Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Medya Avrupa medyası Müslümanlara önyargılı

Avrupa medyası Müslümanlara önyargılı

Avrupalı Müslümanlar ana akım medyada İslam’ın önyargılarla ele alındığını düşünürken, son yapılan bir araştırma bu inancı destekler nitelikte...

Giriş Tarihi: 31 Mayıs 2012 Perşembe 08:46
Avrupa medyası Müslümanlara önyargılı
Almanya ve İngiltere’de yaşayan Müslümanların çoğu ana akım medyada İslam’ın önyargılarla ele alındığını düşünüyor. Son yapılan bir araştırmada çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bu.

Düsseldorf merkezli Vodafone Vakfı ile British Council'in yaptırdığı araştırma 'Avrupa medyasında Müslümanlar' başlığını taşıyor.

Almanya'da Bielefeld Üniversitesi ile İngiltere'de Keele Üniversitesi tarafından yapılan ve çarşamba günü Berlin'de tanıtılan araştırmada ağırlıklı olarak Müslümanların medya kullanım alışkanlıkları ile medyada Müslümanların ele alınış şekli inceleniyor. Araştırma kapsamında, Müslüman olan ve olmayan gazetecilerin yanı sıra medyayı yakından takip eden Müslümanlarla mülakatlar yapıldı, ayrıca yaklaşık 300 kişi de internet üzerinden yürütülen ankete katıldı.

"Müslümanlar medyada klişelerle ele alınıyor"

Araştırmayı yürüten Bielefeld Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Andreas Zick, ancak araştırmanın temsiliyet özelliği olmadığını belirtiyor. Deutche Welle'ye konuşan Zick, araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçlardan birini şu sözlerle dile getiriyor: “Kanımca araştırmada açıkça ortaya çıkan sonuçlardan biri şu; medyada yer alan Müslümanlara ilişkin yazı, film veya konuşmalar Müslümanlar tarafından tehditkâr bulunuyor. Yüzde 80'inden fazlası Müslümanların medyada klişelerle ele alındığını düşünüyor. Yüzde 70'inden fazlası bunu gerçeği yansıtmayan bir tablo olarak algılıyor.”

Araştırmaya katılanların, ana akım medyada İslam düşmanlığına ilişkin eleştirel haberlerin yer almamasından şikayetçi olduğunu ifade eden Zick, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu konuda büyük bir sorun mevcut, ki bu sorun diğer araştırmalarda da görülüyor, İslam eleştirisi sağ popülist yaklaşım içinde olan bazı seçkin isimler ve gruplar tarafından yapılıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 60'ı İslam düşmanlığı içeren haberler nedeniyle kendilerini tehdit altında hissediyor ve yüzde 70'inden fazlası, ki bu da bir çok araştırmada çıkan bir sonuç, medyada Müslümanlara karşı saygılı bir tutum izlenmediğini düşünüyor.”

Müslümanların tercihi ana akım medya

Araştırma, Avrupa'da Müslümanlara ait medyayı incelemek üzere başlatılıyor. Ancak, araştırmayı yürütenlerin Avrupa'da Müslümanlara ait medya kavramının pek anlamlı olmadığını görmeleri üzerine, araştırma medyada Müslümanlar üzerine yoğunlaşıyor. Vodafone Vakfı Eğitim ve Bilim Araştırmaları Bölümü Yöneticisi Dr. David Deissner, araştırma sonucunda Müslümanların çoğunun yaşadıkları ülkedeki ana akım medyayı takip ettiğini tespit ettiklerini belirtiyor:

“Almanya ve İngiltere'de yaşayan Müslümanların çoğu, ana akım medyayı esas haber kaynağı olarak görüyor. ‘Biz medyada yeterince temsil edilmiyoruz, o halde kendimize ait medyayı izleriz' anlayışıyla toplu halde ana akım medyadan vazgeçmiyorlar. Ama diğer yandan da, araştırmaya katılanların sadece yüzde 16,5'i kendi ihtiyaç ve isteklerine ana akım medyada yer verildiğini görüyor.”

Çözüm önerileri

Bu durumun değiştirilmesi için ne yapılması gerekiyor? Araştırmaya katılanların yüzde 70'i ana akım medyada yer alacak olumlu haberlerin, Müslümanlarla çoğunluk toplumu arasındaki ilişkileri de olumlu yönde etkileyeceğine inanıyor. Bielefeld Üniversitesi'nden Andreas Zick, mülakat yaptıkları gazetecilere de bu soruyu yönelttiklerini belirtiyor. Zick, medyada Müslümanlara yönelik önyargıların kaldırılması için sunulan önerileri şu sözlerle dile getiriyor:

“En büyük umutlardan biri eğitim yoluyla medyadaki kalitenin artırılması. Kritik noktalardan bir diğeri ise kültürel farklılıklara sahip gazetecileri kazanmak, bildiğiniz gibi Almanya'da göçmen kökenli olarak adlandırılan kadın ve erkek gazetecilerin sayısı oldukça düşük. Gazetecilik eğitiminin iyileştirilmesi gerekiyor, ki bu da çok önemli bir konu. Elbette geleneksel gazetecilik yöntemlerine de sahip çıkmak ve Müslümanlar hakkında araştırmacı ve eleştirel çalışmalar yapmak gerekiyor.”

