Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Magazin Ali Tutluoğlu ile “Seni Düşünürken” kitabını konuştuk

Ali Tutluoğlu ile “Seni Düşünürken” kitabını konuştuk

Şanlıurfa’nın yetiştirdiği değerli Şair, Yazar, Eğitimci ve idealist bir edebiyatçı olan Ali Tutluoğlu’nu sizler için konuşturduk.

Giriş Tarihi: 18 Temmuz 2012 Çarşamba 22:31
Ali Tutluoğlu ile “Seni Düşünürken” kitabını konuştuk
Tutluoğlu şiirlere, insanlara, eğitime, Karaköprü’ye, Şanlıurfa’ya velhasılı “İnsan”a dair ne varsa “Tutku” ile bağlanmış bir insan. Şairlerin duygu yüklü olması gerekirken, Ali Tutluoğlu’nun duyguları üzerinden taşıyor. Okulda hem eğitimci hem yönetici, dost meclislerinde şair, kamuoyunca gazeteci yazar ve o narin sesi ile programlarda sunucu olan Ali Tutluoğlu, nerede olursa olsun, şairlik ruhu ön planda.

“Seni Düşünürken” isimli şiir kitabını yeni yayımladı. Soruyoruz, Seni Düşünürken kitabındaki “SEN”in kim olduğunu? Tutkuyla cevap veriyor Şair Ali Tutluoğlu; “İçimdeki “SEN” bazen eşimdir, bazen çocuklarımdır, bazen öğrencilerimdir, bazen babamdır, bazen Karaköprüdür, bazen Şanlıurfa’dır” diyor.


“Seni Düşünürken” isimli şiir kitabı için “İmza günümde Rızvaniye Külliyesinde şiir dinletisi eşliğinde imza günü düzenledim. Şunu söyleyebilirim ki % 1500 başarılı oldum. Allah’a şükür. Dostlarımdan ve çevremden çok olumlu tepkiler aldım” diyor. İçinden geldiği gibi konuşan, duygularını gizlemesini bilmeyen şair Ali Tutluoğlu ile röportaj için sözleştik. Güzel bir mekânda açtık ses kayıt cihazımızı, dinledik Tutluoğlu’nu. İşte kendi dilinden Ali Tutluoğlu;


Mehmet Guli Aslan: Ali Hocam klasik soru ile başlayalım. Sizi tanıyabilir miyiz?

Ali Tutluoğlu: 1976 Şanlıurfa merkez Karaköprü doğuluyum. İlköğretimimi burada okudum. Ortaokulumu merkez ortaokulunda okudum. Liseyi meslek lisesinde okudum. Üniversiteyi 1996’da Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyat bölümünü okudum. 2000 yılında Şanlıurfa Suruç ilçesine YİBO’ya edebiyat öğretmeni olarak atandım. Daha sonra kız lisesinde görev yaptım. Son 3 yıldır da Karaköprü’de görev yapıyorum.



Mehmet Guli Aslan: Şiir ve yazı fikri sizde ne zaman oluştu. İlk eseriniz ve yazınızı ne zaman yayınladınız?

Ali Tutluoğlu: ben 8 kişilik bir ailenin en büyük oğluyum. Babam beni okutmak istiyordu. İlkokul 5’ten sonra beni Kitapçı Naci İpek’in yanına çırak olarak gönderdi. Hem okul eğitimimi görüyor hem çalışıyordum. Burada Naci abi bana çok kitap okuttu. Ortaokuldan sonra lise, liseden sonra çok istediğim tıp bölümünü kazanamadım. Sayısalcı olmama rağmen edebiyatı okumak zorunda kaldım. İlk yazılı eserim 2000 yılında bir yerel gazetede çıktı. Ama bu kitaptaki şiirlerimin büyük kısmı 1997 yılında üniversitede yazdığım şiirlerdi. Biraz düzelttik ve yayınladık.



