinde yılların pası olan kapıların açılması çok daha zordur. Kapıları zorlarken ise çok şey öğreniriz. Bu sefer de öyle oldu.

 

-Kadınlar bu seçimlerde Meclis'e 275 kadın sokamadılar ancak Meclis'e girecek kadın sayısını yüzde yüz artırdılar, şimdiye kadar hiç olmamış bir şeyi başardılar. Aday listelerinde en kıymetli yer olan birinci sıraya yerleştiler. AK Parti'de 1, MHP'de 2 ve CHP'de 4 kadın aday liste başına kondu.

 

-Başörtülü vekil adayı gösterilmedi. Ama kadınlar erkekler ile dayanışmayı bir tarafa bırakıp kendi adlarına bir şey talep etmeyi, bir siyasi kampanya yapmanın önemini ve bu kampanyanın sloganından, duyurulmasına nasıl yapılması gerektiğini, eksileri ve artıları ile tecrübe ettiler.

 

-Bu kampanya vesilesi ile başörtülü vekil konusu TÜRBAN kelimesi sarf edilmeden konuşuldu. En türbancı taraflar bile bu kampanya vesilesi ile konuyu başörtü ekseninde değerlendirdi. Başörtüsü konusunu yanlış anlamalara müsait bir kavramsallaştırma ile sunan TÜRBAN'ın miadı doldu.

 

-Başörtülü aday adayları içinde en başarılı kampanyayı, Trabzon'dan Ak Parti adayı avukat Ayşe Sula yaptı. Trabzon'un en büyük hukuk bürolarından birisini yöneten Ayşe Sula etkili bir kampanya ve "Trabzon'un Ayşe'si" sloganı ile her kesimin sempatisini kazandı. Gösterilseydi her kesimin oyunu da kazanacağına emindim.

 

- Cumhuriyet ideolojisinin en sembolik örneği olarak "başörtüsü yasağı " hala tepede demoklesin kılıcı gibi sallanıp duruyor. Ancak kapının kilidi kırıldı kırılacak... Başörtülülere had bildirmek isteyenlerin bolluğuna rağmen bu sürecin turnusol işlevi gördüğünü ve pek çok hayra vesile olduğuna inanıyorum.

 

LAİKÇİ TEYZELER, AMCALAR, KARDEŞLER...

Onlarla en çok tiyatrolarda, konserlerde karşılaşıyoruz artık. Sataşmalar, bakışlar, cık cıklar bitmedi, sürüyor. Geçenlerde Cemal Reşit Rey'deki "Buika" konserinde Nimet Çubukçu ile benzer bir vakayı birlikte yaşadık. Az kalsın bir mahalle kavgası çıkıyordu!

 

Laikçi amcalar ve teyzeler bir bakan ile birlikte başörtülü bir konser izleyicisi olarak varlığımdan rahatsız olmuşlardı. Bu kesimin her vesile ile başörtüsüne sataşmaya bahane aramaları, kendilerini görgü gurusu ilan edip her türlü adapsız hareketi yapmaları, had bildirmeyi vazife edinmeleri, bu kesimdeki ayırımcı zihniyetin hala değişmediğini ortaya koyuyor. Gettolarındaki yaşamları zihniyetlerini kamufle ediyor.  

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com