Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Bekir Coşkun, Şalom'a konuştu

Bekir Coşkun, Şalom'a konuştu

Giriş Tarihi: 10 Haziran 2010 Perşembe 22:48
Bekir Coşkun, Şalom'a konuştu

Habertürk Yazarı Bekir Coşkun Şalom Gazetesi'ne verdiği röportajda ilginç açıklamalarda bulundu.


Gazetecilik hayatınıza foto muhabiri olarak başladınız, hâlâ fotoğraf çekiyor musunuz?
Her gazeteci gibi, benim de çantamın dibinde bir fotoğraf makinem var tabii. Ben foto muhabiri olarak başladım, ama fotoğraflarım hiçbir zaman çıkmadı. Çeker getirirdim, tab edilirdi, ama bakarlardı ki fotoğraf yok. Bu yüzden de beni kovdular zaten. Kovulduğum ilk köydü… Gazeteciliğe ilk adım atışımın ismi ‘foto muhabirliği' idi yani. Fotoğraf çekmeyi bir türlü beceremedim.

Yıllar önce Günaydın'dan Sabah'a geçtiğinizde, 9. Köy'den, ‘Onuncu Köy'e geçtiniz ve sonra 10 sayısı sabit kaldı. Hürriyet'ten ayrıldığınızda gerçekten de Aydın Doğan'ı korumak için mi gittiniz?

Aydın Doğan çok da umurumda değildi açıkçası, çünkü ben tüm patronlarıma ilk günden beri "Sıra size de gelecek," diyordum. Ama onlar iktidara yakın olup durumu kurtarma çabasındaydılar. Benim için esas önemli olan Hürriyet'ti. Hürriyet önemli bir gazete ve alnın akıyla yaşaması lazım. 17 yıl emek verdim, orada arkadaşlarım çalışıyordu.

Oradan ayrılırken, ben aslında hiç sesimi çıkartmayacaktım, fakat ayrıldıktan sonra dedikodular yayılmaya başladı. Çok para alarak gitmişim, 3 milyon dolardan söz ettiler. Bu doğru değildi. Çok canımı sıkan olaylardı… Benim gösterdiğim titizliği, özeni onların da göstermesi lazımdı. Transfer için para aldığım doğru (neticede, her ne kadar ben kabul etmesem de Türkiye'nin en çok okunan köşe yazarı olduğum söyleniyor) borçlarım vardı ve hepsini Haber Türk karşıladı.

Bir liste söz konusu muydu?
Vardı, evet!  Hata Ahmet Hakan'ın köşesinde, kendisine sordurttular, "Liste geldi mi?" diye. Ahmet Hakan önce, "Hayır!" dedi, ama 15 gün sonra dayanamayıp köşesinde listeyi yayınladı. Bir numarada ben yoktum aslında, Melih Aşık vardı. Beni köpekler kurtardı. Her hafta köpekler hakkında yazıyordum ya…

PAKO'YA YAZDIRMA FİKRİ ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN
Köpekler kurtardı demişken, Pako için bir köşe yaratmak nasıl aklınıza gelmişti?
Ben zaten Pako hakkında yazı yazıyordum, ama ona bir köşe açmak, ‘direkt Pako yazsın' düşüncesi Ertuğrul Özkök'e aittir. Özkök iyi bir yönetmendir ve Hürriyet'i hayvan haklarını savunan bir gazete durumuna getiren de kendisidir. Şimdi üzülerek görüyorum ki, Hürriyet bunu terk ediyor, oysa dili ağzı olmayan, yüreğinde müthiş bir insan sevgisi olan, çocukları seven, insanları seven, duyguları olan canlıları korumak hem insan, hem de o kurum adına büyük bir sevap. Hayvanları korumanın bereket getirdiğine inanırım ben. Düşünsenize, eskiden iki yakası bir araya gelmeyen ben, hayvan yazarı olmaya başladıktan sonra belimi doğrulttum (gülüşmeler). Teknemin adı da Pako…

"DİNLER ARASINDA FARK YOKTUR"

Bir köşe yazınızda: "Dinleri dahi yücelten, huzur ve mutluluk kaynağı yapan o inancın insanıdır..." demiştiniz (30 Aralık 2008) Peki ya din ayrımcılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki dinleri yücelten insanlardır. O dine inanmış insanlardır. Tek başına baktığınızda, insanlara, "kan akıt, insan öldür, sahtekâr ol, dolandırıcılık yap," diyen din var mı? Yok. Dinler insanlara iyi ve doğru yolu gösteriyorlar. Bu bakımdan dinler arasında fark yoktur. Fakat bazı dinler daha çok gelişmiştir, daha çok inananı vardır. Ama dinin çok insan tarafından benimsenmiş veya çok insanın yüreğine girmiş olması, o dinin çok saygın olması anlamına da gelmez. Benim din anlayışım şudur: bizim evde laiklik geçerlidir, eşim Katolik. Benim üvey anneannem Ermeni'dir, o beni büyüttü, annem ben dört yaşındayken öldü. Annemi hatırlamam bile, ama ona taparım!

