banner2

Kamu Alacaklarına Türk Lirası Düzenlemesi

Sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Başbakan Binali Yıldırım, Kamu Alacaklarına Türk Lirası ile Tahsil Düzenlemesi getirildiğini söyledi.

 

AMME ALACAKLARININ TAHSİLİ USULU HAKKINDA YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER VE GETİRDİKLERİ
 
AMME ALACAKLARININ TAHSİLİ USULU HAKKINDA YAPILAN SON DEĞİŞİKLİKLER VE GETİRDİKLERİ
 
Mustafa ÇOLAK- Maliye Bakanlığı Daire Başkanı
 
I- GİRİŞ
 
Kamu alacaklarının tahsilini sağlamak üzere genel icra hukukunda yer alan düzenlemelerin dışında özel icra hukuku hükümleri içeren ve 21/7/1953 tarihinde kabul edilerek 1/1/1954 tarihinde yürürlüğe giren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bu güne kadar bazı değişikliklere uğramış olmakla birlikte temel düzenlemeleri korunmuş ve yapılan değişiklikler, genel olarak teknolojik ve ekonomik alanda meydana gelen gelişmelerin amme alacağının tahsiline yansıtılmasına ve icra hukukunda yer alan düzenlemeler karşısında amme alacağının durumunun ortaya konulmasına yönelik hükümleri içermiştir.
 
Bu anlamda 4.6.2008 tarihli ve 5766 sayılı Kanunla[1]; kamu alacaklarının tahsilinin güvence altına alınması amacıyla bazı işlemlerde borçlu olmama şartı aranılması ve Anayasa hükümleri esas alınarak bazı amme alacakları nedeniyle borçlunun yurt dışına çıkışının sınırlanabilmesine yönelik düzenlemeler ile mevcut hükümlerin uygulamasına ilişkin yargı kararları dikkate alınarak uygulamaya açıklık getiren düzenlemelere yer verilmekte, ayrıca amme alacağının tecili müessesesi yeniden ele alınarak çok zor durumda olan borçlulara borçlarını daha uygun şartlarla ödemeleri imkanı sağlanmaktadır.
 
Öngörülen değişiklikler ile 6183 sayılı Kanunun temel felsefesi korunarak amme alacaklarının daha süratle tahsiline imkan verilmesi amaçlanmakta ve bu değişiklikler dikkate alınarak ilgili bazı kanunlarda da değişiklik önerilmektedir.
 
Yazımızın ilerleyen bölümlerde, genel gerekçesi verilen sözkonusu kanunun 6183 sayılı Kanun uygulamalarında getirdiği son düzenlemeler incelenecektir. 
 
II- DEĞİŞİKLİKLERİN MADDE BAZINDA İNCELENMESİ
 
1- Kanunda Geçen Terimlerin Tanımları Genişletilmiş ve Netleştirilmiştir.


 
“21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan "Amme, tazminat, inzıbati mahiyette olsun olmasın bütün para cezalarını" ibaresi "Adli ve idari para cezalarını" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye "Takibat giderleri terimi:" ibaresinden önce gelmek üzere aşağıdaki terimler eklenmiştir. 

 
 
"Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi:

Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,

Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi:

Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,"
 
Madde ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Kanundaki terimler" başlıklı 3 üncü maddesinde değişiklik öngörülmektedir.
 
1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren ve ceza hukukunun yeniden düzenlenmesini temin eden temel ceza kanunları ile suç ve kabahatin tespiti, yargılanması, cezalandırılması ve infazı birbirinden ayrılmış ve suç için öngörülen para cezası adlî para cezası olarak tanımlanmışken, kabahat için öngörülen para cezası idari para cezası olarak tanımlanmıştır.
 
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun kapsamına giren para cezalarının kapsamının düzenlendiği Kanunun 3 üncü maddesindeki tanımda; para cezaları mahiyetleri itibarıyla isimlendirilerek bir kaç örnekle tanımlanmıştır. Ancak, yeni ceza hukuku düzenlemelerine bağlı olarak para cezasının örnekle tanımlanma ihtiyacı ortadan kalktığından para cezaları teriminin "Adli ve idari para cezalarını" şeklinde değiştirilmesi öngörülmüştür.
 
Diğer taraftan, Kanunun kamu alacağının ödenmesinden sorumlu tuttuğu şahıslara yönelik bazı hükümlerinde, bu şahıslar hakkında takip işlemlerine başlanılmadan önce amme alacağının asıl amme borçlusundan tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması şartı bulunmaktadır.
 
Söz konusu kavramlara açıklık getirmek ve uygulamada meydana gelen veya gelebilecek olan ihtilafları azaltmak amacıyla Kanunun aradığı bu şartın neyi kapsadığı terimler maddesinde açıklanmaktadır.
 
2- Amme Alacağı Ödenmeden İşlem Yapılamayacak Haller Tadadi Olarak Belirlenmiştir.
 
6183 sayılı Kanuna 22 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 22/A maddesi eklenmiştir.

"Amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları:

MADDE 22/A - 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumların bu Kanun kapsamında hak sahiplerine yapacakları ödemeler ile kanun, kararname ve diğer mevzuatla nakdi olarak sağlanan Devlet yardımları, teşvikler ve destekler nedeniyle yapılacak ödemelerde ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli tarifelerde yer alan ticaret sicil harçlarından kayıt ve tescil harçları, noter harçlarından senet, mukavelename ve kağıtlardan alınan harçlar, tapu ve kadastro harçlarından tapu işlemlerine ilişkin alınan harçlar, gemi ve liman harçları ile diploma harçları hariç olmak üzere (8) sayılı tarifeye konu harçlar ve trafik harçlarına mevzu işlemler ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcına mevzu işlemlerde; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğu getirmeye, bu kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Takibata selahiyetli tahsil dairesince, bu madde kapsamında getirilen zorunluluğa rağmen borcun olmadığına dair belgeyi aramaksızın işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara ikibin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. İdari para cezası, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasına karşı tebliğ tarihini takip eden otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir."
 
Kamu hizmetleri kamu tüzel kişileri tarafından kamu yararı gözetilerek topluma sunulan hizmetler olup, bu hizmetler genel ilke olarak ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kamu tüzel kişilerinin bu hizmetlerin oluşturmuş olduğu maliyetlerin finansmanında kullanacağı temel kamu gelirleri, kamu hukukundan kaynaklı olarak elde edilen vergi, resim ve harç gibi gelirlerdir.
 
Gelişmiş ülkelerde kamu hizmetleri genel ilke olarak ücret aranılmaksızın sunulmaktadır. Ancak, bu hizmetlerin finansman araçları olan kamu gelirlerini süresinde ödemeyerek temerrüde düşen kişilerin, kamu hizmetlerinden yararlanabilmeleri için ön koşul olarak ve temel haklar ile çelişmemek kaydıyla, bu borçlarının ödenmesi şartı aranılabilmektedir. Bu sayede bir yandan kamu alacaklarının zamanında ödenmesine yönelik bilinç oluşturulmakta, diğer taraftan da kamu alacakları korunmaktadır.
 
Ülkemizde de bazı mevzuatta yer alan hükümlerle kamu alacaklarının korunması için bazı hizmetlerden yararlanmak veya bazı hakları kullanmak "vergi borçlusu olmama" şartına bağlanmıştır. Buna örnek olarak kamu ihalelerine katılacakların "vergi borçlusu olmama" şartını taşıması gerektiği gösterilebilir.
 
Bu madde ile kamu alacaklarının tahsil usullerini düzenleyen 6183 sayılı Kanunun koruma hükümleri içerisine bir madde eklenmek suretiyle, daha genel bir düzenleme yapılması öngörülmüştür. Bu sayede kamu alacağının süresinde ödenmesi bilinci oluşturulmasına katkıda bulunulması ve kamu alacağının korunması temin edilecektir.
 
Düzenlemeyle, kamu hizmetlerinden yararlanmak için amme borcu bulunmaması koşulu, bazı hizmetler için getirilmektedir. Özellikle yargı harçları, icra ve iflas harçları, diğer yargı harçları, vergi yargısı harçları ve konsolosluk harçları ile ilgili işlemler madde kapsamı dışında tutulmakta, kapsama 492 sayılı Harçlar Kanunu ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan diğer harca mevzu işlemler alınmaktadır.
 
Diğer taraftan, hizmetten yararlanılabilmesi için ödenmiş olma şartı aranılan amme alacakları, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen alacaklar olarak sınırlandırılmaktadır. 
 
Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğunu getirme, zorunluluk kapsamına girecek amme alacaklarını tür, tutar ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etme, zorunluluk getirilen işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme konularında Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.
 
Verilen yetki çerçevesinde vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması zorunluluğunun öncelikle, silah taşınması ve bulundurulması, yapı kullanma izni alımı, eski eser ve define arama izni alımı, avcılık belgesi alımı, maden arama izni, özel yat kayıtları gibi işlemlerde getirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, belirlenecek olan işlemler sırasında bilişim teknolojisinden azami ölçüde yararlanılacak, kişilerin borçluluk durumlarına ilişkin belgeler elektronik ortamda verilebilecek ve böylece kamu hizmetinden yararlanmak isteyenlerin uygun zaman aralığı içinde bu hizmetten yararlandırılmaları sağlanacaktır.
 
Ayrıca, maddeyle getirilen zorunluluğa uymayanlara iki bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilmesi öngörülmektedir.
 
3- Limited Şirketlerde Eski ve Yeni Ortak Açısından Sorumluluk Halleri Belirgin Hale Getirilmiştir.
 
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde yer alan "şirketten tahsil imkanı bulunmayan" ibaresi "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."
 
Madde ile 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde ibare değişikliği yapılması ve maddeye iki fıkra eklenmesi öngörülmektedir.
 
Maddede yapılan ibare değişikliği ile limited şirketten tahsil edilemeyen dolayısıyla 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında takip edilmesi gereken kamu alacaklarından ikincil sorumlu olan şirket ortaklarının sorumluluklarının başlayabilmesi için açıklayıcı hüküm getirilmekte, limited şirketin amme borçlarından, eski ve yeni ortakların ne şekilde sorumlu olacakları hususu da düzenlenmektedir.
 
Maddede yapılan bir diğer düzenleme ile amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olması halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları belirtilmekte ve bu sorumluluk uygulamasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacaklarının, düzenlendikleri kanunlardaki kanuni ödeme sürelerinde ve/veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre verilen özel ödeme süreleri içinde farklı şahısların ortak olması halini de kapsadığı ifade edilmektedir.
 
