Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Aytaç; Ankara'nın piramitlerindeki eski mason ustalarına karşı yeni usta Erdoğan ve MİT'teki kokuşmuş yapının 'Fidan'ımıza oyunu

Aytaç; Ankara'nın piramitlerindeki eski mason ustalarına karşı yeni usta Erdoğan ve MİT'teki kokuşmuş yapının 'Fidan'ımıza oyunu

Giriş Tarihi: 11 Şubat 2012 Cumartesi 17:13
Aytaç; Ankara'nın piramitlerindeki eski mason ustalarına karşı yeni usta Erdoğan ve MİT'teki kokuşmuş yapının 'Fidan'ımıza oyunu
Gazeteci yazar ve Gazi Üniversitesi Polis Akademisi ve Güvenlik Bilimleri Enstitüsü'nde öğretim üyesi Önder Aytaç’tan gündemi sarsacak Hakan Fidan’la ilgili yorumu;
Aytaç’ın ; Ankara'nın piramitlerindeki eski mason ustalarına karşı yeni usta Erdoğan ve MİT'teki kokuşmuş yapının 'Fidan'ımıza oyunu” başlıklı yazısı;




1981 yılında Hukuk Fakültesinde okumak için geldiğim Ankara da; bozulmuşluğun, çürümüşlüğün içinde, kendine ve sülalesine bir dünyalık hazırlamak için hemen hemen her kurum ve kişi kendine dokunulmaz, ulaşılmaz bir piramit inşa etmiştir başkentte. Yıllardır Anadolu coğrafyasında süren savaş, bazı insanların savaşın bir tarafı ve sürdüreni olarak ayrıcalıklar elde etmelerinin de en temel gerekçesi olmuş.



“Ben dağda terörist kovalıyorum o halde arada bir para karşılığında da cinayet işleyebilir, adam kaçırabilir, fidye alabilir ve uyuşturucu tacirlerine de ortak olabilirim” diye düşünmüş birileri. Bir diğeri de; “ordu yönetiyorum, öyle ise şu ithal edilen uçak parçalarından komisyon alabilir, ihalelerden pay isteyebilirim. Hatta canım çok sıkılırsa darbe de yapabilirim” diye düşünmüş. Öteki ise; “canımı tehlikeye atıp istihbarat topluyorum, o halde bu istihbaratı kişisel çıkarlarım için kullanmakta benim en doğal hakkım” demiş. Yani anlayacağınız, bu kokuşmuşluk Anadolu’dan mı sirayet etmiş Ankara’ya, yoksa balık baştan mı kokmuş, gerçekten de ayırt etmek çok güç. Bunların sonucunda da, Ankara’nın karanlık girdaplarında, kokudan durulmaz olmuş ve nihayetinde de Anadolu halkları da Ankara’yı değiştirmeye karar vermiş.



Bütün bu bozukluklar içinde, her hangi bir kurumun tamamen temiz kalacağını düşünmek elbette akılcı değil. Darbe planlayan generallerden, suça ortaklık eden emniyet teşkilatından ve suçu örtbas eden adli makamlardan sonra, istihbarat örgütünün de asla ak-pak kaldığını iddia etmek de elbette olanaksız.



Hakan Fidan ve onun MİT’ten arındırdığı eski MİT’çilerin ifadeye çağrılmasıyla başlayan son gelişmeler, Milli İstihbarat Örgütümüzün de pek temiz kalmadığını açık ve seçik olarak gözler önüne serdi. Bunun bir diğer bariz örneği de; Hatay’da sınırı geçip Türkiye tarafına gelen bir Suriyelinin de, istihbarat yetkililerimiz tarafından Suriye makamlarına satılması ve zavallı adamın infaz edilmesi ile ortaya çıkan rezalet sonucu beş MİT görevlimizin tutuklanması.



Elbette Hakan Fidan olayı bu somut örnekteki kadar basit değil. Hakan Fidan’ın göreve gelmesinden itibaren, onu hedef seçen İsrail, İran ve hatta Alman istihbarat örgütlerinin de bu işte etkileri mutlaka var. Ancak bundan da önemlisi, olayın MİT içerisinde farklı siyasi görüş, kişisel çıkar ve hatta farklı ülke çıkarlarına dayanan gruplaşmaların olduğunu göstergesi de bir diğer önemli köşe taşının dış dünyaya yansıması…

Evet, olay çıkarılacak bir yasayla MİT görevlilerinin yargılanmasının başbakanın iznine tabi kılınması ile çözümlenecek kadar da basit değil. Hatırlayın isterseniz; aynı konu ve acelecilik, sporda şike ve rüşvet yasası ile ilgili de hızla ve çalakalem bir yasanın çıkarılması ile oldu-bittiye getirilmiş, 8-9 ay sonrasında da çıkarılan yasanın ne kadar karmakarışık olduğu gerekçesi ile de yeniden yasada oynanılması durumuna gidilmişti ki, sonrasında da aynı açılan bu kapıdan Ergenekon ve KCK tutukluları içinde benzer adımın atılmasının zemini –ama bilerek ama bilmeyerek- hazırlanmıştı. Şimdi de san ki aynı hatanın yenilenmesi söz konusu.



