Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa Güncel Aile kurumu nereye gidiyor?

Aile kurumu nereye gidiyor?

Ailenin toplumun en temel unsuru olduğunu ve mutlaka korunması gerektiğini belirten HÜDA PAR Eğitim ve Sosyal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Aynur Sülün, sağlıklı bir aile yapısında eşlerin birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu belirtti.

Giriş Tarihi: 27 Eylül 2014 Cumartesi 06:41
Aile kurumu nereye gidiyor?

HABER MRK – Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) son 6 yıllık evlilik ve boşanma verilerine göre, toplumumuzda evlilik oranı giderek azalırken, boşanmalar ise arttı. 2008 yılında 641 bin olan evlenme sayısı, 2013’de 600 bin 138’e gerilerken boşanma oranları ise 99 bin 663’ten 125 bin 305’e yükseldi. Evlenen çift sayısı azalırken boşanma oranlarının artması, kutsal aile kurumundan uzaklaşıldığını gözler önüne serdi.

Aile kurumu, evlilik öncesi ve sonrası alınabilecek eğitim ve boşanma konularında İlke Haber Ajansına (İLKHA) konuşan Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel İdare Kurulu Üyesi, Eğitim ve Sosyal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Aynur Sülün, ailenin toplumun en temel unsuru olduğunu ve mutlaka korunması gerektiğini belirtti.

Ailenin, kadın ile erkeğin nikah çatısı altında bir araya gelerek kurduğu yuvanın adı olduğunu ifade eden HÜDA PAR Başkan Yardımcısı Sülün, sağlıklı bir ailede eşlerin birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu belirtti.

İşte HÜDA PAR Eğitim ve Sosyal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Aynur Sülün ile yaptığımız röportajın tüm detayları:

Aileyi tarif etmek gerekirse neler söylenebilir?

Aile bir kadın ile erkeğin nikah çatısı altında bir araya gelerek kurduğu yuvanın adıdır. Sağlıklı bir ailede eşler birbirlerini tamamlayıcıdırlar. Allah’ın Resulü (sav) eşleri ne kadar da güzel tarif etmiş ve “Bir bütünün iki parçası, bir elmanın iki yarısı” şeklinde tanımlamıştır. Aslında Efendimiz bu tanımlamasıyla ailenin hangi temel özerine bina edilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Tamamlamak ve birleştirici olmak. İşte aile bu temeller üzerine bina edildiği zaman gerçek anlamda işlevini görür. Huzurun kaynağı haline gelir. 

Eşler eksiklerini, kusurlarını birbirinin gözünün içine sokan, başa kalkan, dalga konusu yapan olmamalıdırlar.

“Birbiriyle iletişim kuramayan eşlerde duygu açlığı oluşur”

Tamamlama düşüncesinin hakim olduğu ailede yanlışları, eksikleri düzeltme noktasında doğru adımlar atılmış olacaktır. İletişim sorunları da çözülecektir. Çünkü amaç rezil etmek, küçük düşürmek değil, elinden tutmak, yardımcı olmak olacaktır.

İletişimin sağlıklı olduğu ailelerde bireylerin duygu ihtiyacı giderilmiş olur. Fakat birbiriyle yeterince iletişim kuramayan, sohbet edemeyen eşlerde duygu açlığı oluşur. Duygu açlığı ise birçok psikolojik sorunu beraberinde getiriyor. En önemlisi de İnsanı yalnızlaştırıyor. Bugün insanların fazlaca sosyal paylaşım sitelerine yönelmesinin, çocukların da çizgi filmlerin ve internetin önünden kaldırılamamasının nedenlerinden bir tanesi de aile içinde sağlıklı bir iletişimin olmayışıdır. Aile bireyleri kendi arasında bol bol sohbet etmeli, evin en küçük ferdinin dahi konuşması sağlanmalıdır. Özellikle yemek sofralarında koyu muhabbetler edilmeli, herkesin konuşmaktan zevk alacağı meselelere değinilmelidir. Aile içinde iletişim ve sohbet kalitesi arttığı oranda o ailede sağlıklı bireyler yetişecektir. Böylece çocuklar da yanlış arkadaşların ve kötü alışkanlıkların pençesine düşmeyecektir.

