Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel Akdeniz insanlık vicdanının battığı bir deniz haline geldi

Akdeniz insanlık vicdanının battığı bir deniz haline geldi

2011 yılının Mart ayında başlayan Suriye'deki iç savaşın ardından, ülkelerindeki iç savaştan dolayı Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelere sığınan Suriyeli sığınmacıların dramına her gün bir yenisi ekleniyor.

Giriş Tarihi: 4 Eylül 2015 Cuma 03:33
Akdeniz insanlık vicdanının battığı bir deniz haline geldi

Ailelerini ve çocuklarını korumak için Türkiye’nin sınır illeri başta olmak üzere çeşitli illere sığınan Suriyeli sığınmacılar, ülkelerindeki iç savaş biter umudu ile geldikleri Türkiye’de savaş 5.yılını bitirip 6.yılına yaklaşırken hala ülkelerine dönememenin burukluğunu yaşıyorlar.

Türkiye’nin çeşitli illerine sığınan Suriyeliler her gün ayrı bir sorun ile karşılaşırken, artık çareyi Avrupa ülkelerine sığınmakta arıyor. Fakat Avrupa ülkelerinin Suriyeli mültecileri kabul etmemesi üzerine çareyi, her türlü tehlikeyi göze alarak, kaçak yollarla   çıktıkları umut yolculuğunda, batan teknelerde ve çocuklarının deniz kıyılarına vuran cesetleri ile karşılaşıyor.

Son olarak Bodrum'dan Yunanistan'ın İstanköy adasına geçmeye çalışan 12 Suriyeli mülteci teknelerinin batması sonucu hayatını kaybederken, faciada ölen bir çocuğun sahile vuran cesedinin görüntüleri tüm dünyanın yüreğini dağladı.

Suriyeli sığınmacıların en çok barındığı iller arasında yer alan Gaziantep’te, Suriyelilerin yaşam mücadelesi aslında  içinde bulundukları durumu gözler öne seriyor. İnsanlık refahının en üst seviyede olduğu bir zamanda Suriyeli aileler, küçük çocukları ile bodrum katlarında, dükkanların ambar kısmında kalıyor.

Ailesi ile Bodrum'dan Yunanistan'ın İstanköy adasına geçmeye çalışan 3 yaşındaki Aylan Kurdi'nin kıyıya vuran cansız bedenin ardından Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacıların sorunlarını değerlendiren, Diyanet yetkilileri, STK yetkilileri ve gazeteciler,  bu çağda insanların sığınacak yer bulamamasının insanlık ile bağdaştıramadıklarını dile getirdiler.

Kur’an’ın mesajından uzak bir hayat anlayışı maalesef dünyayı birbirimize dar ediyor

İnsanlık refahının bu kadar yükseldiği bir çağda insanların bir kısmının sığınacak yer bulamamasını insanlık ile bağdaştıramadığını ifade eden Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Akdeniz’in artık insanlığın, vicdanın ve merhametin battığı bir deniz haline geldiğini söyledi.

Müftü Çelik, “Denizde boğularak kıyıya vuran o çocuğun görüntüsünü yüreğimiz sızlayarak izledik. Sadece Türkiye’nin bu insanlara kucak açması yetmiyor. Çünkü yara çok büyük. Son günlerde izlediğimiz kareler adeta sözün bittiği yer. Hangi birine izah getirelim. İki gün öncesi bir yana, iki hafta öncesi bir yana, iki ay öncesi bir yana ve iki yıl öncesi bir yana. Akdeniz artık insanlığın, vicdanın ve merhametinin battığı bir deniz haline geldi. İnsanlık adına bu durumları bile konuşmaktan haya eder hale geldik. Bütün insanlığın bu drama ve faciaya kulak vermesi için dua ediyoruz.”dedi.

Bu dünyanın herkese yetecek kadar geniş olduğuna vurgu yapan Çelik, “ İnsanlık refahını bu kadar yükseldiği bir çağda insanların bir kısmının bu kadar sığınacak yer bulamamasını insanlık ile bağdaştıramıyorum. İnancımız göre bizim medeniyetimiz ve insanlık anlayışımıza göre Allah (cc) herkese yetecek kadar veriyor. Bu dünya herkese yetecek kadar da geniştir. Bu dünyada hepimize yer var. İnsanların çok seküler bakışı Kur’an’ın mesajından uzak bir hayat anlayışı maalesef dünyayı birbirimize dar ediyor. Geniş yerleri daraltıyoruz.”ifadelerini kullandı.