Mehmet Guli Aslan: Şiir yazmak nereden çıktı? Etkilendiğiniz bir şiir falan mı oldu?

Ali Tutluoğlu: Şimdi Mehmet öyle bir soru sordunuz ki? (Gülüşmeler) Şiir okey taşları gibi bir dizme sanatıdır. Şiir, ben şiir yazacağım demekle yazılan bir şey değil. Mesela benim burada yazdığım şiirlerin hepsinde yaşanmışlık var. Bakın burada yazdığım bir şiir 2001 yılı Suruç diyor. Mesela burada güzel bir insan gördünüz, ona ‘hemen tutup bir şiir yazayım’ demekle yazılmıyor. Yani etki tepki meselesidir. Burada yaşanmışlık var…



Mehmet Guli Aslan: İdol olarak gördüğünüz şair var mı? Hangi şairler sizi çok etkiler?

Ali Tutluoğlu: Bizim kuşağımız idol olarak Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Arif, Ahmedi Hani ve Şair Nabi. Yani konu şiir okumak olunca okuyorsun. Sonra diyorsun ki ‘yarabbi ne kadar güzel yazmış. Ne kadar hoş ifade etmiş.’ ben de acılara ıstıraplara duyarsız kalmamak için kendimi yazmak zorunda hissetim.



Mehmet Guli Aslan: Siz dediniz ki, ‘ben doktor olmak istiyordum’ doktorluk incelik isteyen bir şey. Şairlik de incelik isteyen bir duygu yüklenmesidir. Siz şiirlerle bu ince ruhu, duyguyu yakaladığınızı düşünüyor musunuz?

Ali Tutluoğlu: Her insanın bir ideali var. Benim en büyük idealim bana emek veren ailemi, toplumumu, bana burs verip beni bu günlere getiren devletime hizmet etmektir. Bu doktor olmuşsun pilot olmuşsun çok önemli değil. Önemli olan bulunduğun konuda toplumsal sorumluluklarını bilmektir. Ben “Hoşça Kal Nisan” adlı deneme kitabımı, şimdiye kadar çıkardığım 11 tane dergiyi, “Seni Düşünürken” şiir kitabımı hep bu sorumluluk bilinci ile hareket ederek yazdım. Duygu deryasının çağlaması ile bu eserler meydana geldi.

Mehmet Guli Aslan: “Seni Düşünürken” kitabınıza beklediğiniz ilgiyi görebildiniz mi?

Ali Tutluoğlu: 2. Kitabım “Seni Düşünürken” bir yılda tamamladım. Şanlıurfa yazarlar birliği katkıları ile bir imza günü düzenledim. Türkiye’de düzenlenen imza günleri ile karşılaştırdığımda, çok daha iyi ilgi gördüğümü düşünüyorum. İmza günümde Rızvaniye Külliyesinde şiir dinletisi eşliğinde imza günü düzenledim. Şunu söyleyebilirim ki % 1500 başarılı oldum. Allah’a şükür. Dostlarımdan ve çevremden çok olumlu tepkiler aldım. Ben bu şiirleri 1997’de yazdım. Keşke daha önce yayınlasaydım dediğimde oldu. Ama olumsuz bazı eleştiriler de oldu. Bu da işin doğasında var.


Mehmet Guli Aslan: “Seni Düşünürken” adlı son kitabınız sadece Şanlıurfa’da mı satışa sunuldu, Türkiye genelinde mi?

Ali Tutluoğlu: Bu kitap hiçbir sponsor olmadan tamamen kendi öz kaynaklarımla yayınladım. Türkiye genelinde yayınlamadım. Şu an için sadece Şanlıurfa’da çıktı. Belki ileride Türkiye geneli baskı da olur. Şu an Şanlıurfa’da 2 yerde kitabım satılmaktadır.



Mehmet Guli Aslan: “Seni Düşünürken”deki “sen” kimdir?

