Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa 525 YILI SEL AFETİ VE HALEPLİBAHÇE MOZAİKLERİ

525 YILI SEL AFETİ VE HALEPLİBAHÇE MOZAİKLERİ

Giriş Tarihi: 12 Eylül 2010 Pazar 22:30
525 YILI SEL AFETİ VE HALEPLİBAHÇE MOZAİKLERİ

2007 yılında Göbeklitepe’den sonra dünyanın dikkatinin çekildiği Haleplibahçe mozaikleriyle tanıştık. Şimdi dünya Göbeklitepe tapınaklarını ve Haleplibahçe mozaiklerini izliyor.  Anadolu’da böyle bir müthiş tarih ve turizm potansiyeli olan ikinci bir kent olabilir mi diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Ne yazık ki son 100 yıldır çok hızlı bir şekilde tahrip ve talan ettiğimiz bu antik şehir, acımasızlığımıza rağmen bağrında sakladığı tarih hazinelerini zamanı geldiğinde bizlere sevecen bir şekilde sunuyor. Son sunduğu tarih hazinesi ise Haleplibahçe mozaikleriydi. Daha kim bilir hangi hazineleri bize sunacak.

Evet, şimdi gözler Haleplibahçe mozaiklerinde. Bu alanın biraz tarihi geçmişinden söz etmek istiyoruz. Haleplibahçe’nin batısındaki tepelik alanın tümü batıya doğru, Roma dönemi öncesi Edessa Krallığı zamanında “Abgar bar Şelama Mezarlığı” olarak biliniyordu. Çok değil 20-25 yıl öncesine kadar bu alan tamamıyla bağ ve bahçe idi. Basiretsiz mahalli yöneticilerin ilgisizliğinden bu mezarlık alana hızlı bir şekilde gecekondular yapılarak, tabanında muhteşem mozaikler bulunan 1800 yıllık tarihi mezarlık kayboldu gitti. Bu alanda mezarlığın dışında Hıdır-İlyas Kilisesi de bulunuyordu. Kilisenin alt katlarında ünlü Hıristiyan ermişlerinden birkaçının mezarı da vardı. Ünlü zahit Aziz Efraim de burada gömülü idi. Ne yazık ki bu kilise, mezarlıktan daha önce yıkılarak yerine ilkokul yapıldı. Bu kilise bu gün ayakta olsaydı, sadece bu azizlerin mezarını görmek için Urfa’ya binlerce ziyaretçi gelecekti.

Geçtiğimiz 15-20 yıl içinde Abgar bar Şelama Mezarlığı alanında ortaya çıkarılan birkaç mozaiği inceleme şansına sahip olduk. Dünyada başka yerde benzeri bulunmayan bu muhteşem mozaiklerden elimizde bugün birkaç fotoğraf dışında hiçbir şey kalmadı. Ne kadar üzücü değil mi bu hazinelere sahip çıkamamak!

Biz gelelim Haleplibahçe’ye. Karakoyun deresi kazılmadan önce, kışın yağan yağmur suları civardan toplanan sularla birlikte Haleplibahçe’ye geliyor ve buradan da balıklıgöllere dökülüyordu. Doğal olarak burada dönemin ünlü zenginlerinin ve yönetici sınıfın villaları bulunuyordu. Ta ki 525 yılındaki büyük su baskınına kadar.

O tarihte Urfa Bizans hâkimiyetinde idi ve valisi de Liberius adlı birisiydi.

Bu su baskını tarihin kaydettiği en büyük olanı idi. Gerçi daha önce üç kere daha su afeti yaşanmıştı ama bu sefer ki çok daha ağır idi. 22 Nisan 525 yılında akşamleyin başlayan ve çok hızlı yağan yağmur Haleplibahçe’yi doldurmuş; oradan da şehre girerek her tarafı kaplamıştı. İnsanların bir kısmı akşam yemeğinde, bir kısmı hamamlarda ve bir kısmı da uykuda idi. Kaynaklara göre bu felakette yaklaşık 30 bin kişi ölmüştü. Bu rakam şehir nüfusunun üçte biri idi. İnsan kaybının yanında şehrin en güzel binaları ve villaları da yerle bir olmuştu. Şehrin valisi ve papazı da bu karmaşa sırasında şehri terk ederek Antakya’ya kaçmışlardı. 

Bu felaket sırasında yıkılan muhteşem bina ve villalar arasında ihtimal ki Haleplibahçe’deki Amazonlar villası da bulunuyordu. İki yıl önce tespit edilen Amazon Kraliçeleri Mozaiği ve yanındaki diğer mozaiklerin bulunduğu villalar yerle bir olmuş, mozaikler ise yaklaşık 2 metreye yakın çamur ve balçığın altında kalmıştı. Ta ki aradan 1482 yıl geçtikten sonra yani 2007 yılında tesadüfen bulunmuştu.

O sırada Urfa’ya özel ilgi duyan Jüstinyen henüz imparator olmamıştı ama bu felaketten oldukça etkilenmişti. İki yıl sonra tahta geçtiğinde (saltanatı 527-565) Urfa ile ilgili kafasındaki projeyi hayata geçirdi. O sırada Bizans ismini taşıyan başkent İstanbul’dan Urfa’ya bir baraj yapılması ve derenin akış yönünün değiştirilmesi için mühendisler ve yüklü miktarda para gönderdi. Uzun çalışmalar sonucunda dere yatağı değiştirilmiş ve akış yönüne de düz bir yol verilmişti. Ayrıca suyun dere yatağından geçişini kontrol altına alan ve risk ihtimalini ortadan kaldıran küçük bir baskın önleme duvarı da yapılmıştı. Şehir surlarında da gereken yerler elden geçirilmişti.

O dönemin Urfalıları efendileri olan imparatorun iyiliklerinden dolayı çok memnun kalmışlar ve hatta bir süre şehre “Justinianopolis” yani “Jüstinyen Kenti” adını vermişlerdi.

Günümüzde ziyarete açık olan bu Bizans mozaiklerini ziyaret ederken, tarihin tozlu sayfalarında bu alanın tarihi geçmişini de gözden geçirmek istedik…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com