“Bu insanlar bir türlü sığınacak bir liman bulamamaktadır

Suriyeli sığınmacılara ilk günden bu yana düzenli olarak tamamen hayırseverlerin desteği ve imkanları nispetinde yardım etmeye çalıştıklarını ve yardımlarını sürdürdüklerini belirten Gaziantep Muhtaçlarla Yardımlaşma Derneği (UMUT-DER) Başkan Yardımcısı Mustafa Kaplan, Suriyeli sığınmacıların gerektiği gibi sahiplenilmediğinden yakındı.

‘Bütün yeryüzü genişliğine rağmen bu mazlumların başına dar gelmiştir’ diyen Kaplan, “Bizler sivil toplum kuruluşları olarak imkânlarımız çok kısıtlıdır. Bu kısıt imkânlarla yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Fakat şuan ortada öyle bir savaş var ki, ülkemize sığınan milyonlarca Suriyeli mağdur var. Bu gün dünyanın her tarafında mazlum Müslümanlar zulüm altındadır. Yanı başımızda ne kadar acıdır ki, denizlerde çocuklar balıklar gibi karaya vuruyor. Bütün yeryüzü bu genişliğine rağmen bu mazlumların başına dar gelmiştir. Bu insanlar bir türlü sığınacak bir liman bulamamaktadır.”dedi.

Bütün devletlerin Suriyeli mültecileri kendi ülkelerine almamak için her türlü yola başvurduklarını belirten Kaplan, “Bunun sebebine bakmamamız gerekiyor. Bu sorunların sebebi acaba halklar mıdır? Kuruluşlar mıdır? Yoksa devletler midir? Bütün devletler maalesef Suriyeli mültecileri kendi ülkelerine almamak için her türlü yola başvuruyorlar. Bu insanlar gerek kamyon kasalarında ölsün, gerek deniz ortasında batan botlarda olsun, gerekse de denizde boğularak. Bu insanlar hiçbir devletin umurunda değil. Yeter ki kendi topraklarında ki huzur devam etsin. Ne kadar insan ölürse umurlarında değil.”ifadelerini kullandı.

Bu gün denizde boğulmuş karaya vuran bir insanlık var

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacıları gücü nispetince ülkesine aldığını fakat sadece Suriyelileri sınırları içerisine almanın yeterli olmadığını belirten Kaplan, “Öyle bir kirli oyun var ki işin içerisinde ülkemizde ki insanları bu mazlum insanlara düşman etme vasıtasıyla birçok senaryolar üretildi. Biz Gaziantep olarak sınırdayız. Suriye’de ki iç savaştan kaçanlar ilk olarak sınır illerine sığınmaktadırlar. Neden bu insanlar buralarda barınamadı da? Avrupa ülkelerine kaçma gereği duyuyor. Bizler elbette Avrupa ülkelerinin tutumunu kınıyoruz. Fakat ilk önce birde kendimize bakmamız lazım. Bu insanlar ekmek bulma, huzur bulma derdindeler. Bu gün denizde boğulmuş karaya vuran bir insanlık var. Yarın Allah (cc) bu çocuklara sizin suçunuz ne idi? Diye sorduğunda biz ne cevap vereceğiz.”diye sordu.

Suriyelilere sahip çıkılmazsa gelinecek nokta bu olur

Avrupa’nın yüzsüzlüğünü ve ikiyüzlülüğünü bir kez daha Müslümanların net olarak gördüğüne vurgulayan Gazeteci-Yazar Yaşar Yavuz da, “Söyleyecek söz kalmadı diye düşünüyorum. Özellikle savaşın başlamasından bu yana yılardır hem Hafız Esed’in hem de Beşar Esed’in mazlum halkın üzerinde yapmış olduğu o zulüm özgürlükler noktasında gelinen noktada ne yazık ki, Avrupa’nın yüzsüzlüğünü ve ikiyüzlülüğünü bir kez daha Müslümanlar net olarak görmüş oldular.”ifadelerini kullandı.