Evlilik kurumunu zayıflatan faktörler nelerdir, bunları karşı ne gibi önlemler alınmalı?

“Medya ve kitle iletişim araçları insanları zinaya teşvik ediyor”

Ülkemize modernizm dayatıldığından beridir modernler tarafından aileyi ortadan kaldırma çalışmaları devam ediyor. Zina ve birçok ahlaksızlık insan hakları özgürlükleri kapsamında değerlendiriliyor. Medya ve kitle iletişim araçları insanları zinaya teşvik ediyor. Reklamlarda bile cinselliğe vurgu yapılıyor. Manevi değerler alt üst ediliyor. Sürekli cinsel yönden dürtülen ve manevi değerlerden yoksun yetişen gençlik evlenmek yerine gayri meşru ilişkilere yöneliyor.

“Evlilik teşvik edilip kolaylaştırılmalı”

Manevi değerlerle yetişen gençler ise maddi imkansızlıklardan dolayı evlenemiyorlar. Allah Resulü (sav) “Evlilikleri kolaylaştırınız” buyurmuşlardır. Bugün kız çocuğu olan birçok aile, kızına talip olan gence fazlaca masraf çıkarttığından bu yükün altından kalkamayacağını düşünen gençler evlenemiyor. Halbuki İslami hassasiyeti olan aileler bunca zinaya teşvikin yapıldığı bir zamanda evliliklere yardımcı olmalı ve gençlerin elinden tutmalıdırlar.

Evliliği teşvik etmek için gerek devlet, gerek camialar neler yapmalıdırlar?

“Büyük günahlar olan zina yeniden suç olmalı!”

Aile toplumun temel birimi olduğuna göre tüm kanun ve ilgili karar ve planlar aile kurulmasının kolaylaştırılması ve kutsallığının gözetilmesi üzerine oturtulmalıdır. Öncelikle devlet toplumu ifsat ederek ahlakını bozan, büyük günahlar arasında yer alan zinayı yeniden suç olarak tanımlamalıdır. Medya ve İnternetteki müstehcen, pornografik yayın ve çalışmaların önüne geçilmelidir.

Devlet maddi imkansızlıkları yüzünden evlenemeyen gençlere yardım etmek amacıyla bütçeden bir fon ayırmalı, mirasçısı olmadan vefat edenlerin mirasları da bu fona aktarılmalıdır.

STK’lar ahlaksızlığa kaynaklık eden ve aile kurumuna zarar veren yayın ve çalışmalarla mücadele etme noktasında ciddi adımlar atması için bir olup; devlete seslerini en yüksek şekilde duyurmalıdır.

Boşanmalarda en öne çıkan faktörün yanlış eş seçimi olduğu belirtiliyor. Sizce evlenmek isteyen gençler eşlerini neye göre seçmeli, hangi kriterlere riayet edilmeli?

Bir genç evleneceği kişide fiziki özelliklerden ziyade ahlaki özelliklere önem vermelidir. Kişi dindarlığı oranında güzel ahlaklıdır. Bazı dindar gençler fiziki özellikleri veya karşı tarafın varlıklı oluşunu önceliyorlar. Böyle bir evliliğin temeli çürüktür. Aile ya cennetten bir numune, ya da cehennemden bir numune olacaktır. O yüzden eş seçiminde dikkatli olunmalı ve dindarlık ön planda tutulmalıdır.

Ömür boyu süren mutlu bir evlilik için eşler birbirlerine karşı nasıl davranmalıdır?

Eşler birbirlerini anlamaya ve anlayışlı olmaya çalışmalıdırlar. Birbirlerini anlamayanlar farkında olmadan birbirlerine zulmederler, haksızlık yaparlar. Allah Resulü (sav) kendisini anlamayanlar için “Ya Rabbi onlar beni anlamıyorlar, onlara hidayet et” diye dua ediyordu. Onu anlamayanlar, mahiyetini görmediler, yetimliğini gördüler. Birbirlerini anlamayan insanlar hep birbirlerinde kınanacak, ayıplanacak yönler görmeye başlarlar. Bu yönleri gündeme getirmekten dolayı tüm güzellikler kargaşanın getirdiği karanlıkların arasında kaybolur gider.