Limited ortakların sorumluluğuna esas alınan amme alacaklarının doğduğu zamanlar, dönemleri ve ödeme zamanları kriterleri, yargı kararlarında da benimsenmiş, ancak bu zamanlarda farklı şahısların ortak olması halinde sorumlu tayininde kararlar içinde görüş birliğine varılamamıştır. Önerilen düzenleme, yargı kararları ile içtihat oluşturulamamış bu konulara açıklık getirerek ihtilafları azaltma amacını taşımaktadır.
 
Diğer taraftan yine yargı kararları da dikkate alınarak madde ile bu şahıslara müteselsil sorumluluk getirilmesi, bir yandan hisse devri yapan ortakların borcunu ödemesini sağlayacak, diğer yandan da devralan şahısların limited şirket hissesinin değerini borçluluk durumunu da göz önüne alarak belirlemesine imkan verecektir.
 
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun  “Amme alacaklarının korunması”  başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer koruma hükümleri yeterli şartların varlığı halinde, bu tebliğdeki düzenlemeler dikkate alınarak amme borçlusu sayılan ortak hakkında da uygulanacaktır.
 
Öte yandan dikkat edilmesi gereken başka bir nokta, 6183 sayılı Kanun kapsamına giren diğer amme alacakları (vergi ve buna bağlı alacaklar harici) açısından[2],  ortakların sermaye payları ölçüsünde kendilerine isabet eden vergi borcunun ödenmemesi veya ortaklardan tamamen veya kısmen vergi borcunun tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, kanuni temsilci olarak belirlenen ortaklar/3.şahıslar nezdinde müşterek ve müteselsilsen takip işlemlerine girişilecektir. Yani limited şirketlerle ilgili özel hüküm ve düzenleme nedeniyle öncelikle 6183/35 e göre sermaye payları ölçüsünde takibat, bu takibattan sonuç alınmaması durumunda ise kanuni temsilci sıfatını haiz olanlar nezdinde mükerrer 35 e göre müşterek-müteselsilen takibat yoluna gidilecektir. Ortakların tamamının müdür sıfatıyla kanuni temsilci sıfatına haiz olacakları durumunda ise takibin 35 inci madde hükmüne göre değil, mükerrer 35’inci madde hükmü uyarınca, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre, yürütüleceğini söylemek uygun olacaktır.

4-  6183 Sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Amme Alacaklarında Farklı Kanuni Temsilcilerin Sorumlulukları Net Bir Şekilde Tespit Edilerek, 213 Sayılı Kanundaki Sorumluluk Saklı Tutulmuştur.
 
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.

Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz."
 
Madde ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinde ibare değişikliği yapılması ve maddeye bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir.
 
Maddede yapılan  düzenleme ile amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olması halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları belirtilmekte ve bu sorumluluk uygulamasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacaklarının, düzenlendikleri kanunlardaki kanuni ödeme sürelerinde veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre verilen özel ödeme süreleri içinde farklı şahısların kanuni temsilci veya teşekkülü idare eden olması halini de kapsadığı ifade edilmektedir.

5- Yurtdışı Çıkış Yasağı Uygulaması, Pasaport Kanunu Metninden Çıkarılarak Tebliğ Uygulaması Yerine Yasal Altyapıya Kavuşturulmuştur.
 
6183 sayılı Kanuna 36 ncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 36/A maddesi eklenmiştir.

"Yurt dışı çıkış tahdidi:
MADDE 36/A - Devlete ait olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu Kanun hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurt dışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca engellenir.

Yurt dışı çıkış tahdidi, yüzbin Yeni Türk Lirası ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanır. Bakanlar Kurulu, bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye ve yeniden kanuni tutarına getirmeye yetkilidir.

Amme alacağına karşılık teminat alınması, alacağın tecil edilmesi, borçlunun aciz halinin tespit edilmesi, yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerde yurt dışı çıkış tahdidi, alacaklı tahsil dairesinin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılır.

Amme borçlusu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından kaldırılır. Bu fıkraya göre yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması yeniden tatbikine mani değildir.

Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan ve bu Kanuna göre amme borçlusu sayılan kişiler hakkında da bu maddede yer alan esaslara göre yurt dışı çıkış tahdidi uygulanır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir
."
 
Yurt dışına çıkış tahdidi uygulaması, 6183 sayılı Kanunun 1953 yılında Hükümet Tasarısı olarak Meclise sunulan metninde yer aldığı halde, Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 5682 sayılı Pasaport Kanununda yer aldığı gerekçesiyle Tasarı metninden çıkarılmıştır.
 
Yurt dışına çıkış tahdidi uygulamasına yönelik 5682 sayılı Pasaport Kanununun 22 nci maddesinde yer alan "…vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez." şeklindeki hüküm, “vergi borcu” ibaresinin amme alacaklarının tamamını kapsayıp kapsamadığı, hangi aşamada tahdit uygulanacağı, borcun limiti, tahdidin ne şekilde kaldırılacağı gibi hususları içermemektedir. Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin ancak Kanunla sınırlandırılabileceği ilkesi gereğince tahdidin sınırlarının Kanunla belirlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
 
Anayasa ilkeleri çerçevesinde, kamu alacaklarının tahsil güvenliğini sağlamak üzere "Yurt Dışına Çıkış Tahdidi" müessese olarak yeniden düzenlenmekte ve hazırlanan bu madde ile 6183 sayılı Kanunun kapsamına alınmaktadır.
 