Suriye’nin Avrupa ülkeleri gibi ikiyüzlü vahşilere teslim edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yavuz, “Aslında Avrupa’nın bu ikiyüzlülüğünü Irak ve benzeri yerlerde de görmüştük. Ama ne yazık ki o acıları çok çabuk unutuyoruz. Avrupa’nın, Batının ve ABD’nin daha birkaç sene önce Irak’ı işgal ettiğinde Ebu Gureyb cezaevini, Irak’ta işkence ile 5 bin kadının ırzına geçişine hepimiz şahit olduk. Hepimiz bu acıyı yaşadık. Hepimiz o Nur bacının mektubunu çok iyi hatırlıyoruz. Fakat biz Suriye’nin Avrupa ülkeleri gibi ikiyüzlü vahşilere teslim edilmemesi gerektiğini söylememize rağmen bu geldiğimiz nokta maalesef böyle oldu.”diye konuştu.

‘Gaziantep’te muhalifleri kontrol eden, onları yönlendiren bu geçici Suriye hükümeti ne iş yapar.’ diye soran Yavuz son olarak şu ifadeleri kullandı.

“Gaziantep’te muhalifleri temsil eden geçici Suriye hükümeti var. Ama söz konusu sivil insanlara geldiğinde ses çıkarmayan, onlarla ilgili bir plan projesi içerisine girmeyen bu hükümet ne iş yapar? Diye sormak lazım. Bu gün Bodrumda, Akdeniz’de artık çocuk cesetlerinin kıyıya vurduğu, yüreğimize vurduğu, vicdanlara vurduğu, yüzsüzlüğümüzün yüzüne vurduğu o anı yaşıyoruz. Aslında sadece o çocuğun resmi değil. O resim bir ümmetin, çaresizliğin, işgalin ve yoksulluğun resmidir. Suriye’deki savaş ilk başladığı günden itibaren dile getirdik. Eğer bize sığınan Suriyelilere sahip çıkılmazsa gelinecek nokta bu olur. Bizler bize sığınan mazlum insanları kazanamadık.”

Suriyelilere evlerimizi uygun verme yerine kiralarımızı iki-üç katına çıkardık

Suriyeli sığınmacıların barınabilmesi için kiraladıkları evlerin fırsatçılık yapılarak çok yüksek meblağlarla kiralığa verildiğini belirten Emlakçı Cemil Yıldırım ise, “Gaziantep çok yüksek derecede göç alıyor ve bu göçün önüne bir türlü geçilemiyor. Ayrıca Suriyeliler için yapılan kamplarda Suriyelilerin kamplarda kalması gerekirken, şehir merkezlerine yerleşmek istediler. Fakat bizler bize sığınan bu insanların gelişini fırsat bilip kuytu köşeler ile evlerin altlarındaki bodrum katlar dâhil hepsi kiraya verildi. Bu bodrum katlar ile dükkanlar çok yüksek fiyatlara kiraya veriliyor.”şeklinde konuştu.

Yıldırım, “Bizler emlakçılar olarak bir türlü bunun önüne geçemiyoruz. Ayrıca bunun yanında kiralık ev bulamıyoruz. Bizler Suriyelilere evlerimizi uygun verme yerine kiralarımızı iki-üç katına çıkardık. Ev sahibi olan bazı ev sahipleri bize 300-400 TL dedikleri daireleri Suriyelilere bin TL diyor. Hatta bazen daha yüksek kira alabilmek için Türkiye vatandaşı yerine evler Suriyelilere kiralık olarak veriliyor. Durum böyle olunca bu insanlar Avrupa ülkelerine kaçmaya çalışıyor. İşte deniz kıyılarına 3 yaşındaki çocukların cesetleri geliyor. Ama burada Avrupa’nın da ikiyüzlülüğünü görüyoruz. Bütün dünya bu zulme sessiz kalıyor.” ifadelerini kullandı.  (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Urfa Balıklı göl'de silahlı kavga: Ölü ve yaralı var

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com