Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Siyaset Başkan değil seçimle gelen kral olur

Başkan değil seçimle gelen kral olur

Giriş Tarihi: 15 Eylül 2010 Çarşamba 17:40
Başkan değil seçimle gelen kral olur

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, başkanlık sistemine ilişkin çıkışı eleştirerek, referandumun hemen arkasından yapılan bu tartışmanın ‘yanlış, sakıncalı ve demokratikleşme talepleri karşısında topu taca atan’ bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Kurtulmuş, mevcut Anayasa, siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis is tüzüğünü değiştirmeden geçilecek bir başkanlık sistemini ise, “Seçimle işbaşına gelen krallar olur” diye özetledi.

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, başkanlık sistemine ilişkin çıkışı eleştirerek, referandumun hemen arkasından yapılan bu tartışmanın ‘yanlış, sakıncalı ve demokratikleşme talepleri karşısında topu taca atan’ bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Kurtulmuş, mevcut Anayasa, siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis is tüzüğünü değiştirmeden geçilecek bir başkanlık sistemini ise, “Seçimle işbaşına gelen krallar olur” diye özetledi.

Kurtulmuş, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, referandum sonuçlarını, bundan sonraki süreçte nasıl bir hukuki ve siyasi reform sürecinin izlenmesi gerektiğini özellikle iktidarın yeni Anayasa için harekete geçmesini ve başkanlık sistemine ilişkin tartışmaları değerlendirdi.

Bundan sonra artık referandum sonuçlarının değil yeni hukuki ve siyasi reform sürecinin adımlarının konuşulması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, referandumun önemli bir adım olduğunu belirterek, “Milletimizi tebrik ederiz. Her türlü kafa karışıklığı ve kampanya sırasında yanlış siyasi polemiklere rağmen, milletimizin feraseti ve olguluğu bir defa daha ortaya çıkmıştır. Milletimiz, demokrasiden, millet egemenliğinden yana olduğunu, kendisinin ülke yönetiminde söz sahibi olma isteğini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Vesayetçi sisteme karşı olduğunu, askeri vesayetle Türkiye’ye giydirilmeye çalışılan gömleği kabul etmediğini ve bürokratik oligarşinin kurum, kuruluşlarına karşı olduğu görüşünü ortaya koymuştur” dedi.

PARTİLERİN DEĞİL MİLLETİN ZAFERİ

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Milletimiz reformdan ve demokrasiden yana olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Referandum bir parti ve partilerin zaferi veya mağlubiyeti ile sonuçlanmamıştır. Bu süreçte, ortada bir zafer varsa milletin zaferidir. Siyasilerin ve siyasi partilerin zaferi değildir. Bu seçimde demokrasiden ve millet egemenliğinden yana kararını veren milletimiz zaferin ve galibiyetin tek sahibidir”

Saadet Partisi’nin bu süreçte ortaya koyduğu tavrın referandumun bütünüyle siyaset kavgasından çıkarttığını belirten Kurtulmuş, “Kamplaşmalar, hatta iktidar ve muhalefet partisi arasındaki bireysel saldırılara kadar varan bir kutuplaşma sürecini geçirdik. Seçim akşamı iki liderin bu kamplaşmadan duyduğu rahatsızlığı dile getirmeleri sevindiricidir. Eğer seçim kampanyası bu şekilde yürütülmüş olsaydı, eğer maddeler tek tek ve gruplar halinde oylansaydı, birçok madde yüzde 80’ler ile kabul edilirdi. Eğer bizim öngörülerimize başından beri uyulsaydı, inanıyorum ki hem katılım hem de evet oyları daha yüksek olacaktı” dedi.

SONUÇ DEĞİL BAŞLANGIÇTIR

Referandumun bir sonuç değil bir başlangıç olduğunu kaydeden Kurtulmuş, uzun bir süre devam edecek siyasi ve hukuki bir sürecin ilk adımı olduğunu dile getirdi. “Bunu böyle görmediğimiz taktirde, Türkiye referandum paketiyle ilgili tartışmalarla vakit kaybeder. Esas yapılması gereken hukuki ve siyasi reform sürecini gerçekleştiremez” dedi.

13 Eylül sabahı Türkiye’de yeni bir dönem başladığını söyleyen Kurtulmuş, “Siyaset, demokratikleşme, bürokratik oligarşiye karşı bütün kurum ve kuruluşlarda millet egemenliğini yerleştirme konusunda;  kararlı, tutarlı, cesur ve şeffaf olmak zorundadır. Bu süreçte, bu dört temel şart olmazsa eksik yönetilmiş olur” diye konuştu.