Ali Tutluoğlu: herkesin içinde kendinden bildiği düşündüğü bir “sen” vardır. Ben buradaki “sen” de memleketim doğup büyüdüğüm güzel beldem Karakörü’yü kastettim. Bazıları şiirlerdeki “sen” babamdır, bazı şiirlerdeki “sen” çocuklarımdır. Kitabı okuyan her okuyucu oraya bir “sen” koyabilir.



Mehmet Guli Aslan: “Hoşça Kal Nisan” ve “Seni Düşünürken” şiir kitaplarınız için ne tür eleştiriler aldınız?

Ali Tutluoğlu: Çok olumlu eleştiriler aldım. Ancak olumsuz eleştiride aldım. Şimdi şöyle bir söz vardır; “Urfalının terazisi Urfalıyı hafif tartar” diye. Ben beklerdim ki eleştiri yapan bazı insanları bırakın kitabın hepsini, en azında birkaç şiirimi okuduktan sonra değerlendirsin. İşte bu 22 ayar ve ya 24 ayar altındır desinler. Maalesef kitabın ön sayfasına bakıp; “yakışıklı çıkmışsın” arka sayfasına bakıp; karamsar bir ifade var kapakta diyerek bunun üzerinden kitabı değerlendirenler oldu.



Mehmet Guli Aslan: Peki, acımazsız diyebileceğimiz eleştiri aldınız mı?

Ali Tutluoğlu: Var elbette, mesela ben 2004’te Eğitim-Sen sendikası dergisinde peygamberimize yazılmış bir şiiri Kürtçe olarak yayınladım. O zamanlar açılım politikası da yoktu. Ben beklerdim ki insanlar neden Kürtçe şiir yayımladığımı sorsun. Ama sormadılar… “Seni Düşünürken” adlı kitabım için de eleştiriler aldım. Örneğin Şanlıurfalı gazeteci yazar Misbah Hicri kitabımı okumadan, yazı yazmış. Diyor ki; “Bu kitap Ali Tutluoğlu’nun son kitabı olacak” psikolojik olarak önümü kesiyor. Ama Kürtçe şiirimi görmüş, “Ali Tutluoğlu Kürtçe diline saygısını kanıtlamış” diyor. Bu anlamda kendisine teşekkür ederim. Misbah Abi yazısında alt alta 10 tane neden sıralamış 9 tanesi olumsuz. Ve şiir kitabımdan çok şahsıma ve kişiliğime yöneliktir. Ben beklerdim ki o ve diğer okuyucular kitabıma yönelik eleştiri yöneltsinler. Ama görmüyorum bu tür eleştirileri.



Mehmet Guli Aslan: Eleştirilere açık değil misiniz?

Ali Tutluoğlu: kitap, kaset, albüm yapmak demek insan yüreğini ortaya koyuyor demektir. Mesela Taner Kaya; “Ayrılsak ölürüz biz” diyor ölüyor. Ferhat Göçer bunu alıp yorumladı. Şu an Türkiye’de bu 3 kelime dönüyor adeta. Bir okuyucum aradı. “Şiirinizde şöyle bir duygu var” dedi ben farkında değildim. O söyleyince farkına vardı. Yapıcı eleştiri yazarı daha da olgunlaştırır. Bu manada gerek okuyucudan gerekse entelektüel yazarlardan yapıcı eleştiri almak isterim.



Mehmet Guli Aslan: Tarihte iz bırakan birçok sanatçı, yaşadığı dönemde aldığı eleştirilere aldırmadan yollarına devam ettiler. Belki yaşadığı dönemde hak ettiği değeri bulmadı. Ama tarih onu unutmadı ve hak ettiği değeri er geç verdi. Sözlerinizden anladığım kadarı ile sizden bir yılgınlık görüyorum?