Öngörülen düzenlemeye göre yurt dışına çıkış tahdidi, 6183 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre alacaklarını alacaklı amme idaresi sıfatıyla takip ve tahsil edebilen Devlet, il özel idaresi ve belediyeden yalnızca Devletin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen amme borçluları ile haklarında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçluları hakkında uygulanabilecektir.
 
Maddede tahdidin uygulanabilmesi için gerekli olan asgari amme alacağı tutarı belirlenmekte ve tutara yönelik belli oranlar çerçevesinde Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.
 
Ayrıca, yurt dışına çıkış tahdidinin hangi hallerde kaldırılacağı madde metninde açıkça belirtilmekte, yurt dışına çıkış tahdidinin kaldırılmış olmasının gerekli koşulların varlığı halinde yeniden tatbikine mani olmadığı madde metninde ifade edilmektedir.
 
Diğer taraftan madde ile daha önceki uygulamada da olduğu gibi, amme borcunun ödenmesinden amme borçlusu ile beraber ödeme sorumluluğu bulunan ve 6183 sayılı Kanunun amme borçlusu saydığı kişiler hakkında da bu tahdidin uygulanacağı belirtilerek açıklayıcı düzenleme yapılmakta, maddenin uygulamasına yönelik usul ve esasları belirlemek hususunda Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.
 
Sonuç itibariyle, getirilmesi düşünülen bahse konu düzenleme ile vergi hukuku sistematiğinde verginin yasallığı ilkesinin doğal bir yansıması olarak, zamanında ödenmeyen vergi borcunun takip ve tahsiline dair kuralların yasallarla hükme bağlanması olumlu bir gelişme olarak görülmektedir.
 
Bu bir yandan, özelde Anayasa’da ifadesini bulan temel hak ve hürriyetlerin ancak Kanunla sınırlandırılabileceği ilkesinden hareketle kişisel hürriyetlerin vergi borcundan dolayı kısıtlanabilmesinin yasalarla belirgin hale getirilmesine hizmet etmekle beraber, vergi borcunun ödenmemesi durumunda yurt dışı çıkış yasağı uygulamasının sınırlarını net ve anlaşılabilir bir tarzda çizerek hukuki güvenlik ilkesinin de sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Kısaca taslak ile verginin yasallığı ilkesinin temel prensiplerinden “yasasız vergi olmaz”, “temsilsiz vergi olmaz” ve “verginin belirgin olması” temel yaklaşımlarının vergi icra hukuku alanında uygulaması somut olarak ortaya konulmaktadır.[3]
 
6- Tecil Hükümleri Günümüz Koşullarına Göre Yeniden Yapılandırılmaktadır.
 
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası ve gecikme zammı alacakları iki yılı, bu alacaklar dışında kalan amme alacakları ise beş yılı" ibaresi "amme alacağı 36 ayı" şeklinde değiştirilmiş, maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Bakanlar Kurulu; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir."

"Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.

Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olan makamlar; tecil edilecek amme alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye yetkilidir."
 
Madde ile 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra eklenerek belli bir tutarın altında yer alan amme alacaklarının tecilinde teminat şartı kaldırılmakta, madde ile öngörülen tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde ise aşan kısmın yarısı olarak tayin edilmektedir. Böylece çok zor durumda olduğu halde teminat gösteremeyen amme borçlularına da tecil kapsamında borçlarını ödemeleri imkanı tanınmaktadır.
 
Teminat şartı aranılmayacak tecillerle ilgili olarak maddede yer alan tutarı on katına kadar arttırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır.
 
Maddenin mevcut dört ve beşinci fıkraları da değiştirilmektedir.
 
Dördüncü fıkrada yapılan değişiklik ile, haciz yapılmışsa mahcuz malın değeri tutarınca teminat yerine geçeceği kuralı korunmakta, ancak bu durumda hacizlerin hangi hallerde kaldırılacağı ve istenilmesi gereken teminat tutarına açıklık getirilmektedir. Yapılan düzenlemenin Kanunun teminata ilişkin hükümleri çerçevesinde teminat değişikliğine engel teşkil etmediği tabiidir.
 
Beşinci fıkrada yapılan değişiklikle ise, tecil yetkisini kullanacak ve bu yetkiyi devredecek olan makamların; tecil edilecek amme alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye yetkili oldukları hususlarına yönelik açıklayıcı hükümler öngörülmektedir. 
 
7- Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Borçlarının Taşınmaz Mal Devri İle Terkininin Sağlanmasına Yönelik Süre Uzatılmaktadır.
 
6183 sayılı Kanunun;

a) 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "iki senelik" ibaresi "kanuni" şeklinde değiştirilmiştir.
 
b) Geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "31.12.2007" ibaresi "31/12/2009" şeklinde değiştirilmiştir.
 