Hukuki ve siyasi reform süreci çerçevesinde Anayasa’nın yanı sıra siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis içtüzüğünün mutlaka en ileri derece demokratikleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, “Artık iktidarın ve meclisteki muhalefetin, demokrasinin önündeki engelleri kaldırma konusunda hiçbir mazereti kalmamıştır. TSK, iç hizmet kanunun 35. Maddesinin kaldırılması için hiçbir mazeret yoktur.  Ağustos’ta YAŞ’ta yaşananların bir daha olmaması, yargı birliğinin sağlanması için de bir mazeret kalmamıştır. Hiç kimsenin hiçbir mazerete kalmamıştır. Yapacaktık ama yaptırmadılar mazereti artık bütünüyle tarihe karışmıştır. Millet, 12 Eylül’de yapacaklarınız için buyur önünü açıyoruz demiştir. Dolayısıyla artık, bütün bu adımlar atılmalıdır ” dedi.

 

YENİ ANAYASA NASIL YAPILMALI?

12 Eylül’de evet derken 13 Eylül’de yeni Anayasa yapılması için harekete geçilmesi çağrısını bir kez daha yineleyen Kurtulmuş, temel sorunun ‘yeni Anayasa’nın nasıl ve kimler tarafından yapılacağı’ olduğunu vurguladı.

Yeni Anayasanın bir takım seçkinler tarafından değil milletin temsilcisi Anayasa Meclisi ile hazırlanması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Milleti temsil eden, seçilmiş temsilciler eliyle bu sürecin yürütülmesi şarttır. Yukarıda seçkinler tarafından yapılmış ya da dışarının veya askerin namlusunun telkinleriyle yapılmış hiçbir metin bu ülkede mutabakat sağlamıyor. Asıl olan milletin mutabakatının sağlanmasıdır. Bunu sağlamak için seçilmiş bir Anayasa Meclisi şarttır” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın yeni Anayasa için Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yu görevlendirmesini de bu çerçevede bir eksiklik olarak değerlendiren Kurtulmuş, “Bunu bir eksiklik ve tutarsızlık olarak görürüz. Tabiî ki iktidar, hukukçular, Saadet Partisi, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, barolar çalışacaktır. Ama hiçbir siyasi partinin Anayasasının olmayacağını herkesin bilmesi lazım. Anayasalar, milletin Anayasası olacaktır” diye konuştu.

 

REFORMLAR 2011 SONRASINA BIRAKILAMAZ

Hükümetin yeni Anayasa ve reform sürecini 2011 sonrasına bırakmasını da eleştiren Kurtulmuş, “ Hükümetin bundan sonraki reform değişikliklerini 2011 seçimleri sonrasına bırakması, fevkalade ciddi bir talihsizlik olur. Bugünden tezi yok, bu süreçlerin açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekir. Çünkü 12 Eylül’de, yüzde 58 gibi bir oyun çıkması, geciktirilmiş demokrasi taleplerine milletin ne kadar sahip çıktığının göstergesidir” dedi.

Referandumun sadece 12 Eylül ile aynı zamanda 28 Şubat ve 27 Nisan ile de bir hesaplaşma niteliği taşıdığını vurgulayan Kurtulmuş, “Gönlümüz arzu ederdik ki, bu süreç tam bir geçmişle hesaplaşma olarak görülsün. Sadece söz değil millet oyunu verdi. Şimdi yasaları da değiştirerek bu hesaplaşmayı yapın diyor. Ne zaman? İleriye bırakmayın. Hemen yapın diyor” dedi.

Saadet Partisi’nin bu süreçte üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini belirten Kurtulmuş, yeni hukuki ve siyasi sürecin de; toplumda reformlar ve yeni Anayasa konusunda olumlu siyasi iklimin oluşturulması ve mutabakat, diyalog zeminin her zaman açık tutulmasının çok önemli iki husus olduğuna işaret etti. Kurtulmuş, “Birbirlerine yumruk sıkan, elini açmayan, görüşme ve uzlaşma zemini aramayan siyaset, böylesine önemli bir konuda yol alamaz” dedi.

 

ANAYASA HAREKETİ PLATFORMUNU

Saadet Partisi’nin önümüzdeki dönemde sorumluluğu yerine getirmek için bugünden itibaren yeni Anayasa Hareketi Platformunu harekete geçireceğini açıklayan Kurtulmuş, bu platformda Saadet Partisi’nin yanı sıra aydınlar, üniversite hocaları, sendikalar, farklı siyasi hareket temsilcilerinin yer alacağını söyledi.

