banner2

     İslam coğrafyası olarak büyük travmalar yaşadığımız bir dönemde Ortadoğu’nun fitne merkezi Siyonist İsrail ve batının emperyalist güçleri vahşi yüzlerini bir an bile göstermekten geri durmuyorlar. Özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin pek çoğunda baş gösteren İslamafobi tüm hızıyla artarak devam ediyor. Bu fobi öylesine bir hal almış ki adeta bir hastalık haline gelmiş durumda.

     Suriye, Filistin ve Arakan’da Müslümanlara yapılan katliamlara Birleşmiş Milletlerin yeterli tepkiyi göstermemesi, Göçmenlere karşı aşağılayıcı politikalar izlenmesi, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde Türk vatandaşlarına atlar ve itlerle saldırılar düzenlenmesi ve son olarak ABD’nin Kudüs’ü İsrail’e hediye etme girişimi bu İslamafobik davranışın boyutlarını göz önüne sermektedir. Osmanlı yıkıldığından beri bir türlü rahat yüzü görmeyen İslam coğrafyası, İmamesi kopan bir tespihin, dağılan taneleri gibi bir hal almış durumda.

    İşte bu zor durum yaşanırken ve kan ağlayan İslam coğrafyası umutsuz bir şekilde bir toparlanma beklerken geçmişinden ve köklü devlet geleneğinden   ilham alan Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan boş durmayarak ümmet için büyük çabalar sarf etti. Bu çabalar ve yürütülen başarılı diplomasi trafiği, Türkiye’nin büyük bir yükseliş trendine girmesine ve mazlum coğrafyanın umudunu yeniden taze tutmasına vesile oldu. Peki, ne yaptı Türkiye ve vermiş olduğu çabalar neticesinde son bir yılda emperyalizme karşı hangi kazanımlar elde etti? Birkaç madde halinde bunlara göz atalım.