Madde ile 6183 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "iki senelik "ibaresi Kanunun 48 inci maddesinde yer alan azami tecil süresine uyum sağlamak amacıyla "kanuni" şeklinde değiştirilmekte, ayrıca uygulama süresi 31/12/2007 tarihinde sona ermekte olan  geçici 8 inci maddesinin uygulama  süresi uzatılmaktadır.
 
Süresi 31.12.2009 tarihine kadar uzatılan, 6183 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinde “31.12.2007 tarihine kadar uygulanmak üzere, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil 8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tâbi iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Kanuna tâbi faaliyeti devam eden kamu bankaları, büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bunlara ait tüzel kişilerin veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların, Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık, mülkiyeti bu idarelere ait ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan taşınmazlarından genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerce ihtiyaç duyulanlar ile 29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecek olanlar, 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 6. maddesine göre oluşturulacak komisyon tarafından takdir edilecek değeri üzerinden, borçlu kurumun da uygun görüşü alınarak bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin Maliye Bakanlığınca satın alınabilir. 
 
 
Bu idarelerin satın alınan taşınmazlarının tapu işlemlerine esas olan ve yukarıda belirtilen şekilde tespit edilen değerine eşit tutarda Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçları terkin edilir.
 
 

Bu madde hükmü, yukarıda sayılan kuruluşlar dışında kalan, borcunu ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen ve vergi dairelerine bu Kanun kapsamına giren borcu bulunan diğer mükelleflerin (tüzel kişiliği bulunanların ortaklarına ait olanlar dahil) taşınmazları için de uygulanabilir.
 
 

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.” 
hükmü yer almaktadır.
 
Bu hükme göre, 6183 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde yer verilen ve 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.01.2006 tarihinden itibaren özel bütçeli kamu idaresine dönüşen katma bütçeli kamu idarelerinin, 01.01.2006 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
 
6183 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden uygulamaya ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
 
1. Kapsam
 
1.1. Mükellefler
 
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık olarak taşınmazları Maliye Bakanlığınca satın alınabilecek olan mükellefler aşağıda sayılmıştır.
 a) Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil 08.06.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri.

 b) Madde metninde 4389 sayılı Kanuna tâbi faaliyeti devam eden kamu bankaları ibaresi yer almakla birlikte, 4389 sayılı Kanun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile mülga kılındığından, madde kapsamına dahil olan bankalar, 5411 sayılı Kanuna göre faaliyeti devam eden kamu bankalarıdır.

c) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, bunlara ait tüzel kişiler veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar.

d) Yukarıda sayılanlar dışında kalıp da borçlarını ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen diğer mükellefler.

1.2. Taşınmazlar
 
6183 sayılı Kanun kapsamına giren borçlara karşılık olmak üzere satın alınacak taşınmazların;

- 1.1. bölümünde belirtilen mükelleflerin mülkiyetinde bulunması,

- 1.1/d bölümünde belirtilen mükelleflerin tüzel kişilik olmaları halinde, tüzel kişiliğin mülkiyetinde ya da ortaklarının mülkiyetinde bulunması,

- Taşınmazların üzerinde, amme borçları dolayısıyla vergi dairesi tarafından konulanlar hariç olmak üzere, herhangi bir takyidatın bulunmaması,

- İmar planı geçen bölgeler içinde inşa edilmiş ve kamu hizmetlerinin sunulmasına elverişli bina halinde bulunması ya da bina inşaasına elverişli arsa veya 29.01.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek arazi ve arsa (üzerindeki bina ve müştemilat dahil) olması,

gerekmektedir.

2. Uygulama

6183 sayılı Kanun kapsamında borcu olan mükelleflerin bu borçlarına karşılık olarak teklif ettikleri taşınmazların alımı ve borçlarının terkini aşağıdaki usul ve esaslara göre yapılacaktır.

2.1. Başvuru Şekli

6183 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinden yararlanmak isteyen mükellefler bir dilekçe ile bağlı bulundukları vergi dairesine başvuracaklardır. Birden fazla vergi dairesine borcu bulunan mükellefler, başvuru tarihi itibarıyla yıllık gelir ve kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları yer vergi dairesine başvuruda bulunacaklar, bu başvurularında, borçlarının olduğu diğer vergi dairelerini de belirteceklerdir.

1.1/d bölümünde belirtilen mükelleflerden tüzel kişiliği bulunanların borçlarının terkinine yönelik olarak taşınmazını teklif eden ortaklar, başvurularını tüzel kişilikle birlikte tüzel kişiliğin bağlı bulunduğu vergi dairesine bir dilekçe ile yapacaklardır. Tüzel kişiliğin borcunun yanı sıra şahsi borcunun da aynı taşınmazla terkinini talep eden ortaklar, bu hususu dilekçelerinde ayrıca belirteceklerdir.

Mükellefler, Kanun kapsamındaki borçlarına karşılık olarak önerdikleri taşınmazların tapu senetlerinin bir örneği ile taşınmazı tanıtıcı dokümanları (imar durumunu ve binalar için yapı durumunu gösterir belge, takyidat durumunu da gösterir tapu kayıt örneği, broşür, fotoğraf vb.) dilekçe ekinde vergi dairesine vereceklerdir. Diğer taraftan, 1.1/d bölümünde belirtilen mükelleflerden, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler başvuru tarihinden önceki geçici vergi dönemini kapsayan bilançolarını, diğer mükellefler ise formu da dilekçelerine ekleyeceklerdir.
 