Eşler birbirleriyle seviyeli konuşmalıdır. Her ne olursa olsun küçümseyici, alaycı bir tarzla konuşmamalıdırlar. Konuşurken birbirlerini rahatlatmalıdırlar. Eşlerden biri o gün gerginse diğeri onun halini anlamaya çalışmalı ve uygun bir dille sakinleşmesine yardımcı olmalıdır. Birbirlerini anlık gafletlerine ve hatalarına mahkum etmemeli ve empati kurmalıdırlar. Eşler birbirlerini dinlemeli ve düşüncelerine değer vermelidirler.

Son yıllarda evlilik oranı azalırken boşanmalar ise arttı. Sizce aile kurumu nereye gidiyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bir yılda evlenen çiftlerin sayısı 500 bin iken boşanmak için müracaat eden çiftlerin oranı ise 200 bin civarında. Boşananların yüzde 39’u, evliliğinin ilk beş yılını doldurmayan çiftlerden oluşuyor. Bu çok korkunç bir durum. Bölünmüş bir ailede en fazla ruhsal dengesi bozulanlar çocuklar oluyor. Çocuklar ya yetimhanede kalıyor, ya da annenin yanında. Ailenin yapısını koruyacak ciddi tedbirler alınmaz ise bu durum gittikçe daha vahim hale gelecektir.

Sizce boşanmaların asıl nedenleri nelerdir?

“Erkekler, karşısında erkekleşen kadın görmek istemiyor”

Aile fertleri aile içi rolleri konusunda sistem tarafından devamlı kışkırtılıyor. Birbirlerine huzur kaynağı olarak yaratılan eşler birbirlerinin canına okuyorlar. Kadın yumuşaklık, nezaket ve zerafetin temsilcisiyken sistem tarafından kadını kadın yapan bu özellikler çalınıyor. Kadınlar kocalarına karşı kışkırtılıp; erkekleştiriliyorlar, sertleştiriliyorlar. Böylece huzura kaynaklık yapan özelliklerini kaybeden kadınlar kocaları tarafından zulme uğruyorlar. Erkekler, karşısında erkekleşen kadın görmek istemiyor. Oysa yumuşaklık kadını korurken, değerini arttırırken; sert kadının zulme uğramasına sebep oluyor. Yine sistem erkekten merhametini, anlayışını çalıyor, asabileştiriyor. Erkeklerin birçoğu öfke patlamaları yaşıyor.

Tabi içki, kumar, uyuşturucu gibi bağımlılıklar ve zina da boşanma sebepleri arasında yer alıyor.

Evlilik kurumunu korumak için eşler nelere dikkat etmelidir?

Sistem tarafından bunca saldırıya uğrayan ailenin ayakta kalabilmesi, sağlıklı bireylerin yetişmesi için evde devamlı ders halkaları oluşturulmalı, İslami yayınlar beraberce okunmalı, bol bol sohbet edilmelidir. Allah’la olan bağlar sıkı tutulmaya çalışılmalıdır. Aile içi rolleri konusunda devamlı kışkırtılan eşler ‘Aile Eğitimi’ üzerine olan yayınları bolca okunmalıdırlar.

Son olarak aile konusunda neler söylemek istersiniz?

Rabbimiz aile hayatının alt yapısına sevgiyi, muhabbeti ve merhameti katmıştır. Bu alt yapıyı yıpratmamaya çalışmalı ve yıprandığı zaman da tamir etmeye çalışmalıyız. Allah Resulü (sav) “ İman eskir, onu yenileyiniz” buyuruyor. Sahabeler “Ey Allah’ın Resulü imanı nasıl yenileyeleim” deyince “La ilahe allallah deyin yenileyin” buyuruyor. Tıpkı iman gibi evlilik hayatı da giren yanlışlardan dolayı eskiyebilir, yıpranabilir. Onarmaya çalışmak lazımdır. (Ayhan Kaya-İLKHA)






YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Bu habere de bakabilirsiniz

Her yerde kış, Urfa’da Sonbahar

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com