Bu platformun hukuki ve siyasi reform sürecini olgunlaştırıp tartışılmasını sağlayacağını dile getiren Kurtulmuş, bu çerçevede platformun ilk toplantısını Cumhuriyet Bayramı öncesinde gerçekleştireceğini söyledi. Kurtulmuş, platformda yapılacak çalışmaların network ağı üzerinden paylaşılacağını da kaydetti. 

Sadece Ankara, İstanbul gibi şehirlerde değil Anadolu’nun farklı şehirlerinde oluşturacakları düşünce meclislerinde de bu süreci tartışmaya açacaklarını dile getiren Kurtulmuş, ilk toplantıyı da önümüzdeki günlerde 12 Eylül Anayasasına en yüksek ‘hayır’, referandumda da en yüksek ‘evet’ diyen Bingöl’de yapacaklarını ifade etti. Birçok büyük ilde bu toplantıları yapmayı planladıklarını söyleyen Kurtulmuş, “Milletimizin sürece dahil olduğu bir çalışma yapacağız. Bu çerçevede herkesin katkısını bekliyoruz” dedi.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİL KRALLIK

Son günlerde gündeme gelen başkanlık sistemine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Kurtulmuş, “Hemen referandumdan sonra, Türkiye’de bir başkanlık sistemi tartışmasının başlatılmasını fevkalade yanlış, sakıncalı ve Türkiye’nin demokratikleşme taleplerini topu taca atan bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Demokrasilerin en ileri uygulamalarının başkanlık sisteminde olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Ancak Türkiye’nin bugün topal, aksayan, eksik demokrasisinin sorunları çözülmeden başkanlık sisteminin konuşulması, Türkiye’nin demokratikleştirilmesini tehir etmek demek olur. Onun için biz şu dört hukuk metninin; Anayasa, siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis iç tüzüğünün mutlaka ileri derecede demokratikleştirilmesinden yanayız. Öncelikle bu adımlar atılmak zorundadır” dedi.

Hala yüksek seçim barajlarının olduğu, siyasi partilerin kapatılmasının an meselesi olduğu, milletvekillerinin parti genel başkanlarının iki dudağı arasında listeye alındığı ve dar bölge sisteminin kurulamadığı bir Türkiye’deki demokrasiden bir başkanlık sistemi üretilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, “Eğer bunu yapmaya kalkarsanız, ortaya çıkacak olan sonuç, seçimle işbaşına gelen krallar olur” diye konuştu.

 

KARANLIK ODA İŞBAŞINDA

11 Eylül’de ABD’de Kuranı Kerim’in yakılması girişimin bütün Müslümanları ve insanları rencide ettiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bu fevkalade rencide edici bir durumdur. Bu, bir müddetten beri dünyada karanlık bir odanın her adımını planlayarak sürdürdüğü, İslam karşıtlığı, islamofobia uygulamalarının görünür sonuçlarından birisidir” dedi.

Bu odanın Müslümanları diğer inanç sahipleri ile sürekli vuruşturmak ve savaştırmak istediğini belirten Kurtulmuş, maalesef batı dünyasında kendini bilmez siyasetçilerin ve bazı kişilerin de buna alet olduğunu dile getirdi.

ABD yönetiminin bu tür hareketlere karşı daha ciddi tedbir alması gerektiğini belirten Kurtulmuş, “İslam dünyası, sözde bir takım kurum ve kuruluşları olmasına rağmen maalesef bu girişimler karşısında, sessiz kalmıştır. İslam dünyasında sadece halkın içinde bir takım gruplar tepkisini ortaya koymuştur. Biz bu islamofobia tezleri karşısında uyanık olmak zorundayız. Dünyadaki bütün Müslümanlar, inançlarımızı asla çiğnetmeden ve hakarete uğramadan, kimsenin de inançlarına hakaret etmeden bunlara karşı kararlılığımızı ortaya koymak zorundayız” dedi.

Kurtulmuş, Türkiye’deki bütün Müslümanları, grupları bu girişimleri karşı harekete geçmeye, islamafobianın çirkin yüzünü bütün dünyaya göstermeye çağırdı.

www.balikligol.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
EN ÇOK OKUNANLAR
Bu habere de bakabilirsiniz

Şanlıurfa yeşilleniyor

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com