2.2. Vergi Dairesince Yapılacak İşlemler
 
1- Vergi dairesi mükellefin dilekçesi üzerine, 6183 sayılı Kanun kapsamına giren borçlarını tespit ederek, bir liste ile mükellefin başvuru dilekçesini ve eki belgeleri, önerilen taşınmazlara, hizmetlerinin yerine getirilmesinde genel bütçeye dahil daireler veya katma bütçeli idarelerce (01.01.2006 tarihinden itibaren özel bütçeli kamu idaresine dönüşenler) ihtiyaç duyulup duyulmadığının tespit edilmesi amacıyla, bir üst yazı ile Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık Gelir Müdürlüğü vasıtasıyla Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğüne aktaracaktır.
 
2- Önerilen taşınmazlara genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerince veya katma bütçeli idarelerce (01.01.2006 tarihinden itibaren özel bütçeli kamu idaresine dönüşenler) ihtiyaç duyulduğunun Milli Emlak Müdürlüğünce bildirilmesi üzerine, vergi daireleri, mükellefin amme borçlarını ödemede “çok zor duruma” düşüp düşmediğinin tespit edilmesi amacıyla dosyayı incelemeye sevk edecektir.
 
Gerek tüzel kişiliğin gerekse şahsi borçlarının terkini için kendi mal varlığında bulunan taşınmazı teklif eden ortakların bu taleplerinin değerlendirilmesinde tüzel kişiliğin ve ortağın “çok zor durumda” olma şartı ayrı ayrı aranılacağından inceleme her iki mükellef için de ayrı ayrı yapılacaktır. İnceleme sonucunda, mükelleflerden birinin çok zor durumda olduğunun tespiti halinde, talep çok zor durumda olan mükellefin borçları açısından değerlendirilecektir. Ancak, sadece tüzel kişiliğin borçlarına karşılık maliki olduğu taşınmazı teklif eden ortak için ayrıca çok zor durumda olma şartı aranılmayacaktır.
 
3- Mükellef nezdinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ile mükellefin amme borçlarını ödemede “çok zor duruma” düştüğünün tespit edilmesi halinde, vergi dairesi kıymet takdir işlemlerinin başlatılması amacıyla durumu bir yazı ile Milli Emlak Dairesi Başkanlığına/Milli Emlak Müdürlüğüne bildirecektir. Yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda borçlarını ödemede “çok zor duruma” düşmediği belirtilen mükelleflerle ilgili olarak bu uygulama çerçevesinde herhangi bir işlem yapılamayacağı bir yazı ile mükellefe ve Milli Emlak Dairesi Başkanlığına/Milli Emlak Müdürlüğüne bildirilecektir.
 
4- Taşınmazın, 6183 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi hükmüne göre alımının uygun görülmesi halinde Milli Emlak Dairesi Başkanlığı/Milli Emlak Müdürlüğü/Mal Müdürlüğü tarafından taşınmazın Hazine adına tescil işlemleri yapılacak ve bu durumun bildirilmesi üzerine vergi dairesi belirlenen usule uygun olarak mükellefin borçlarının terkin işlemlerini gerçekleştirerek durumu mükellefe bildirecektir.

2.3. Kıymet Takdiri

Taşınmazların kıymet takdir işlemleri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 6. maddesine göre oluşturulacak komisyonlar tarafından yapılacaktır.
 
8- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen şirket ve bankalardaki kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair sınırlamalar ve yeni tanımlamalar getirilmektedir.
 
19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa, geçici 25 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 26 - 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi; Fon tarafından devralınan şirketlerde Fon aleyhine, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi;  Fonun veya Fon personelinin kayyım sıfatı ile atandığı şirketlerde Fon ve Fon personeli aleyhine, bu Kanun ve mülga Bankalar kanunları kapsamında banka ve şirketlerde Bakan, Kurul veya Fon Kurulu tarafından görevlendirilen kişiler aleyhine uygulanmaz.

Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi ile mükerrer 35 inci maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,

a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,

b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,

c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,

kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir.
 “
 
Madde ile,
 
1- Fon tarafından devralınan şirketlerde görevlendirilenlerin ve Fon hükmi şahsiyetinin,  6183 sayılı Kanunun 35 ve mükerrer 35 nci madde hükümlerden muaf tutulduğu ve uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır.
 
2- Fona intikal eden ve takip-tahsilat işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya kadar, temsil yetkisi verilmiş kişilerin kanuni temsilci olarak sorumlu tutulma tanım ve süreleri hüküm altına alınmaktadır.
 
9- Sportif Alanda Faaliyette Bulunan Spor Kulüplerinin Ödenmemiş Borçlarına 10 Yıla Kadar Teminatsız Tecil ve Taksitlendirme İmkânı Getirilmektedir.
 
“GEÇİCİ MADDE 2- 30/6/2008 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak müracaatlara uygulanmak üzere; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerinin, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenmesi gereken ve 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip edilen borçları ile sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezaları borçları ve bunlara ilişkin gecikme zammı ve gecikme cezasından oluşan borçları ve 16/8/1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanuna göre alınan eğitime katkı payı ve buna bağlı gecikme zamlarından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla (ödeme süresi başlamış vadesi geçmemiş olan alacaklar dahil) vadesi geldiği halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olanlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinde aranılan şartlar çerçevesinde müracaat tarihinden itibaren 10 yılı aşmamak üzere ve azami tecil süresine ilişkin uygulanmakta olan tecil faizi oranının 1/6’sı dikkate alınmak suretiyle teminat alınmaksızın tecil edilebilir.
 
