Advert
Advert
Advert

ABD’nin kurduğu analiz laboratuvarı tartışma konusu oldu

Metin Topuz’un FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanması, ABD’nin Türkiye’deki yerel güvenlik kurumları ile faaliyetlerinin tartışılmasına neden oldu.

ABD’nin kurduğu analiz laboratuvarı tartışma konusu oldu
ABD’nin kurduğu analiz laboratuvarı tartışma konusu oldu admin

Topuz’un merkezinde olduğu ABD’nin Türkiye’deki güvenlik birimlerine olan ilgisi hiç de yeni değil. Türkiye’nin NATO üyeliğiyle başlayan bir süreç söz konusu...

Türkiye’nin Amerika ile yaşadığı vize krizinin ana gerekçelerinden birisi, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki Türk kökenli görevlinin tutuklanması hiç kuşkusuz.

Uzun yıllardır başkonsoloslukta görev yapan ve ABD’nin Uyuşturucuyla Mücadele Teşkilatı’nın (DEA) Türk Emniyeti’yle ilişkilerinde önemli rol üstlenen Metin Topuz’un FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanması, ABD’nin Türkiye’deki yerel güvenlik kurumları ile faaliyetlerinin tartışılmasına neden oldu.

Topuz’un öncelikle DEA için çalıştığı biliniyordu.

Ancak, ortaya çıkan yeni görüntü ve bilgilere göre, çalışma alanından uzaklaşıp ABD’li diplomatların “farklı irtibatlarını” kurmada görev aldığı değerlendiriliyor.

FETÖ’yle bağlantılı casusluk yaptığı iddiası var.

Aslına bakarsak Topuz’un merkezinde olduğu ABD’nin Türkiye’deki yerel güvenlik birimlerine olan ilgisi hiç de yeni değil.

Türkiye’nin NATO üyesi olmasıyla başlayan tarihsel süreçte başlayan bir ilgi söz konusu.

POLİSLE İLK TEMASLAR

Bugüne kadar CIA’nin “komünizmle mücadele” adı altındaki Türkiye faaliyetlerinde askeri darbenin de bulunduğu pek çok siyasi aktivitenin içinde olan ABD, 12 Eylül sonrasında özellikle Türk Emniyeti üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı.

12 Eylül’den sonra Türk Emniyeti ile ilişkilerini daha sıcak tutmayı hedefleyen ABD, bu çalışmalarını kendi sistemi içindeki farklı kurumlar üzerinden yaptı. Ama çoğunlukla DEA ve FBI, “sempatik kanal”da lokomotif rol üstlendi.

Öyle ki 1980’li yılların sonunda, Balgat’taki ABD üssünden Ankara Emniyeti’ndeki eski adıyla Siyasi Şube’ye büro malzemeleri gönderiliyordu.

1990’larda yine Ankara Emniyeti’nde, Terörle Mücadele Şubesi adını alan Siyasi Şube’de yürütülen önemli adli soruşturmalar nedeniyle ABD’li görevlilerin Türk Emniyeti’ne ilgisi devam etti.

Kimi olaylar ve soruşturmalarda ABD’liler hep ilk ağızdan bilgilendirildi.

Önemli terör operasyonları yürütülürken Balgat’ta görevli ABD’li uzmanlar en az MİT’çiler kadar TEM Şubesi’nin ziyaretçisiydi.

Tabii ki ilişkiler karşılıklıydı.

ABD’liler aldıkları bilgiler karşılığında bazen yine ilk elden istihbarat paylaşımı yaptı.

Terör örgütlerine yönelik bazı operasyonlar, ABD’lilerden gelen bilgilerle gerçekleştirildi.

ÖNCE BİLGİ DESTEĞİ

ABD’lilerin Türk Emniyeti’ne olan ilgisi bu kadarla kalmadı. 1980’lerde başlayan “yardımlaşma” faaliyetleri yıllar içinde gelişti. İstihbarat ve bilgi paylaşımının yanı sıra suçla mücadele konusunda eğitim ve teknik donanım katkısı arttı.