Ali Tutluoğlu: Yok yok, olumsuzluklardan bahsederken şöyle bir sonuç çıkıyor. Urfa’da şu var. Urfa’da insanlar hep birbirileri ile uğraşmaktadır. Kişinin sanatı yerine kişiye yönelik eleştiri var. Oysa asıl amaç yapıta yönelik olumlu veya olumsuz eleştiri olmalı. Urfa’da sanat ön plana çıkmaz sanatçının kişiliği ön plana çıkar. Yanlış olan budur. Hep belden aşağı vurdukları için memleket gelişim göstermiyor. Bugün Ulusal basına baktığınızda en fazla üç beş tane Urfalı yazar var. Şu an yerel yazarların kaçta kaçı birkaç sene sonra ulusal basına geçebilecek? Bunun alt yapısı olması için yapıcı eleştirmenlerimiz olmalı. Sanat değerlendiren eleştirmenlerimiz olmalı.



Mehmet Guli Aslan: Şairane bir dille, bize Urfalıların bir birileri ile uğraşmamaları için ne gibi bir ilaç lazım olduğunu söyler misiniz?

Ali Tutluoğlu: Her asılanda kendi işini yapsa başarı gelir. Bakıyorsunuz Herhangi bir konuda konuşması gerekenler konuşmuyor. Konuşmaması gerekenler konuşuyor. Bu da bizi bir birimize düşürüyor. Sonra ha bire bir birimizle uğraşıyoruz. Dürüst değiliz. Bir birimize karşı bile dürüst değiliz. Daha içten ve kendi değerimizi gerçek anlamı ile bilerek davranmalıyız.



Mehmet Guli Aslan: Siz bir şair olarak okuyucularınıza ve bir eğitimci olarak öğrencilerinize şair olmalarını tavsiye ediyor musunuz?

Ali Tutluoğlu: Şairlik aslında şudur. Bugün birçok şaire baktığımızda asıl meslekleri tıp doktoru, siyasetçidir. İnsanların şair olması, şiir yazabilmesi için mesleği, işi ne olursa olsun kalbinde aşk olması lazım. Yüreğinden süzülüp dile gelen aşk olması lazım. İlham olmalı. ilham gelmeden şiir yazılmaz. Bir de insanlarımız çok maddi düşünüyor. Yaptığımız bir iş bize ne kazandırıyor acaba diyorlar. Şiir hiçbir karşılığı beklemeden yüreğini kağıda dökmektir.


Mehmet Guli Aslan: Son olarak farklı bir konuda soru sormak istiyorum. Bir gazetede okumuştum. Apartman yöneticisi; ‘ben parti yönetiyorum’ diyordu bir apartmanı yönetme sanatına. Sizde eğitimcisiniz. Aynı zamanda okulda yöneticisiniz. Sizde böyle düşünüyor musunuz? İleride siyasete girme düşünceniz var mı?

Ali Tutluoğlu: (Gülüyor) Zaman neyi gösterir Allah bilir. Siyaset dürüstlük ister. Koltuğun bu tarafında verilen sözler diğer tarafta unutuluyor. Şu anki fikrim, bir edebiyatçı olarak kendimi siyasete göre bulmuyorum. Ya da klasik siyaset tarzı bana göre değil. Yine de zaman neyi gösterir belli olmaz.



Mehmet Guli Aslan: son olarak tüm Şanlıurfalılara okuyucularınıza ne gibi bir mesaj vermek istersiniz?

Ali Tutluoğlu: bu güzel memlekette çok güzel şeyler oluyor. Bu memleketin insanları olarak bir birimizin kıymetini bilmemiz lazım. Bir birimizi onure etmemiz lazım.



Mehmet Guli Aslan: bize ayırdığınız kıymetli zamanını için sizlere teşekkür ederiz…

Ali Tutluoğlu: asıl benimle röportaj yapma zahmetine katlandığınız için ben size teşekkür ederim…

Röportaj; Mehmet Guli Aslan

Fotoğraf; Ömer Aslan

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com