Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Röportaj Akyürek'in başarısı; Yirmi metrekareden 10 bin metrekareye

Akyürek'in başarısı; Yirmi metrekareden 10 bin metrekareye

Akyürek Group Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Akyürek: Başarılı olmak isteyenler uzman olduğu işin üzerine yoğunlaşmalı. Bize bu konuda çok teklif geldi ama biz iyi bilmediğimiz sektörlere yanaşmadık.

Giriş Tarihi: 11 Şubat 2013 Pazartesi 14:03
Akyürek'in başarısı; Yirmi metrekareden 10 bin metrekareye

Bugün sizlere ilginç bir başarı öyküsünden bahsedeceğiz.  Temeli 1960’da atılan ve bünyesinde Akyürek Gıda, Akdağ Pazarlama, Deneyim Gıda ve Çeltiksan Gıda’yı barındıran Akyürek Group’un nereden nereye geldiğini, sizlere birinci ağızdan sunacağız.  Okuyunca ister Yüce Allah, “Yürü ya kulum” demiş diye düşünün, isterseniz “Helal olsun, azmin elinden bir şey kurtulamamış” deyin. Ama şu bir gerçek ki, Akyürek Group’unhikayesi,“Anadolu Aslanı” olmaya aday girişimciler için çok iyi bir örnek…

 

Akyürek Group’un temeli 53 yıl önce Şanlıurfa’nın Viranşehir İlçesi’nde atılıyor. Tabi o zaman ortada “Group” yok, “Akyürek Ticaret” var. “Ticaret” derken de öyle ahım şahım bir potansiyel değil, 20 metrekarelik bir dükkanda kendi yağında kavrulan bir tezgah, o kadar…

Öykünün kahramanı Haluk Akyürek, işte o tezgahla11 yaşında tanışmaya başlıyor. Akyürek Ticaret’in kurucusu Rahmetli Mehmet Akyürek, büyük oğlu Haluk Akyürek’i henüz öğrenciyken ticarete alıştırıyor. Haluk Akyürek, öylesine pişiyor ki, askerlik dönüşü artık 20 metrekarelik alan kendisine dar geliyor. Sadece o küçücük dükkan mı hayalini sıkıştıran? Haluk Akyürek, büyük düşünüyor ve hedefine İstanbul’u koyuyor.  İstişareler sonunda takvimler 1988’i gösterdiğinde ailenin büyük oğlu Haluk Akyürek, soluğu İstanbul’da alıyor. Bir yıl sonra kurulan Akyürek Gıda Ticaret LTD.ŞTİ. Bahçelievler’de faaliyete başlıyor. Haluk Akyürek, fazla değil 3-4 yıl içinde işlerin umduğundan da iyi gitmesi üzerine ailesini de İstanbul’a getirtiyor. Kendi tabiriyle söylüyoruz; kolkola, sırtsırta vererek 10 bin metrekarelik iş merkezinin yolunu tutuyor…

Kışın nefesle bile ısıtılacak kadar küçük bir dükkandan bugün 10 bin metrekareye nasıl gelindiğini, buyurun öykünün kahramanı; Haluk Akyürek’ten dinleyelim…

 

Sayın Akyürek, yazmak kolay, iki dakikada sizi 20 metrekarelik yerden alıp 10 bin metrekarelik devasa bir merkeze getirdik hemen.  Mutlaka bedeller ödemişsinizdir, girişimcilere örnek olması bakımından başarı öykünüzü kısaca anlatabilir misiniz?

 

Hiçbir başarı kendiliğinden gelmez, elbette maddi, manevi bedeller ödedik. Ama şunu hemen söylemeliyim ki, herşeyimizi önce Allah’a sonra babamıza borçluyuz. Bizi çok iyi yetiştirdi. Ticareti babamdan öğrendim. Ticarette başarılı olmak için önce yaptığımız işi bilmeniz sonra da sabretmeniz çok önemli. Çünkü hamleleri doğru zamanda ve doğru yerlere yapmalısınız. Yoksa istediğiniz kadar çalışın, sabahtan akşama, gece yarılarına kadar uğraşın, yaptığınız iş doğru değilse başarılı olamazsınız.

Ayrıca şu ayrıntı da çok önemli; “ne olsa yaparım” mantığı başarıyı hedefleyen biri için hiç uygun değil. Başarılı olmak isteniyorsa insan bildiği bir işin üzerine yoğunlaşmalı. Bize bu konuda çok teklif geldi ama biz iyi bilmediğimiz sektörlere yanaşmadık.

 

İstanbul serüvenindeki aşamalarda neler yaptınız?

 

Önce faaliyetimize Bahçelievler’de başladık. Akyürek Gıda LTD.ŞTİ’yi kurduk. İşi büyütünce 2000 yılında Avcılar’a taşındık ve ikinci şirket olarak Akdağ Pazarlama’yı kurduk. Bu şirketimizle üretime başladık. 2006 yılı bizim için dönüm noktası oldu. İsmi de itibarı da çok güzel olan ‘Öğüt’bakliyatı alıp bünyemize kattık.