  1. ABD ve İsrail’in İslam’ın adını karalamak, Türkiye’yi yıpratmak ve kuşatmak için kurmuş olduğu DAİŞ terör örgütüne “Fırat Kalkanı” operasyonunu düzenleyerek ağır bir darbe indirdi.
  2. Batı’nın İslamafobik ve ırkçı söylemlerine karşı dik bir duruş sergileyerek onlara boyun eğmedi. Gerekli olan her türlü tepkiyi mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde gösterdi. Örneğin Hollanda’nın bakanlarımıza karşı uyguladığı faşizan tutuma sert tepki göstererek bu ülkenin dış işleri bakanını istenmeyen adam ilan etti. Ayrıca ABD’nin vize yasağına aynı şekilde karşılık vererek gücünü gösterdi.
  3. ABD’nin Suriye’nin kuzeyini YPG ve PYD’ye peşkeş çekmesine karşılık sınıra büyük bir askeri yığınak yaparak Suriye’nin toprak bütünlüğünün kesinlikle bozulamayacağını söyledi. Ayrıca ABD’nin tetikçisi olan bu terör örgütlerine karşı yakın bir zamanda Afrin operasyonunu başlatarak sahada da mücadele etmesi an meselesi.
  4. Amerikan derin devleti ve Fetö tarafından türlü planlarla bozulmak istenen Türk –Rus ilişkilerini dinamik tutarak ve sağduyuyu elden bırakmayarak bu planları alt üst etti. Suriye konusunda da Rusya ve İran’la daha fazla işbirliği içine girerek ABD’yi bölgede devre dışı bıraktı.
  5. Türkiye, altmış yılı aşkın bir aradan sonra Cumhurbaşkanı düzeyinde Yunanistan’a ilk resmi ziyareti gerçekleştirerek ve Lozan’ı hatırlatarak Yunanistan’ın burada yaşayan Türklere karşı uyguladığı asimilasyon politikalarını eleştirdi ve burada yaşayan vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın sahipsiz olmadığını gösterdi. Böylece Yunanistan’ın hukuk dışı tavırlarını gözden geçirmesini sağladı.
  6. Türkiye, Myanmar’da Arakan’lı Müslümanlara karşı yapılan katliama da sessiz kalmamış hatta en fazla ses çıkaran ülke olmuştur. Bangladeş’e sığınan Müslümanlar, Başbakanımız tarafından ziyaret edilmiş ve onlara gereken her türlü destek Türkiye tarafından sunulmuştur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda’da Arakan’ın sesini, feryadını tüm dünyaya duyuran ülke Türkiye olmuştur.
  7. Yahudi lobisinin Büyük İsrail emelleri uğruna Barzani’nin sırtını sıvazlayarak ona sözde bağımsız bir Kürt devleti kurdurma girişimine Türkiye en sert tepkiyi göstermiş ve yapmış olduğu referandumdan dolayı Barzani ağır bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Perde arkasındaki İsrail’in hayalleri de bu vesileyle suya düşmüştür.
  8. ABD başkanı Trump’un akla ziyan bir şekilde Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi, Türkiye’de Cumhurbaşkanı’ndan halkın pek çok kesimine kadar protestolarla karşılanmış ve Kudüs’ün kırmızıçizgimiz olduğu devletimizce teyit edilmiştir. Bu olayın akabinde Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz büyük bir diplomasi trafiği başlatarak İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü toplantıya çağırmış ve Doğu Kudüs’ü Filistin’in işgal altındaki başkenti olarak ilan etmiştir. Bununla da yetinmeyerek konuyu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na taşımış ve Dünya’nın ABD’yi yalnız bırakmasını sağlamıştır. Türkiye, bu başarılı diplomatik girişimlerden sonra İslam ülkelerinde ümmet olma bilincini yeniden başlatmış ve Dünya’nın sözde süper gücü ABD’ye büyük bir tokat indirmiştir.
  9. Yıllarca emperyalist batı tarafından sömürülen Afrika’nın pek çok ülkesine iki-üç aylık periyotlarla Cumhurbaşkanı düzeyinde ziyaretlerde bulunarak Osmanlı bakiyesi olan bu ülkelerin emperyalizme karşı bir başkaldırıya girişmesine vesile oldu. Örneğin Cumhurbaşkanımızın birkaç gün önce Sudan’a gerçekleştirdiği ziyaretinde Sudan Parlamentosunda ve Hartum Üniversitesi’nde alkışlar, tekbirler eşliğinde karşılanması ve Sudan’ın “Türkiye ile yakınlaşmamızın sonucunda bir bedel ödeyeceksek buna hazırız” demesi bu başkaldırıya örnek verilebilir. Ayrıca Hartum Üniversitesi rektörünün Cumhurbaşkanımızın Kudüs konusunda yapmış olduğu liderliği vurgulaması, Türkiye’nin büyüklüğünü açıkça gösteriyor.

Konuyu özetleyecek olursak son söz olarak şunu söyleyebiliriz: Türkiye Cumhuriyeti devleti güçlü bir devlettir. Şanlı tarihinden aldığı köklü bir devlet geleneği ve tecrübesi vardır. Yüz yıl önce bu topraklar üzerinde oynanan ve başarıya ulaştığı sanılan sinsi planlar yeniden devre dışı bırakılıyor. Cumhurbaşkanıyla, Dışişleri Bakanıyla, hükümetiyle, milletiyle yeniden Cihanşümul bir devlet olma yolunda ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, attığı adımlarla, yapmış olduğu stratejik hamlelerle ve özellikle son bir yıldır kazandığı diplomatik ve askeri zaferlerle yarının müjdecisi konumundadır. Sözlerimizi uzatacak olursak ve örneklerimizi çoğaltırsak zaman da kitaplar dolusu cümleler de yetersiz kalacaktır. Bu nedenle sözlerimizi Venezüella Devlet Başkanı Nikolas Maduro’nun Türkiye hakkındaki şu sözleriyle noktalayalım. “Yeni bir gücün doğduğunu biliyoruz”…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zekerya saltık 3 hafta önce

İnşAllah daha da güçlü olacağız

Avatar
Muhammed 3 hafta önce

Değerli hocam çok güzel bir yazı başarılarının devamını diliyorum Rabbim yolunu hep açık etsin

banner4

banner7

banner3