Öncelikle karmaşık denklemin esas taraflarından birisi ve hatta en önemli objesi de PKK ve KCK. Hakan Fidan’ı ve onun üzerinden Başbakan Erdoğan’ı yıpratıp harcamaya karar verenler, yeni bir hamleyi de bu konuda yapmaktalar. Kürt sorununu barışçıl yollarla, daha fazla kan dökülmeden çözülmeye çalışılırken, PKK’nin de çok masum Kürt Halkının temsilcisi olarak görülüp, masaya çağrılma hatası da bu olayların patlak vermesine neden olan asıl en temel hatalardan bir tanesiydi.



İşte tam da burada, dikkatinizi PKK’nin içindeki farklı grupların sözcüsü konumundaki vekillerin açıklamalarına çekmek isterim. Demirtaş diyor ki; “ortaya çıkanlar AK Partinin kendi içindeki çatışmaların ürünüdür.” Demek istediği; biz bu işin içinde yokuz. Bu olanları bizden bilmeyin. Aysel Tuğluk ise bütünüyle farklı bir telden çalıyor; “bu olanlar top yekûn bir savaşa neden olabilir.” Bu top yekûn savaşla kastettiği ise elbette daha önce defalarca planlayıp, bir türlü gerçekleştiremedikleri “serhıldanlar.” Bir diğer anlatımla; Kürt Halkının topluca ayaklanması değil. Çünkü bunu başaramadıkları gün gibi ortada ve bir kez daha denemeleri de en fazla örgütü biraz daha yıpratır, hepsi o kadar. Ancak bizce Aysel Hanımın kastettiği; Erdoğan Hükümetinin artık Ergenekon’un; TSK, Emniyet, İş Dünyası, Medya, PKK, yargı ve şimdi de Milli İstihbarat Örgütünün içindeki bütün uzantılarıyla savaşmak zorunda kalacağının tehdidi.



Doğrusunu söylemek gerekirse, Aysel Hanım çok haklı. Ancak Erdoğan Hükümeti bu konuda tehlikenin ne kadar farkında, bizim de bu konuda tereddütlerimiz var. ve işte bizi asıl korkutan sorunda bu. Bizim gördüğümüz, Ankara’daki kaşarlanmış eski mason ustaları, Ankara’da her yeni çay molasından sonra yeni çay molası için çayın demlenmesini beklemede ve yeni Anadolu ustası olan Erdoğan’ın, kaşarlanmış kendi ustalıkları karşısında yıkılmasına çanak tutucu adımları atmasını beklemekteler.



Son olarak Bülent Arınç usta, “Kürt dili medeniyet dili değil” nasıl olsa dedi ya… Kürtlere Anadilde eğitim hakkını vermeye de gerek yok o zaman, değil mi? Ama, bu yasakların sebep olduğu; devleti çeteleşmekten nasıl koruyacağınızın yanıtını acaba nasıl düşünüyorsunuz? Çak ustam çak nasıl olsa suçlu ‘The cemaat’ dedik mi iş bitmiş, Ankara’nın kaşarlanmış mason ustaları ile yeni Usta da bir noktada uzlaşmış olacak…





AK Parti ve ‘the Cemaat’i bitirme konusunda ıslak imzalı planlar yapan Ankara’nın kaşarlanmış mason ustaları, bunda başarılı olamayınca, şimdilerde de AKP ve yeni Usta Erdoğan eliyle, önce the cemaati bitirmek, sonra da the cemaati bitirmiş kahraman Usta Başbakan’ı da sandıkta halka gömdürerek, bir taşla iki kuş vurmak istiyorlar.





Anadolu insanı peki bunu yer mi? Bence yemez. Anadolu insanı Kahpe Bizans’ın sermaye biriktiren belediyecilik anlayışı ile ilgili olarak HAS Parti'den Prof. Numan Kurtulmuş'un hazırladığı raporun ilginçliğini de, Ankara’nın eski ustalarına da gereken cevabı verecek donanımda. Ölçmek istiyorasanız da 'Hodri meydan!..'





Son olarak ülkenin bağırsakları temizleniyor ve bu temizlik her yerde olmalı TSK’da da, Emniyette de, MİT’te de, korucularda da, PKK’de de, KCK’de de, yargıda da, iş dünyasında da, siyasette de, medya da da… Olsun ve pislikler örtülmesin ki gelecek bugünden daha temiz olsun… ,

Meydafaresi.com

E-mail: tarafim@gmail.com

Twitter/onderaytac

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com