 

Öğüt, sizin amiral geminiz konumunda. Yeri gelmişken Öğüt’ü biraz açar mısınız?

 

Öğüt Bakliyat 1967 yılında İstanbul - Bağcılar ilçesinde kurulmuştur.2001 yılında Silivri’de yapılan fabrika binasına taşınarak üretimini 2006 yılına kadar orada gerçekleştirmiştir.Öğüt Bakliyat 2006 yılında Akyürek Group bünyesine katılarak İstanbul / Esenyurt'ta
Toplam 2.500 m2 üretim ve 7.500 m2 depolama alanıyla, ISO 22000 kalite standartlarında üretimini gerçekleştirmektedir.Akdağ Pazarlama Şirketimiz, bakliyat bölümünde
1 kg, 2,5 kg, 5 kg, 10 kg, 25 kg. olmak üzere toplam 78 çeşit ürün, un bölümünde ise
1 kg, 2 kg, 5 kg, 10 kg, 25 kg olmak üzere toplam 5 çeşit ürünün üretimini gerçekleştirmektedir.Akdağ Pazarlama A.Ş, bakliyat bölümünde günlük 120 ton ham mamul paketleme kapasitesi,un bölümünde ise günlük 130 ton paketleme kapasitesine dev tesisleriyleüretimini gerçekleştirmektedir.

Öğüt Bakliyat ürünün üretiminden tüketimine kadar tüm aşamalarda fiziksel,kimyasal ve
biyolojik tehlikeleri belirleyerek kontrolünü sağlayan,ürünün son kontrolünden çok üretim evresinin hijyenik şartlara uygunluk garantisinin veren önleyici bir gıda güvenliği
yönetimini benimsemiştir.

Öğüt Bakliyat herzaman gıda güvenliğiyle damak tadına uygun çabuk pişen,kabuk atmayan daha fazla artımlı,besleyici ve daima enkaliteli ürünleri bilinçli ve çağdaş tüketicisine sunma çabası içinde olmuştur.

Kusursuz bir ürün yada hizmet yoktur ama kusursuz giden yolda ilerken şikayetlerden
şikayet etmeden,bu şikayetleri bir fırsat olarak görerek her zaman tüketici haklarına saygılı ve müşteri memnuniyetini üst sevide tutarak değerli müşterilerimize en kaliteli
ürünü en uygun fiyata sunmaktan gurur duymaktayız.

Öğüt Bakliyat; 2006, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında bakliyat ve un ürünlerinde tüketici
kalite ödülleri ve altın adam ödüllerini alarak tüketicisi tarafından onurlandırılmıştır.

 

Diğer şirketler?

 

Deneyim Gıda LTD’yi kurup evdışı üretime geçtik, bu alanda bin 500 müşterimiz oldu. Son olarak da Edirne İpsala’da 25 dönüm arazi üzerine Çeltiksan Gıda Tarım Ürünleri Ltd.Şti’yi kurduk. Türkiye’nin en modern tesisleri arasında yer alan günlük 250 ton üretim kapasitesine sahip bu tesisimizde ülkemizin en iyi üretimini gerçekleştiriyoruz. Tabi, böyle olunca da Türkiye’nin en iyi markalarına ürün tedariki yapıyoruz.

 

 

Yükselme, iş hacmini genişletme elbette takdir edilecek bir başarı ancak bunca rakip arasında zirvede kalabilmek zor olmuyor mu?

 

Bizim bir sloganımız var; “Mutfağımızda kullanmadığımız hiçbir ürünü satmayacağız” diye. Güven, itibar işte burada başlıyor. Vatandaş şimdi daha bilinçli, neyin ne olduğunu eskiye göre çok daha iyi inceleyebiliyor. Zirvede kalmak için bu da yetmiyor. Sürekli arayış içindeyiz. Mesela hedefimizde “Tarladan sofraya” gibi bir projemiz var. Geçen yıl Trakya’da başlattığımız arazi araştırmamız sürüyor. Bin dönüm arazi alıp direkt topraktan vatandaşın sofrasına uzanacak bir düşüncemiz var. Böyle olunca hem kalite hem de fiyatta arzu ettiğimiz sonuca daha kolay ulaşabileceğiz. İnşaALLAH bu hedefimize 5 yıl içinde varmayı planlıyoruz.

 

Şöyle grafiğinize baktığımızda sizi hep yükseliş trendinde görüyoruz. Peki, birkaç kez ülkemiz ciddi kriz yaşadı, birçok firma battı. Siz o dönemleri nasıl atlattınız?

 

Biz öz sermaye ile çalışıyoruz. Bu nedenle birçok şirkete göre avantajlı durumda olduk. Hatta “krizi fırsata çevirdik” diyebilirim.Kriz döneminde panik yapmadan piyasanın gidişatına göre davrandık. Hatta yatırım kararı alarak büyüdük.