Sizin komşularınızla bir sorununuz yok öyleyse. Yapılan bir araştırmada Türk halkına sorulduğunda, insanların %72'sinin Yahudi komşu istemedikleri ortaya çıkmıştı…

Şöyle düşünün, hayatımda en çok sevdiğim kadın, karım Katolik! Üstelik de biz Nakşibendîler daha katıyızdır. Ve bizim evde de gayet iyi gidiyor işler. İşin temelinde insan duyguları var ve hoşgörü olduktan sonra, hiçbir sorun çıkmaz. Neticede hepsi sevgiye dayanıyor, ağacı sevmezseniz, kuşu, kediyi, kelebeği sevmezseniz, onları da Allah'ın yarattığına inanmazsanız, insanı da sevemezsiniz. Ben, insana nasıl kıyılır, bir canlıya nasıl kıyılır anlayamıyorum, aklım almıyor. Ya da bir canlının ölümüne şahit olup ses çıkartmamayı…

Amerikan askerlerinin Bağdat'ı bombaladıkları gece, eşimle televizyonda olanları seyrediyorduk. O Katolik, bombalayanlar da Katolik, ya da en azından Hıristiyan. Oturup ağlamaya başladı, feryat figan etti, inanılmaz bir tepki gösterdi. Aynı şekilde harekât sırasında İngiliz askerleri öldürüldüğünde, bu sefer de ben tepki gösterdim. Sonuçta, "Önce insanım," demek lazım. Birine sorsanız bir sürü şey sıralayabilir, "Ankaralıyım, Fenerbahçeliyim, Türküm, Müslüman'ım, esmerim, üniversiteliyim," bunun gibi bir sürü şey sayabilir. Ama önce dinini söylediğin zaman, dinler arasında çatışma başlıyor. Milletini söylesen bu kez de ırklar arasında çatışma çıkıyor. "Önce nesin?" dediğiniz zaman, cevabı çok önemlidir.

"SOKAKTA BİR İSRAİLLİ GÖRDÜĞÜM ZAMAN SEVİNİYORUM

Türkiye ile İsrail aynı coğrafyanın ürünü diye belirtmişsiniz, peki neden bu iki ülke bir türlü anlaşamıyorlar?

Ben Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmazlığın insanlara tümüyle enjekte edildiğini, yandaş medya çok iyi kullanılarak toplumun kesinlikle yanlış biçimde yönlendirildiğini düşünüyorum. Burada bir bağnaz kesim de var, bunlar onu çok iyi kullanıyorlar. Oysa ben sokakta bir İsrailli gördüğüm zaman seviniyorum. Bir Türk orada ya da İsrailli bir genç burada eğitim alınca, bu beni mutlu ediyor. Ben çok açıkça söylüyorum, çağdışı bir Ortadoğu ülkesi ile yakınlaşmak yerine İsrail ile dost olmayı, yakınlaşmayı tercih ederim. Uygar ve çağdaş uluslardan zarar gelmediğine inanıyorum. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, İsrail'in son birkaç yıldır yaptığı çok önemli bir tarihi hata var. İsrail'e karşı son dönemde yükselen düşmanlığın sebebi de iktidar partisi ve yandaş medyadır. Oysa ben İsrail ve Türkiye'nin bir bakıma aynı yazgıyı, aynı kaderi paylaştıklarını düşünürüm.

Köşe yazılarınızda oldukça açık bir şekilde duygularınızı belirttiniz, ama bir de burada soralım ‘Mavi Marmara' olayını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kısaca görüşlerinizi alabilir miyiz?

Mavi Marmara gemisi tek yönlü bir sefer yaptı. Güya ‘barış-sevgi-özgürlüğe' doğru gitti, ama dönemedi. Çünkü ne gönderenler ‘barış-sevgi-özgürlük' peşindeydiler, ne de karşılayanlar. O gemi, içine çoğunluğu iyi niyetli insanların doldurulmuş olduğu bir kanlı oyunun parçasıydı sadece ve seferini de kanlı noktaladı. Bu kötü anının özünde dinler savaşı vardır. Dinler insanların ‘barış içinde-mutlu-huzurlu' yaşaması için gönderildikleri halde, en büyük savaşlar hep dinler arasında oldu.

Bu gerçekten de İsrail - Türkiye ilişkilerinin sonu anlamına mı gelir sizce?

Türkiye'de dinci bir yönetim var. Bu yönetim dinci yapılanmaya çanak tutuyor. Keza İsrail bir şeriat devletidir aslında. Her iki ülkede "önce insanım" diyenlerin sayısı azınlıkta. Bu iki ülke arasında kısa gelecekte sorunun sürmesine neden olacak bence. Ama her iki ülkenin ortak ekonomik çıkarları, dayanışma zorunluluğu bunun uzun sürmesine izin vermez sanki.

Yıllardır her gün bıkıp usanmadan köşe yazısı yazmak nasıl bır şey? ne yazacağınızı bulmakta zorlandığınız oluyor mu?

Ben buna karşıyım aslında. Yıllardır her gün bu işi yapıyorum ama yıllardır da şunu söylüyorum: "Elim kırılsaydı da yazmaz olaydım!" çünkü dünyanın hiçbir tarafında insana her gün köşe yazısı yazdırmazlar. Bu absürt bir hal alıyor ve köşe yazarı, "her şeyi bilen adam" konumuna getiriliyor. Uçak düşüyor, yazı yazıyoruz. Maden patlıyor yazı yazıyoruz. Demokrasi, hukuk, anayasa tüm bunları bilen insanlarız. Ama yöntem doğru değil!

ŞALOM

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com