TBMM RAPORU DA BENZER SONUÇLARA VARDI

TBMM İnsan Hakları Komisyonu da, Almanya'da 2000- 2006 yıllarında Neonaziler tarafından 8 Türk ve 1 Yunan'ın öldürülmesi olaylarını mercek altına aldı.

Almanya'da yaptıkları incelemeleri kapsamlı bir rapor haline getiren komisyon, bu ülke başta olmak üzere Batı'da artan 'yabancı düşmanlığı'nı siyaset ve medyanın körüklendiği sonucuna vardı. 88 sayfalık raporda, Neonazi cinayetlerinin engellenememesinde istihbarat ve polis teşkilatının ihmal veya kasti biçimde kusuru olduğu yönündeki kuvvetli şüphelere dikkat çekildi. Yılın ilk üç ayında sadece Türklere karşı 29 ayrı eylem gerçekleştiğine işaret edildi. Geçen yıl yabancılara yönelik toplam 3 bin 627 'ırkçı' saldırının yaşandığı vurgulandı. Medyanın, ülkedeki yabancıları 'uyuşturucu, mafya, haraç' gibi olaylarla ilişkilendirerek suçladığı, destek gören aşırı sağcı siyasetçilerin de halkı kışkırttığı kaydedildi.

Avrupa genelinde tırmanan ırkçılık ve yabancı düşmanlığının son derece endişe verici boyutlara ulaştığı tespitine yer verilen Zaman'ın aktardığı raporda, olayların ardından açılan soruşturmaların önyargılardan arınmış biçimde objektif ve çok yönlü yapılması çağrısında bulunuldu. "Aşırı sağcı siyasî partilerin de siyasî arenadaki varlığına son verilmelidir." denildi.

Rapora göre, Fransa'daki ırkçı temelli suçlarda son yıllarda yüzde 100'lere varan artış yaşandı. Almanya'da 2001 yılında aşırı sağ motifle işlenen 10 bin 54 suç bulunurken, bu rakam 2009 yılında 18 bin 750 oldu. Dışişleri Bakanlığı'nın kayıtlı verilerine göre de 1988 yılından bugüne kadar 24 Türk kökenli vatandaş ırkçı gerekçelerle işlenen eylemler sonucu öldürüldü. Cinayetler, saldırı ve kundaklama sonucu ortaya çıktı. Almanya'da 2012 yılının ilk üç ayında ise ırkçı ve yabancı düşmanlığı nedeniyle Türklere yönelik 19 olay meydana geldi ve ağırlıklı olarak camiler hedef alındı. Raporda, "Geçmişte Yahudi karşıtlığı olarak somutlaştırılan ırkçılık, yerini İslam korkusu ve düşmanlığına bırakmıştır." denildi.

'Medya ve siyaset, yabancı düşmanlığını körüklüyor'

Raporda, Avrupalı siyasetçilerin ve medyanın yabancı düşmanlığını körüklediğine vurgu yapıldı. Irkçı saldırılar sonrası hayatını kaybedenlerin medya tarafından bazı suçlarla anıldığına işaret edilirken, "Mağdur ailelerinin en çok yakındıkları konu, maktullerin Alman toplumu nezdinde 'suçlu' pozisyonuna itilmiş olmalarıdır. Bu nedenle toplumun kendilerine bakışı aniden değişmiş, bir 'mağdur'un değil bir 'suçlu'nun veya 'tehlikeli işler yaptığı için öldürülen bir yabancı'nın ailesi gibi muamele görmeye başlamışlardır. Komşularıyla ilişkileri kopma noktasına gelmiş, iş bulmakta zorluk çekmişler, çocukları okuldan uzaklaştırılmak istenmiş, mesleklerini yitirmişler, parmakla gösterilen olumsuz birer örnek olarak tanıtılmışlardır." görüşü dile getirildi. Irkçı partilere ve söylemlere de dikkat çekilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Sosyal Demokrat ve Almanya Merkez Bankası Başkanı Thilo Sarrazin'in ve Bavyera Eyaleti Başbakanı/CDU Genel Başkanı Horst Seehofer'in Türk ve Arap göçmenlere yönelik ağır açıklamaları kamuoyunda Müslümanlara yönelik korku ve rahatsızlığı ön plana çıkarmıştır. 2010 yılı Kasım ayında Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere'nin 'İslami' terör olacağı biçiminde açıklamaları Müslümanlara karşı bakışın sertleşmesine neden olmuştur. Yine Federal Ekonomi Bakanı Wolfgang Schaeuble, gazetelerde Türklere yönelik ağır sözlerde bulunmuştur. Tüm bu söylemlerin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı fikirlerini körüklediğine şüphe yoktur."
Dunyabulteni.net

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Zehra Ünal: TV’lerdeki dizi ve programlar evlilik dışı ilişkiyi özendiriyor

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com