 

Allah’tan, bir daha öyle günler göstermemesini diliyoruz. Peki, ekonomik anlamda bugün Türkiye’nin durumu nasıl?

 

Türkiye parlayan bir yıldız. Açıkça söylemek gerekirse; bugünkü hükümet ülkeyi iyi yönetiyor. 12 Eylül dahil bir çok hükümet döneminde biz piyasadaydık ve ülkenin nabzını tutma gibi bir şansa sahiptik. Devletimizin bugünkü kadar güçlü olduğu bir dönem yaşamadık.

 

Genel bir soru ile söyleşimizi noktalayalım. Gıda sektöründe dünyayı ciddi sıkıntıların beklediği söyleniyor. Gıda sektörüyle içiçe olduğunuz için siz bu konuyu daha iyi yorumlayabilirsiniz. İnsanlar gelecek nesle kötü bir miras bırakmamak için neler yapabilir?

 

Gerçekten dünyada hem ekim, hem de su konusunda sıkıntılar var. Gıda sektörü her geçen gün daha önem arz edecektir. Bizim yapmamız gereken en önemli önlem, israftan kaçınmak. Sizin aracılığınızla halkımıza bir önemli hatırlatma da daha bulunmak istiyorum; Dünyayı bekleyen bir önemli tehlike de obezite. ABD’de artık haftada en az iki gün bakliyat yenilmesi konusunda tavsiye kararı alınmış.Türkiye’de şükürler olsun ki hala mutfaklarımızda yemekler pişiyor. Ancak yine de uyaralım; fastfoodlardan uzak duralım, gazlı içecekler yerine süt ürünlerini tüketelim. Haftada üç gün bakliyat tüketmeyi bir alışkanlık haline getirelim…

 

HEP SAHADAYIZ

 

Haluk Akyürek’le birlikte şirketin beyin takımını oluşturan kardeşlerden Erol Akyürek ise “nasıl başardıklarını” anlatırken şu uyarıyı yapmadan geçemedi; “Mutlaka ama mutlaka en iyi bildiğiniz işi yapın…”

İşte Erol Akyürek’e göre başarının birkaç ipucu:“Bizim artık uzmanlaştığımız sektör gıda üzerine. Girişimci olarak tabii ki yerimizde saymak istemeyiz. Ama bir şeyle yapmak istediğimizde branşımızla ilgili araştırmalara yöneliriz. Böylelikle riski en başta en aza indiriyorsunuz.

Ayrıca iş yaptığımız kurumlarla uzun yıllara dayanan bir ticari ilişkimiz var. Bunun da çok avantajını görüyoruz. Artık kandırılma, sıkı pazarlık yapma gibi bir derdiniz olmuyor. Çünkü bu insanlarla neredeyse akraba gibi oluyorsunuz. Huylarını, sularını öğreniyor ve ona göre davranıp ona göre üretim, pazarlama planı yapıyorsunuz...

Bir önemli husus daha var; biz hep sahadayız. Türkiye’nin değişik bölgelerini karış karış dolaşan personelimiz var. Diyelim ki, arkadaşımız Konya’da, Erzincan’da veya başka bir yerde satın alınacak ürün buldu, hemen bizimle irtibata geçiyor ve gerekli inceleme ve testlerden sonra o ürünü alıyoruz.

Sadece iş yaptığımız kurumlarla değil çalışanımızla da sıcak diyalog içindeyiz. Mesela genel müdür yardımcımızla tam 20 yıldır birlikte çalışıyoruz. Bir aile ortamı gibi olmanın avantajlarını kullanıyoruz. Dün,yani Viranşehir’de 20 metrekarelik dükkanı işletirken 10 kişilik bir aileydik bugün 150 çalışanımız var, 4’er kişiden saysak yaklaşık  600 kişilik bir aileye kavuştuk. Yüce Rabbimize ne kadar şükür etsek arzdır…

 

************************************************

 

 

HER TABLONUN BİR ANLAMI VAR

 

Akyürek Group Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Akyürek’in odasında yanyana konulmuş üç farklı tablo dikkatimizi çekti. Birinde tarlada çalışan bir işçi, diğerinde küçük bir işyerinde rızkını bekleyen bir esnaf, son tabloda ise İstanbul’un fethedildiğini simgeleyen görüntü… Haluk Bey, özellikle yaptırdığı bu tablolara bakın ne anlamlar yüklemiş, gelin kendisinden dinleyelim: “Tarlada çalışan dedem, ancak sığabileceği kadar küçük bir dükkanı işleten esnaf babam, İstanbul’u fethetmiş, atının üzerinde duran komutan da bizleri temsil ediyor…

Röportaj: Müslüm AKTÜRK - Mehmet CANBEKLİ / www.balikligol.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com