Eğitim kapsamında pek çok polis, ABD’de suçla mücadele konusunda çok değişik alanlarda eğitim gördü.

Türk Polisi, bu eğitim sayesinde terör ve organize suç örgütleri ile uyuşturucu şebekelerine yönelik ciddi sonuçları olan operasyonlar yaptı.

Teknoloji desteğine gelince, ABD özellikle suç soruşturmala-rında kullanılmak üzere önemli derecede teknik destek verdi.

PTT santrallerinde çalışan görevlilerin yardımıyla yapılan telefon dinlemeleri ile teknik takipler, ABD’nin gerek sattığı gerekse hibe ettiği teknolojik destekle “anlık” ve uydular üzerinden yapılmaya başlandı.

ANKARA’DA ANALİZ BİRİMİ

Teknolojik destek konusunda bir parantez açalım ve Ankara’da bir dönem yaşanan bir süreci anlatalım.

Ergenekon soruşturmalarının henüz başlamadığı günlerde, Ankara Emniyeti TEM Şubesi’nde hummalı bir çalışma yürütüyordu.

Birbiriyle bağlantılı üçer katlı üç bloktan oluşan şube binasının, 3 numaralı bloğunun alt zemin katındaki bölümde, özel bir büronun kurulması için hazırlık yapılıyordu.

TEM Şubesi içinde oluşturulması planlanan teknik takip ve analiz biriminin kuruluşu için karar alınmıştı.

Özel şifreli kodlama ve parmak iziyle sadece büroda görev yapan polislerin girebildiği birimdeki dönemin son teknoloji cihazlarla veri analizleri, dijital verilerin kurtarılması, imaj alınması işlemleri, hedef kişi/kişilere yönelik teknik takip yapılabilecekti.

CİHAZLAR ABD YARDIMI

İşin can alıcı bölümü ise birimde kullanılan teknik cihaz ve sistemlerin “hibe” adı altında ABD tarafından verilmesiydi.

FETÖ’nün yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı dönemde faaliyete geçirilen bu birimde görev yapan personele ABD’li uzmanlarca sertifikalı eğitim verildi. Bu polislerin çoğu hakkında daha sonra FETÖ kapsamında adli/idari işlem yapıldı.

Hatta, dönemin İçişleri Bakanı, Ankara Emniyeti’ne gelerek birimde inceleme bile yaptı.

17-25 Aralık süreci sonrasında birçok soruşturmanın FETÖ kumpası olduğunun ortaya çıkması, pek çok dijital veri ve el konulan delillerin incelendiği bu birimle ilgili soru işaretlerini gündeme getirdi.

ABD’nin desteği ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bilgisiyle faaliyet yürüten söz konusu birim, “Ergenekon soruşturmaları için özel olarak kurulduğu” izlenimi verdi.

Şüphesiz ki devletlerin, özellikle güvenlik birimlerinin ikili ilişkileri çerçevesinde birbirlerine eğitim ve teknolojik destek vermesi uluslararası suçla mücadelede önemli.

Ancak, taraflardan birince verilen bu desteğin, diğerinin hükümranlık hakkına ve iç dinamiklerine zarar vermemesi ya da yürütme erkinin çalışmasını engellememesi gerekir.

2000’lerin başından itibaren ABD’nin Türkiye için buna dikkat ettiğini söylemek malesef zor.

KAYNAKMİLLİYET/ TOLGA ŞARDAN

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TİKAD Konsey Başkanı Sabancı’dan Büyükşehir’e Ziyaret
TİKAD Konsey Başkanı Sabancı’dan Büyükşehir’e Ziyaret
Vali Erin: Çocuk işçiliği hukuka ve insan haklarına aykırıdır
Vali Erin: Çocuk işçiliği hukuka ve insan haklarına aykırıdır