Bu madde kapsamına giren alacakların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine veya 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına göre ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçluların birinci fıkra hükmünden yararlanmak istemeleri halinde, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil geçerli sayılır. Kalan taksit tutarlarına verilecek sürenin hesabında ilk tecil tarihi dikkate alınır.
 
Bu madde hükmünden yararlanmak üzere başvuran ve borçları bu madde kapsamında taksitlendirilen spor kulüplerinin, tecil ve taksitlendirme devam ettiği süre içerisinde, tecil müracaat tarihinden itibaren tahakkuk edecek gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve sigorta primlerini, vade tarihlerinde yapılacak müracaatlara istinaden 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil edilenler hariç olmak üzere, bir takvim yılı içerisinde üç defadan fazla vadesinde tam olarak ödememeleri veya üç defadan fazla olmamakla birlikte takvim yılı içinde süresinde ödenmeyen bu vergi ve sigorta primlerinin gecikme cezası, gecikme zammı, gecikme faizi, bunlara ait vergi cezaları ve bunlara ilişkin idari para cezaları ile birlikte takvim yılı sonuna kadar ödememeleri halinde bu madde kapsamında yapılmış olan tecil ve taksitlendirme hükümsüz kalır.”
 
Sözkonusu maddenin uygulanması ise aşağıdaki açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir:

9.1-Madde Hükmünden Yararlanabilecek Mükellefler

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile yapılan düzenlemeden; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye'de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüpleri yararlanabilecektir.

Spor kulüplerinin dernek ya da şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde hükmünden yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.

9.2-Alacaklı Amme İdaresi

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile yapılan düzenleme, Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı sigorta müdürlüklerine ödenmesi gereken alacakları kapsadığından, bu madde hükmü çerçevesinde diğer alacaklı amme idarelerinin tecil yapmaları mümkün değildir.

9.3- Alacağın Türü ve Vadesi

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi çerçevesinde yapılan müracaatlar üzerine tecil edilebilecek alacaklar; maddenin yürürlüğe girdiği 06.06.2008 tarihi itibarıyla (ödeme süresi başlamış vadesi geçmemiş olan alacaklar dahil) vadesi geldiği halde bu tarih itibarıyla ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip edilen amme alacakları ile sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezaları borçları ve bunlara ilişkin gecikme zammı ve gecikme cezasından oluşan borçları ve 4306 sayılı Kanuna göre alınan eğitime katkı payı ve buna bağlı gecikme zamlarıdır.

9.4- Uygulama Esasları

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin Bakanlığımız teşkilatınca takip ve tahsil edilen amme alacakları açısından uygulamasına ilişkin esaslar aşağıda açıklanmıştır.

a- Başvuru Süresi ve Şekli

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi, 30.06.2008 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak müracaatlara uygulanabileceğinden, madde hükmünden yararlanmak isteyen spor kulüplerinin bağlı bulundukları vergi dairelerine bu tarihe kadar yazılı olarak tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmaları zorunludur.

Aynı il veya farklı illerde birden fazla vergi dairesine olan borçları için madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin her bir vergi dairesine ayrı ayrı yazılı başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre yapılacak tecil ve taksitlendirme taleplerinde aranılan şartlar, 5766 sayılı Kanuna göre yapılacak taleplerde de aranılacağından, yazılı başvuruların eksiksiz doldurulan "Erteleme ve Taksitlendirme Talep ve Değerlendirme Formu" ile birlikte yapılması zorunludur.

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükmünden, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüpleri yararlanacağından, mükelleflerin, başvuru sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu veya özerk spor federasyonunca tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten belgeyi de ibraz etmeleri gerekmektedir.

Madde hükmüne göre yapılacak tecillerde, amme alacaklarının türü açısından ayırım yapılmaksızın kapsama giren tüm alacaklar tecil edilebilecektir. Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen spor kulüpleri, kapsama giren toplam borçları için talepte bulunabilecekleri gibi sadece istedikleri dönem ve alacak türleri açısından da talepte bulunabileceklerdir. Ancak, tecil taleplerinin alacak aslı ile birlikte fer'ilerini de içermesi şartı aranılacaktır.

b- Tecil Süresi, Teminat ve Tecil Faizi Oranı
 
5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde, madde kapsamına alınan borçların 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde aranılan şartlar çerçevesinde tecil edilebileceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi hükmünden farklı olarak, 5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi çerçevesinde yapılacak tecillerde;              

- Tecil süresi, müracaat tarihinden itibaren azami 10 yıl olarak uygulanabilecektir.              
- Teminat aranılmayacaktır.            
- Taksitlerle birlikte tahsili gereken tecil faizi oranı, azami tecil süresine ilişkin uygulanmakta olan faiz oranının 1/6'sı olarak dikkate alınacaktır.             

