banner2

Yaşanan şiddet olayları ve toplumsal sorunların çözümünün değerlerde saklı olduğunu belirten Dicle Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sabri Eyigün, sorunları aşmak için yeniden temel nedeninin toplumu oluşturan kesimlerin kendilerini,  kimliklerini güvencede hissetmemesi oluğunu söyledi.

Toplumun değerlerinden kopuk yaşadığı için sorunlarla karşı karşıya geldiğini belirten Eyigün, "Günümüzde yaşananlar, kimilerine göre Güneydoğu, kimilerine göre ise Kürt Sorunu olarak adlandırılır. Yaşan sorunun çözümü Anadolu değerlerinde saklıdır. Sorunun en önemli nedenlerinden biri toplumu oluşturan kesimlerin ortak değerlerden beslenmemesi ve kişilerin kendilerini, kimliklerini ve varlıklarını yeterince güvencede hissetmemesidir."dedi.

Herkesin kendi kimliğini rahatlıkla ifade etmesi gerektiğine dikkat çeken Eyigün, "Anadolu değerlerinde herkesin kimliğini rahatlıkla ifade etmesi, bir ötekileştirme değil de farklı bir yardımlaşmaya ve tanışmaya aracı olması demektir. Bu Kur’an-ı Kerim’in ayetleriyle de örtüşmektedir.  'Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da, birbirinizi tanıyasınız diye milletlere ve kabilelere ayırdık.' (Hucurat Suresi 13) Bu ayeti Bediüzzman şöyle İfade eder: 'Sizi taife taife, millet millet, kabile kabile yaratmışım, tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbirinizdeki hayat-ı içtimâiyeye ait münasebetlerinizi bilesiniz, birbirinize muâvenet edesiniz. Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki, yekdiğerinize karşı inkârla yabanî bakasınız, husûmet ve adâvet edesiniz değildir.” ifadelerini kullandı.

"Cumhuriyeti inşa ederken tekil bir kimlik üzerine odaklanılmış ve sadece batılı değerleri referans alan etno-seküler bir kimlik ortaya çıkarılmak istenilmiştir." diyen Eyigün, daha sonra şunları ifade etti: "Yeni çıkarılan bu kimlikten, başta muhafazakâr kesim olmak üzere toplumu oluşturan tüm kesimleri olumsuz etkilenmiştir. Daha çok yakın bir zamana kadar bu ülkede başını örttüğü için aşağılanan, işten çıkarılan, toplum dışına atılan, kısacası kendisini 'bir parya' olarak gören binlerce insan vardı. Bu insanlar kendilerini bu sisteme tam olarak aidiyet duygusuyla bağlı hissetmiyorlar. Bu noktada var olan sorunun çözümünün tekrar Anadolu değerlerinin yeniden inşasıyla mümkündür."

Toplumun farklı etnik unsurlarının geçmişte beraber yaşamı hoşgörüyle inşa ettiğini belirten Eyigün, "Anadolu değerleri denilince akla hoşgörü, farklılıkları kabul etme, komşuluk, önce insanlık gibi değerlerin yanı sıra Türk- Ermeni, Kürt- Türk, Türk- Musevi, Alevi-Sünni dostluğu ve komşuluk ilişkileri geliyordu." diye konuştu.

Etnik kimliğin normal bir duygu olduğunu ancak dikkat edilmezse bu duygunun zamanla kin ve nefrete dönüşebileceğine vurgu yapan Eyigün, "Etnik aidiyet duygusunun normal bir duygu olduğunu ancak bu duyguyla beraber uygun değerlerle verilmez ise bir diğerini inkâr etme, kendini yüceltme, diğerine düşmanlık üzerinde inşa edilen aidiyetler zamanla kin ve nefrete dönüşebilir. Bu hatayı herkesin yapabileceğini belirterek, 'geçmişte etno-seküler bir Türk kimliği inşa edildi diyenler, bugün aynı şekilde bir etno-seküler Kürt kimliği inşa etme çabası içindedirler." dedi.

(İLKHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner5

banner3