6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi uyarınca yapılacak  tecillere  halen yıllık % 24 oranında tecil faizi uygulandığından, azami tecil süresine uygulanan tecil faizi oranında değişiklik yapılmadığı sürece 5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi çerçevesinde yapılacak tecillerde uygulanacak yıllık tecil faizi oranı (%24/6=) %4 olacaktır.

c- Borç Tutarının Tespiti

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine göre tecil talebinde bulunan spor kulüplerinin, tecilini talep ettikleri borç asıllarına, vade tarihinden tecil talep tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen süre için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı hesaplanacaktır.

Tecil talebinin kabul edilmesi halinde ise borca, tecil talep tarihinden (bu tarih dahil), ödeme tarihine kadar (bu tarih dahil) geçen süre için tecil faizi uygulanacak ve taksitlerle birlikte tahsil edilecektir. Tecil faizi ödenecek taksit tutarları esas alınarak, Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

—    5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce tecil edilip de tecil şartlarına uygun ödenmekte olan alacaklar              

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 06.06.2008 tarihinden önce 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre veya 5228 sayılı Kanunun[2] geçici 6 ncı maddesine göre tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacakları ile ilgili olarak bu madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, kalan taksit tutarlarının bu madde kapsamında tecilini talep etmeleri gerekmektedir.              

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi kapsamında yaptıkları tecil talebi kabul edilen mükelleflerin, daha önce tecil şartlarına uygun olarak ödedikleri taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacak, kalan borçları için verilecek tecil süresinin hesabında ilk tecil tarihi dikkate alınacaktır.              

Bu şekilde tecil edilen amme alacaklarının, 5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 06.06.2008 tarihinden sonra ödenmesi gereken taksit tutarlarına, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için geçerli olan oranlarda, bu tarihten itibaren de uygulanmakta olan azami tecil süresine uygulanan tecil faizi oranının 1/6'sı oranında tecil faizi uygulanacaktır.
5776 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 06.06.2008 tarihinden önce 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olan amme alacakları ile ilgili olarak bu madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan mükelleflerin, kalan taksit tutarlarına, 06.06.2008 tarihine kadar geçen süreler için geçerli olan oranlarda, bu tarihten itibaren de uygulanmakta olan azami tecil süresine uygulanan tecil faizinin 1/6' sı oranında tecil faizi uygulanacaktır.

—    5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tecil talepleri

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunulduğu halde bu tarih itibarıyla sonuçlandırılmamış olan tecil taleplerine istinaden tecil edilecek olan amme alacaklarına; tecil talep tarihinden anılan maddenin yürürlüğe girdiği 06.06.2008 tarihine kadar geçen süre için geçerli olan oranda, bu tarihten itibaren de azami tecil süresine ilişkin uygulanmakta olan tecil faizi oranının 1/6'sı  oranında tecil faizi [(%24/6=) %4 oranı] uygulanacaktır.

Bu durumda olan mükelleflerden, mevcut talepleri için 5766 sayılı Kanun hükümlerine göre ayrıca tecil talebi aranılmayacak, mevcut talebin 5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde öngörülen azami süreye ilişkin olduğu kabul edilecektir. Ancak, mevcut tecil talepleri tüm borçlarına ilişkin olmayan mükelleflerin, talepte bulunmadıkları diğer borçları için de bu madde kapsamında tecil talep etmeleri mümkün bulunmaktadır.              

d-Tecilin Hükümsüz Sayılması

5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde bu madde kapsamında yapılan tecillere ilişkin olarak 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre öngörülen şartlara ilave olarak, borçları bu madde kapsamında taksitlendirilen spor kulüplerinin, tecil ve taksitlendirme devam ettiği süre içerisinde, tecil müracaat tarihinden itibaren tahakkuk edecek gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi borçlarını (vade tarihlerinde yapılacak müracaatlara istinaden 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil edilenler hariç) düzenli olarak ödemeleri şartı getirilmiştir.

Borçları bu madde kapsamında taksitlendirilen spor kulüplerinin;

- Bir takvim yılı içerisinde gelir (stopaj) vergisi ve katma değer vergisi borçlarını üç defadan fazla vadesinde tam olarak ödememeleri,

- Üç defadan fazla olmamakla birlikte takvim yılı içinde süresinde ödenmeyen gelir (stopaj) ve katma değer vergisini, gecikme zammı, gecikme faizi ve bunlara ait vergi cezaları ile birlikte takvim yılı sonuna kadar ödememeleri,

Hallerinde, bu madde kapsamında yapılmış olan tecil ve taksitlendirmelere uygun ödemeler yapılsa dahi 5766 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine göre yapılmış tecil ve taksitlendirmeler hükümsüz sayılacaktır.[4]
 
 
 


[1] Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 6.6.2008 tarih ve 26898(Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
 
[2] Konu ile ilgili hangi alacakların hangi Kanun kapsamında(213 sayılı Kanunun 10 uncu ila 6183 sayılı kanunun mükerrer 35) takip edileceği konusunda idari muktezalar ve yargı kararları arasında farklılıklar bulunduğundan yazımız yargı kararı çerçevesinde şekillendirilmiştir.
 
[3] ÇOLAK, Mustafa Yaklaşım Dergisi, Mayıs 2008
 
[4] Seri:B, Sıra No:2 Tahsilat Genel Tebliği: 12.6.2008 tarih ve 26904 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner3